a
Ana SayfaOruç12. Oruç tutmamayı mübah kılan özürler nelerdir?

12. Oruç tutmamayı mübah kılan özürler nelerdir?

Bazı özürler sebebiyle oruç tutulmayabilir veya tutulan oruç bozulabilir. Bu özürler şunlardır:

1. Yolculuk: Bir kimse sefer müddeti bir yola çıkacak olsa geceden oruca niyet etmeyebilir. Niyet etmediği için o gün yola çıkınca oruçlu bulunmamış olur.

Ancak oruca niyet ettikten sonra gündüz vakti yolculuğa çıkarsa -bu yolculuk esnasında meşru bir mazereti bulunmadıkça- orucunu bozmamalıdır. Zira oruçlu olarak yolculuğa çıkan kişinin orucuna devam etmesi daha faziletlidir.

Bununla birlikte, eğer kişi yolculuk esnasında -hiçbir mazereti yokken- orucunu bozarsa kefaret gerekmez, sadece kaza gerekir.

2. Hastalık: Bir hasta öleceğinden veya aklının gitmesinden veya hastalığının artmasından ya da uzamasından korkacak olursa oruç tutmayabilir ve tutmuş olduğu orucu bozabilir. Sonradan iyileşince tutamadığı günleri kaza eder.

Ancak sadece kuruntuya bağlı bir korku yeterli değildir. Ya hastanın kendi tecrübesinden ya da görülen belirtilerden dolayı kuvvetli bir zan bulunmalıdır. Ya da uzman olan Müslüman bir doktor tarafından haber verilmelidir.

Uyuz, diş ağrısı, parmak ağrısı, çıban ve benzeri hastalıklar orucu bozmayı mübah kılan özürlerden değildir. Çünkü bu hastalıklar kişiyi helak etmez.

Oruç tuttuğu takdirde böyle hasta olacağını -delilden doğan kuvvetli bir zanla veya Müslüman bir doktorun haber vermesiyle- bilen bir kimse de hasta hükmündedir. Orucunu tutmayabilir veya tutmakta olduğu orucu bozabilir. Daha sonra bozduğu orucu kaza eder. Eğer kaza imkânı yoksa fidyesini verir.

Hastalığının iyileşme ümidi olmayan hastalar yaşlılar hükmündedir. Bunlardan oruçlarını kaza etmeleri beklenmez. Bunlar her bir gün için bir fidye verirler.

Hanefi mezhebine göre, savaşta zayıf düşmekten korkan askerin de oruç tutmaması caizdir. Bunun sebebi, düşmana karşı kuvvetli olmak ve Mekke’nin fethi esnasında Peygamberimiz (a.s.m.)’ın sünneti ile amel etmektir.

3. Hamilelik: Ramazanda hamile olan bir kadın kendisine veya çocuğuna bir zarar geleceğinden korkarsa orucunu bozabilir. Sonra bunu kaza eder. Zarar gelebileceği ya tecrübeyle bilinmeli, ya kuvvetli bir kanaatle bilinmeli, ya da Müslüman bir doktorun haber vermesiyle bilinmelidir.

4. Süt emzirmek: Ramazanda kendi çocuğunu veya başkasının çocuğunu emziren kadın çocuğa bir zarar gelmesinden korkarsa orucunu bozabilir. Ancak süt anneliği gerçekleşmiş olmalıdır ve çocuğa süt verecek kendisinden başka bir kimse bulunmamalıdır. Emzikli kadınlar oruç tutmazlarsa tutmadıkları günleri daha sonra kaza ederler.

5. Yaşlılık: Yılın bütün mevsimlerinde oruç tutmaktan âciz olan çok yaşlı erkek ve kadınların oruç tutmamaları ittifak ile caizdir. Bunların oruçlarını kaza etmeleri gerekmez. Çünkü oruç tutabilecek durumda değillerdir. Böyle bir kimse ramazanın her gününe karşılık bir fidye verir. Bu fidyeyi ramazanın başında verilebileceği gibi sonra da verilebilir.

6. Açlık ve susuzluk tehlikesi: Oruçlu bir kimse açlıktan veya susuzluktan dolayı helak olacağından veya aklına bir noksanlık gelmesinden -bir tecrübeye, bir belirtiye veya Müslüman bir doktorun haberine dayanarak- korkarsa orucunu bozabilir. Eğer öleceğinden korkarsa oruç tutması haram olur. Bu kişiler tutamadıkları oruçları sonra kaza ederler.

7. Zorlanma ve tehdit altında olma: Bir kimse öldürülmekten veya bir uzvunun telef edilmesinden korkarsa orucunu bozabilir. Kişinin ölümle veya bir uzvunun telef edilmesiyle korkutulması orucu bozmayı mübah kılan bir özürdür.

Bununla birlikte, yolcu veya hasta olmayan bir kimse böyle bir zorlamaya rağmen ramazan orucunu bozmaz da zulmen öldürülürse günahkâr olmaz; büyük bir sevap kazanır ve dindeki sağlamlığını göstermiş olur.

Fakat yolcu veya hasta olan kimse bu zorlamaya rağmen orucunu bozmaz da öldürülecek olursa günaha girmiş olur. Çünkü yolcu ve hasta için zaten orucu bozma izni dinde vardır. Bu ruhsattan zorlanma hâlinde yararlanmamak doğru olmaz.

8. Hayız ve nifas hâli: Bir kadın ramazan günü âdet görmeye başlarsa veya çocuk doğurursa orucu bozulmuş olur. Artık âdet günlerinde ve lohusalık müddetince oruç tutması caiz değildir. Fakat bir kadın âdet günü sanarak orucunu bozduğu hâlde o gün âdet görmemiş olursa kendisine kefaret gerekir.

9. Zor işlerde çalışmak: Maden işçiliği gibi ağır bir işte çalışan kimsenin eğer işini ramazandan sonraya bırakması mümkün ise -yani geçim hususunda sıkıntı çekmeyecek ve malı telef olmayacaksa- geçici olarak işine son vermesi ve orucunu tutması gerekir.

Eğer çalışmadığı takdirde kendisi veya çocukları sefalete maruz kalacaksa veya ekin gibi bir malı telef olacaksa, bu kişi her gece oruç tutmak için niyet eder ve çalışamayacak hâle gelince orucunu bozar. Daha sonra da bu orucu kaza eder.

(Reddü’l-Muhtar, III, 402-405; ed-Dürrü’l-Muhtar, I, 158-168; Merâkı’l-Felah, 115-117; el-Bedâyi, II, 94-97)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin