a
Ana Sayfaİtikâf12. Bozulan itikâfın kazası gerekir mi?

12. Bozulan itikâfın kazası gerekir mi?

Bozulan itikâf ya adanmış vacip bir itikâf olur ya da nafile itikâf olur. Bozulmuş olan itikâf vacip bir itikâf ise -mürtetlik sebebiyle bozulması müstesna- kazası gerekir.

Eğer bu itikâf belli bir ayda adanmış bir itikâf ise bozulunca bir ay tekrar itikâfa girilmesi gerekmez. Bu itikâf çeşidinde sadece bozulan günler kadar itikâfa girilmesi yeterlidir. Ayın başından başlanması gerekmez.

Eğer itikâf belirlenmemiş bir ayda adanmış bir itikâf ise bozulunca başından itibaren itikâfa tekrar girilmesi gerekir. Çünkü bu çeşit itikâfa peş peşe devam etmesi lazımdı. Dolayısıyla kazasında da peş peşe olması gerekir. Kişinin kendi kastı ile itikâfı bozmasıyla iradesi dışında itikâfın bozulması arasında bir fark yoktur. İkisinde de hüküm aynıdır. Mesela bir kimse itikâf esnasında hasta olup kendi iradesiyle dışarı çıksa ya da hayızlı olmak, delirmek veya uzun süre baygın kalmak gibi iradesi dışında bir sebeple dışarıya çıksa, iki durumda da itikâf bozulur ve kazasında peş peşe olma şartı aranır.

Yine bir kimse mesela muharrem ayı gibi belirli bir ayda itikâfa niyetlense ve sonra bu ayın tamamını kaçırarak itikâfa girmese, bunu peş peşe kaza etmesi gerekir. Çünkü bir ay itikâf borç olarak üzerine vacip olmuştur. Bu ayın kazasını yapmaya imkân bulduğu hâlde kaza etmeyip hayatından ümit kesilecek bir duruma düşerse -itikâf için değil, oruçtan dolayı- her gün için bir fakire fidye vermeyi vasiyet etmesi vacip olur. Çünkü vacip itikâflarda oruç şarttır, kazası da oruçlu olmak zorundadır.

Nafile itikâflara gelince, bozulan bir itikâfın kaza edilmesi lazım gelmez.

(el-Bedâyi, II, 117; Fethu’l-Kadir, II, 114)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin