10. Keramet ile istidracın farkı

Kerametin hak olduğuna dair eserimizin Onuncu Dersindeyiz. Bu dersimizde, keramet ile istidracın farkını beyan edeceğiz. Daha önceki derslerimizde şöyle demiştik:

Keramet, kulun makbuliyetine işaret olsun diye, Allah tarafından yaratılan olağanüstü hadisedir.

Peki, her olağanüstü hadise keramet midir? Ve kendisinden böyle bir hâl zuhur eden her zat, veli midir?

Elbette değildir… Kerametin bir üvey kardeşi vardır. Adı istidractır. Keramet ile istidrac, zahirde birbirine yakın gibi gözükse de hakikatte aralarındaki mesafe, yerle gök arası kadardır.

İstidrac, Allah’a yakınlığı olmayan kişilerde gözüken olağanüstü haldir.

Eğer kişinin ibadeti, takvası, salih ameli olmamasına rağmen, kendisinde olağanüstü haller gözüküyorsa, buna keramet değil istidrac denir.

Keramet ile istidracın farkını bilmek, şundan önemlidir:

Her olağanüstü hâli keramet zannedersek, bu halin sahibini de veli bir kul zannederiz. Bu zanla da o kişiye muhabbet besler ve onun peşinden gideriz. Eğer bu kişi; keramet değil de istidrac sahibiyse, onun peşinden gitmemiz bizi helake sürükler. İşte bu sebeple, her olağanüstü halin keramet olmadığını çok iyi bilmeliyiz.

O zaman şöyle bir mesele ortaya çıkıyor:

– Olağanüstü bir halin keramet mi yoksa istidrac mı olduğunu nerden bileceğiz?

Bunu bilmenin yolu şudur:

Kişiye bakarız; eğer kişi istikamet sahibiyse, itikadı düzgünse, takvası ve salih ameli varsa, sünnet-i seniyyeye tabi oluyorsa, bu kişininki keramettir. Eğer bu sıfatlara sahip değilse, isyanda ve günahta geziyorsa, bu kişininki istidractır.

Şunu da bilmeliyiz:

Asıl önemli olan keramet değil, istikamettir. Bu sebeple alimler şöyle demişlerdir: Bir kimsenin denizde yürüdüğünü ya da havada uçtuğunu görseniz; eğer bu kişinin istikameti yoksa, onun bu hallerine itibar edilmez.

Dolayısıyla bizler üstad ve rehber seçerken, onun kerametine değil, istikametine bakacağız. İstikamet sahibiyse, hiç kerameti olmasa da bizim hocamız, üstadımız, rehberimiz olabilir. Çünkü asıl olan keramet değil; ihlastır, istikamettir, takvadır ve hâkeza…

Sevgili kardeşlerim, bu ders, “Keramet” isimli eserimizin son dersiydi. Rabbimize hamdüsena olsun, 10 derstir bizleri konuşturuyor. Cenab-ı Mevla, bu eseri günahlarımıza kefâret eylesin. Bizleri iman ve Kur’an hizmetinde daim kılsın.

Başka bir eserde görüşünceye kadar hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Esselamu aleyküm…

(52 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir