a
Ana SayfaFatiha Suresi10. İkincisi: Cenab-ı Hakk’ın ismi, zat-ı akdesine ayn olduğu cihetle lafza-i celal…

10. İkincisi: Cenab-ı Hakk’ın ismi, zat-ı akdesine ayn olduğu cihetle lafza-i celal…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

İkincisi: Cenab-ı Hakk’ın ismi, zat-ı akdesine ayn olduğu cihetle lafza-i celal, sıfat-ı ayniyeye işarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

Allah ism-i şerifi Cenab-ı Hakk’ın bizzat zatına delalet eden bir isimdir. Bu sebeple, Allah ism-i şerifi sıfat-ı ayniyeye işaret etmektedir. Aynî sıfatlar yalnızca Allah’a mahsus olup başka varlıklarda bulunmayan sıfatlardır. Bu sıfatlara zatî sıfatlar da denilir.

Bu sıfatlar şunladır: Vücud, kıdem, beka, vahdaniyet, kıyam bi-nefsihi ve muhalefetün li’l havâdis.

İşte Allah lafza-i celali bu sıfatlara işaret eder. Nasıl işaret ettiğine geçmeden önce Allah ism-i şerifinin kıymeti hakkında biraz konuşalım:

Bu kâinatın sahibi ve bu âlem sarayının sultanı ve bu mülkün maliki olan zatın adı Allah’tır. Ve kitabında kendinden bahsederken  اَنَا اللَّهُ  “Ben Allah’ım.” demektedir. Bu ism-i şerifi diğer isimlerden ayıran bazı özellikleri vardır. Konumuzla ilgili bazı özelliklerini kısaca beyan edelim:

1. Allah ism-i şerifi esmâ-i hüsnâ içinde asıl olup diğer isimler bu isme izafe edilmektedir.

Mesela “Şafi, Allah’ın bir ismidir.” denilir ama “Allah, Şafi’nin bir ismidir.” denilmez. Ya da “Rahman, Allah’ın bir ismidir.” denilir ancak “Allah, Rahman’ın bir ismidir.” denilmez. Yani Allah ismi asıl olup diğer isimler ona izafe edilmektedir.

2. Allah ism-i şerifi ism-i alemdir yani özel isimdir. Mecaz yoluyla da olsa başkası için bu isim kullanılamaz. Bu isim Allah’a has ve ancak ona işaret eden bir isimdir.

İlahlık davasına kalkışan Firavun dahi  اَنَا رَبُّكُمُ اْلاَعْلَى  “Ben sizin yüce Rabbinizim.” demiş fakat  اَنَا اللَّهُ  “Ben Allah’ım.” diyememiştir. Allah’ın “Rab” ismini kullanırken, Allah ismini kullanmaya cüret edememiştir.

Yine Mekke müşrikleri Kâbe’nin etrafını 360 putla doldurmuşlar, her birine farklı isimler vermişler ama hiç birine “Allah” diyememişlerdir. Demek, bu isim ancak ve ancak Allah’a mahsus bir isimdir.

3. İmana girmek kelime-i şehadet ile mümkündür. İmanın temeli olan kelime-i şehadet de ancak Allah ismi ile kabul olmaktadır.

Mesela bir gayrimüslim Müslüman olmak için  أَشَهَدُ أَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللَّهُ  yerine  أَشَهَدُ أَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ الرَّحمْنُ  dese veya  أَشَهَدُ أَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ الْمَلِكُ  dese İslam’a girmiş olmaz. Çünkü Allah ismi tek ve ortaksız olarak Cenab-ı Hakk’ın zatını ifade eden ism-i alemdir. İsm-i alemde ortaklık manasını düşünmek mümkün değildir. Bunun için bu isimde hakiki bir tevhid vardır. Diğer isimlerde ise bu hakiki tevhid olmadığından ve onlar ile Allah’ın birliği tam manasıyla ikrar edilmediğinden dolayı iman kabul edilmez.

4. Bu özellikleri sebebiyle, Allah isminin manasında bir toplayıcılık vardır. Diğer isimlerde ise bu toplayıcılık yoktur. Diğer isimler sadece bir manaya işaret ederler.

Mesela “el-Hâdi” ismi sadece “hidayet veren” manasındadır. “en-Nâfi” ismi sadece “menfaat veren” manasındadır. “el-Hâlık” ismi sadece “yaratıcı” manasındadır. Fakat Allah ismi bunlardaki ve diğer bütün isimlerdeki manaların hepsini toplu bir şekilde ifade eder. Şöyle ki:

Nasıl ki güneş dediğimizde yedi rengi olan, ısısı olan, ışığı olan bir ışık kaynağı aklımıza gelir. Bu sıfatları kendinde bulunduramayan güneş olamaz. Aynen bunun gibi, Allah denildiğinde de bütün kemal sıfatları ve isimleri kendinde bulunduran Zat-ı Akdes akla gelir. Bu isim ve sıfatları kendinde bulunduramayana Allah denilmez.

Yani Allah olabilmesi için vücud, kıdem, beka, vahdaniyet, kıyam bi-nefsihi ve muhalefetün li’l-havâdis gibi sıfatlara sahip olması gerekir. Bu sıfatlara sahip olmayana Allah denilmez. Hatta bu sırdandır ki bu manadaki topluluğu düşünerek “Allah” diyen bir kimse Cenab-ı Hakk’ı bütün isim ve sıfatlarıyla zikretmiş olur.

İşte “Cenab-ı Hakk’ın ismi zat-ı akdesine ayn olduğu cihetle lafza-i celal sıfat-ı ayniyeye işarettir.” cümlesiyle anlatılmak istenen mana budur. Allah ism-i şerifi sadece ve sadece Zat-ı Akdes olan yani zatı her türlü kusur ve noksandan sonsuz derece uzak olan Allah için kullanılmıştır. Diğer isimler mecazi olarak mahlûklara verilebilirken, bu isim sadece Allah’a mahsus kalmış ve O’na işaret etmiştir.

Bu ism-i şerifin aynî sıfatlara işareti de şu şekildedir:

Nasıl ki güneşin ışıksız, ısısız ve yedi renksiz olması düşünülemez. Eğer güneşse bu sıfatlara sahip olmalıdır. Yok, sahip değilse o zaten güneş değildir.

Aynen bunun gibi, Allah’ın da vücud, kıdem, beka, vahdaniyet, kıyam bi-nefsihi ve muhalefetün li’l-havâdis sıfatlarına sahip olmaması düşünülemez. Zira bu sıfatlara sahip olamayana “Allah” denilmez. Madem O’na “Allah” denilmiş o hâlde bu sıfatların tamamına sahiptir ve bu sıfatlar O’nun zatının sıfatlarıdır. Yani aynî ya da diğer ismiyle zatî sıfatlarıdır.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin