12. Gökte olan kimdir?

“Allah’ın Arş’a İstivası” isimli eserimizin, On ikinci dersindeyiz. Bu dersimizde, Selefilerin bir deliline cevap vereceğiz.

Selefiler diyor ki: Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur:

أَأَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَاءِ أَنْ يَخْسِفَ بِكُمُ الأَرْضَ  Yoksa siz, gökte olanın, sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz? (Mülk, 67/16)

 أَمْ أَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَاء أَنْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا Yoksa siz, gökte olanın, size taş yağdıran bir rüzgar göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? (Mülk, 67/17)

Bu ayetlerde, “Gökte olan” ifadesiyle Allah kastedilmiştir. Bu da ispat eder ki, Allah göktedir.

İşte Selefiler böyle diyorlar. Evvela onlara deriz ki: Ayette “Allah” lafzı geçmiyor. “Gökte olan” deniliyor. “Gökte olan” ifadesiyle, Allah’ın kastedildiğini nerden biliyorsunuz? “Gökte olan” ifadesi, dört farklı şekilde izah edilebilir:

Birincisi: Gökte olandan murat, Hz. Cebrail‘dir. Zira Cebrail (as) bir çok kavmi, emr-i ilahiyle helak etmiştir. Buna göre ayetin manası şöyle olur:

“Siz, gökte olan Cebrail’in, sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden; size, taş yağdıran bir rüzgar göndermeyeceğinden emin mi oldunuz?”

Bu izahımıza karşı Selefiler der ki: Gökte olan Cebrail olamaz. Çünkü insanları yere batıracak olan Allah’tır.

Biz de onlara deriz ki: Vallahi siz Kur’an’ı hiç anlamıyorsunuz. Şimdi bunu size ispat edeceğiz:

Kur’an’ı kim indirdi? Herhalde, “Allah indirdi.” diyeceksiniz. Şimdi Bakara suresi 97. ayete bakalım:

 مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِجِبْرِيلَ Cebrail’e kim düşmanlık ediyorsa… فَإِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلَى قَلْبِكَ  şüphesiz Kur’an’ı senin kalbine indiren O’dur. (Bakara, 2/97)

Ayet ne dedi?… “Kur’an’ı Cebrail indirdi.” dedi. Halbuki Kur’an’ı indiren Allah’tır. Peki, niye ayette Cebrail’e atfedildi? Çünkü Hz. Cebrail vesiledir. Bir fiil, vesile olana atfedilebilir.

İkinci Örneğimiz: Selefilere yine soruyoruz: İnsanı öldüren kimdir? Herhalde, “Allah öldürür. Ölüm de hayat da O’nun elindedir.” diyeceksiniz. Şimdi Secde suresi 11. ayete bakalım:

قُلْ يَتَوَفَّيكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ  De ki: Sizi ölüm meleği öldürecek. (Secde, 32/11)

Ayet ne dedi? “Sizi ölüm meleği öldürecek.” dedi. Hâlbuki bizi öldüren Allah’tır. Peki, öldürme niye ölüm meleğine atfedildi? Çünkü ölüm meleği vesiledir. Bir fiil, vesile olana atfedilebilir.

Bir örnek daha verelim: Selefilere yine soruyoruz: Kıyametten sonra insanları kim diriltecek? Topraktan kim çıkaracak? Herhalde, “Bu işi Allah yapacak.” diyeceksiniz. Şimdi Zilzal suresi 2. ayete bakalım:

وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا Yer, ağırlıklarını çıkarıp attığında… (Zilzal, 99/2)

Ayette geçen “ağırlık” ölülerdir. Ağırlıkların dışarı atılması da ölüleri kabirlerinden fırlatıp çıkarmaktır.

Şimdi ayet ne dedi? “Ölüleri kabirlerinden yeryüzü çıkaracak.” dedi. Hâlbuki bizi kabirden Allah çıkaracak. Peki, kabirlerden çıkarma işi niye yeryüzüne atfedildi? Çünkü yeryüzü bu işin mazharıdır. Bir fiil, vesile olan atfedilebildiği gibi mazhara da atfedilebilir.

Bu üç misal gibi, Kur’an’dan onlarca misal verebiliriz. Sözü uzatmamak için, üç misalle yetiniyoruz. Aynen bu misallerde olduğu gibi; insanları yerin dibine geçirmek ve onların üzerine taş yağdıran rüzgarı göndermek de Allah’ın fiilidir. Ancak bu fiilde Hz. Cebrail vesiledir. Vesile olması cihetiyle, bu fiilin ona isnadı caizdir ve Kur’an’ın üslubundandır. Buna itiraz edilemez.

İkinci ihtimale göre, gökte olandan murat, meleklerdir. Çünkü Hz. Cebrail gibi, melekler de birçok kavmi, izni ilahiyle helak etmişlerdir. Ashab-ı Fil kıssası hepinizin malumudur. Buna göre ayetin manası şöyle olur:

“Siz, gökte olan meleklerin, sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden; size, taş yağdıran bir rüzgar göndermeyeceğinden emin mi oldunuz?”

Biraz önce, fiili, vesileye isnat etmenin caiz olduğunu ve Kur’an’ın üslubundan olduğunu ispat etmiştik. O makamda yaptığımız izah, bu ihtimal için de geçerlidir.

Üçüncü ihtimale göre, gökte olandan murat, azabın kendisidir. Zira azap genelde gökten gelir. Kur’an’da helak edilişi anlatılan neredeyse bütün kavimler, gökten gelen bir azapla helak olmuşlardır. Buna göre ayetin manası şöyle olur:

“Siz, gökte olan azabın, -yani gökten gelecek azabın– sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz?”

Dördüncü ihtimale göre, gökte olandan murat, Allah’ın saltanatıdır. Her ne kadar Allah’ın saltanatı yeryüzünde gözükse de yeryüzü, o saltanatın haşmetini hakkıyla gösterebilecek kabiliyette değildir. Bu sebeple, saltanat-ı ilahiyenin mazharı olarak gökler gösterilmiştir. Buna göre ayetin manası şöyle olur:

“Siz, haşmeti ve saltanatı göklerde olan Allah’ın, sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden; size, taş yağdıran bir rüzgar göndermeyeceğinden emin mi oldunuz?”

Netice olarak deriz ki: Ayetteki “gökte olan” ifadesini, 4 farklı şekilde anlamak mümkündür. Bu mümkünleri bırakıp, muhal olan bir manayı ayete yüklemeye çalışmak, hem ayete hem Kur’an’a hem de Allah’a iftiradır.

Kardeşlerim, dersimizi burada noktalayalım. Bir sonraki derste görüşünceye kadar Allah’a emanet  olun.

(25 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir