10. Kâfir ebedi azabı niçin hak eder? (3)

Eserimizin Onuncu Dersindeyiz. Sekizinci Dersimizde şu sorunun cevabına başlamıştık:

– Kâfir kısa bir süre dünyada kalır ve bu süre zarfında günah işler. Kısa bir zamanda işlenen günahlara ebedi ceza vermek adalet ve hikmete uygun mudur?

Bu soruya cevaben şöyle demiştik:

“Evet, kâfir kısa bir süre yaşar, ama bu kısa sürede nihayetsiz cinayetler işler. Nihayetsiz cinayetlerin cezası, nihayetsiz azaptır.”

İşte böyle demiş ve kâfirin iki Cinayetini izah etmiştik. Bu dersimizde Üçüncü Cinayeti işleyeceğiz.

Kâfirin Üçüncü Cinayeti, mahlukatın ibadetini ve tesbihini inkar etmesidir. Şimdi, bu cinayete dair hazırladığımız videoyu seyredelim…

VİDEO METNİ

Kâfirin küfrü sebebiyle cehennemde ebedi olarak kalacağını Rabbimiz kitabında bizlere birçok ayeti ile haber veriyor.

– Peki, Allah’ın sonsuz rahmeti kâfirin ebedi cehennemde kalmasına nasıl müsaade ediyor?

Bizler bu dersimizde ebedi cehenneme girecek olan kâfirin işlemiş olduğu başka bir cinayetten bahsedeceğiz. Ta ki küfrün içerisinde ne büyük zulümler ve cinayetler olduğu ve ebedi cehennemi nasıl netice verdiği daha iyi anlaşılsın.

Şu âlemde her bir varlık kendine mahsus bir dil ile Rabbini tesbih etmekte ve ona ibadet etmektedir. Allah’ı inkâr eden bir kâfir tüm o varlıkların o yüksek tesbih ve ibadetlerini inkâr ederek, hem ulûhiyetin izzetine hem de ibadet eden tüm varlıkların hukukuna tecavüz ederek öyle büyük bir cinayet işler ki affı mümkün olmadığı gibi ebedi bir azapla cezalandırılması tam bir adalet ve hikmettir.

Şimdi mahlûkatın Allah’a olan ibadet ve tesbihlerini görelim:

Varlıkların fıtri vazifeleri onların ibadetleridir. İnsanın ibadeti örneğin namaz kılmaksa, bir koyunun ibadeti süt vermektir. Arının ibadeti bal yapmaktır. Ağacın ibadeti meyve vermektir. Birer kazık hükmünde yaratılan dağların ibadeti; yeryüzünü sarsıntılardan korumaktır. Böyle her bir varlık kendine mahsus bir vazifeyle ibadet ettiği gibi yine kendine mahsus bir dil ile de rabbini tesbih etmektedir. Rabbimiz kitabında şöyle buyurmaktadır:

“Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah’ı tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerinin farkında değilsiniz.” (İsra, 17/44)

Her bir varlık Rabbini hamd ile tesbih etmekte, kendilerinde tecelli eden güzel isimleri kendi lisanlarıyla zikretmektedir.

Mesela bir kuş yoktan yaratılması cihetiyle, Allah’ı Hâlık, Mübdi ve Mucid isimleriyle tesbih ettiği gibi güzelliğiyle Mücemmil, ziynetiyle Müzeyyin ismiyle tesbih etmektedir. Mükemmelen rızıklanması ve ihtiyacının karşılanmasıyla Rezzak, Mukit ve Vehhab isimleriyle Allah’ı zikrettiği gibi rengiyle Ya Mülevvin, suretiyle Ya Musavvir diyerek Rabbini tesbih etmektedir. Hayatıyla Ya Muhyi, ölümüyle Ya Mümit demekle bir tesbihi, bir vazifesi vardır.

Bu kuş gibi her bir varlık onlarca isimle Rabbini zikretmekte ve ibadet etmektedir. İşte tüm varlıkların zikir ve ibadetleri ile yeryüzü bir mescid hükmüne geçmiştir. Her bir varlık ise o mescidde tesbih eden bir müsebbih, onu zikreden bir zakir ve ona ibadet eden bir abiddir.

İşte kâfir şu kâinat mescidine girmiş o mescidin zikreden zakirlerine, ibadet eden abidlerine, karşı bir düşman vaziyeti alarak onları tahkir etmiş, ibadetleri ile dalga geçmiş ve onları vazifesiz başıbozuklar olarak görmekle öyle büyük bir hakaret, zulüm ve iftira etmiştir ki, bu zulüm ve cinayetinin büyüklüğü ile kendini ebedi bir cezaya mahkûm etmiştir.

Şimdi kâfirin ebedi cehennemde kalmasını kabul edemeyen kişiye soruyoruz:

– Siz kendi vazifenizde gayretle çalışırken birisi size “Sen ne iş yaparsın, bir işe yaramazsın.” diyerek sizi vazifesiz ve boş birisi olarak görmesi, sizin hukukunuza karşı ne derece bir zulüm ve iftiradır, bunu kalbinizde hissedersiniz.

Şimdi kendisine işsiz vazifesiz denilmesine tahammülü olmayan bir insanın, şu kâinat mescidinde ibadet ve tesbih noktasında yüksek bir makamda bulunan tüm varlıkları böyle ehemmiyetsiz, vazifesiz görerek onları tahkir etmesi, tüm mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve manevî bir zulüm değil midir?

Evet, herkes, kâinatı kendi âyinesiyle görür. Hüzünlü, ağlayan bir insan tüm âlemi kendisi gibi hüzünlü görür. Gayet sevinçli ve neşeli bir insan tüm kâinatı neşeli ve güler bir şekilde görür. Tefekkür ve ibadet ile tesbih eden birisi tüm varlıkları kendisi gibi bir ibadet ve zikir içinde gördüğü gibi. İnkâr ile ibadetten uzak olan bir adam da tüm âlemi ve içindeki varlıkları kendisi gibi boş, manasız ve vazifesiz görür ve manen o varlıkların hukukuna tecavüz eder.

Şimdi soruyoruz:

– Kâfir Allah’ı inkâr etmekle tüm mahlûkatın ibadetlerini ve tesbihlerini inkâr etmiş midir? Evet, etmiştir.

– Peki, hukukuna tecavüz edilen mahlûkatın sayısı nedir?

Kur’an’ın ifadesiyle “yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar” kadardır?

Evet, akıl bu sayıyı kavramaktan acizdir.

Peki, kâfir kısa bir ömürde bu günahı işlemiştir. Kendisine ebedi bir ömür verilse ebediyen bu küfrü işleyeceği muhakkaktır. Çünkü kâfirin cevher-i ruhu bozulmuştur. Bu itibarla o bozulmuş olan kalbin sonsuz bir cinayete istidadı vardır.

Madem küfür sayısız hukuka bir tecavüzdür; elbette hadsiz bir cinayettir. Öyle ise hadsiz bir azaba kendini müstehak eder.

Madem bir dakikalık adam öldürme suçuna, on beş sene ceza -ki bu sekiz milyona yakın dakika eder- bu hapis cezasını çekmesini beşerin adaleti kabul edip hikmete ve maslahata uygun görmüşlerdir.

Evet, şimdi bir hesap yapacağız. Konuyu anlayabilmek için bir dakika küfrü bin adam öldürme kadar kabul edeceğiz, aslında bir dakika küfrü mahlûkatın âdetiyle çarpmamız gerek.  Fakat o zaman rakamları kavrayamayacağımız için bir dakika küfrü bin adam öldürme kadar kabul edeceğiz.

Bu hesaba göre:

1 Dakika Küfür           => 1.000 adam öldürme kadar olsa,

1 Dakika Küfür            =>  15.000 (on beş bin) sene hapis cezasını gerektirir.

1 Saat Küfür ise            =>  900.000 (dokuz yüz bin ) sene hapis cezasını gerekli kılmaktadır.

1 Gün Küfür üzere yaşayan  =>  21.600.000 (21 milyon 600 bin) sene hapis cezasını

1 Sene Küfür üzere yaşayan ise  =>  7.884.000.000 (7 milyar 884 milyon ) sene hapis cezasına çarptırılmalıdır.

60 Sene Küfür üzere yaşayan birisinin =>  473.040.000.000 (473 milyar 40 milyon) sene hapis cezasını çekmesi beşerin kanunuyla adalettir.

Hem bizler bu hesaba bir dakika küfrü bin adam öldürme kadar kabul ettiğimizde ulaştık.  Aslında bir dakika küfrü mahlûkatın âdetiyle çarpmamız gerek.  İşte o zaman Kâfirin ebedi bir cezayla cezalandırılmasını daha iyi anlayacağız.

Bu dersimizde kâfirin Üçüncü Cinayetini işledik. Bir sonraki derste, kâfirin Dördüncü Cinayetini işleyeceğiz. O derste görüşünceye kadar Allah’a emanet olun.

(28 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir