a
Ana SayfaNamaz112. İskât-ı salât nedir ve caiz midir?

112. İskât-ı salât nedir ve caiz midir?

İlk önce iskât-ı salâtın manasını öğrenelim ve daha sonra caiz olup olmadığını inceleyelim:

İskât-ı salât: Kişinin üzerinde borç kalmış namazlarının düşürülmesi demektir. Bu şöyle icra edilmektedir:

Ölen kişinin varisleri ölenin kılmadığı namazların sayısını hesap eder. Mesela bir kimse altmış iki yaşında ölse ve hiç namaz kılmamış olsa, on iki yaşında buluğa erdiği farz edilerek altmıştan on iki çıkarılır ve bu kişinin elli yıllık namaz borcu olduğu hesap edilir. Elli yılda 18.250 gün vardır. Her günde ise vitir namazı ile birlikte altı namaz vardır. Demek, kılmadığı toplam namaz 18.250 x 6 = 109.500 vakittir.

Ölen kişinin varisleri ölenin kılmadığı her vakit namaz için bir fidye öderler. Bu kadar çok meblağı ödemek mümkün olmadığında, az bir miktar bir fakire verilmekte, daha sonra fakir olan şahıs kendi rızasıyla bu meblağı ölü yakınlarına hibe etmektedir. Ölü yakınları da tekrar aynı kişiye o meblağı vermekte ve böylece devir yapılarak kılmadığı her namaz için bir fidye verilmiş olmaktadır. İskât-ı salâtı uygulayanlar bu şekilde uygulamaktadırlar.

İskât-ı salât maalesef ülkemizde sıklıkla uygulanmaktadır. Maalesef dedik çünkü bunun dinimizin temel kaynaklarında bir yeri yoktur.

1. Bu konu hakkında Kur’an’da bir ayet yoktur.

2. Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’ın bu usule dair bir uygulaması ve hadisi yoktur. Bu konuya işaret dahi etmemiştir.

3. Hulefâ-yı Râşidîn devrinde dört halifeden hiçbiri böyle bir uygulamada bulunmamıştır.

4. Sahabe-i Kiram’dan hiçbirisinin bu usule dair bir cevazı veya bahsi olmamıştır.

5. Dört mezhep imamı ve onların müçtehid derecesindeki talebelerinden böyle bir nakil yapılmamıştır.

Bu usul Hicri 5. asırdan sonra ortaya çıkmıştır. Bunu bir çare olarak görmek ve uygulamak müçtehid âlimlerin çoğuna göre hatalı görülmüştür. Zira eğer bu usul dinin ruhuna uygun olsaydı, biraz evvel bahsettiğimiz kaynaklardan birinde emsali olurdu.

Şunu da ifade edelim:

Bazı kıymetli âlimler tarafından iskât-ı salâtın cevazına dair fetvalar nakledilmiştir. Onların hepsi başımızın tacı olup onlara son derece hürmet etmemizle birlikte, bu fetvaların hiçbirisi bir delile dayanmamaktadır. Böyle bir zamanda bu fetvaları yaymak kişilerin namaza olan ilgisini azaltacak ve belki de onlara namazın terki kapısını açacaktır. Dolayısıyla bizlerin nakletmesi gereken fetva iskât-ı salâtın caiz olmadığı fetvasıdır.

(Karâfî, I, 228; Zerkeşî, II, 409-410, III, 15)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin