a
Ana SayfaFatiha Suresi13. Sual: Rahman büyük nimetlere, Rahim küçük nimetlere delalet ettikleri cihetle…

13. Sual: Rahman büyük nimetlere, Rahim küçük nimetlere delalet ettikleri cihetle…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Sual: Rahman büyük nimetlere, Rahim küçük nimetlere delalet ettikleri cihetle, Rahim’in Rahman’dan sonra zikri, yukarıdan aşağıya inmek manasına olan “sanatü’t-tedelli” kaidesine dâhildir. Bu ise belagatça makbul değildir? (İşârâtü’l-İ’caz)

(Sanatü’t-tedelli: En âlâdan başlayıp ednaya doğru gitme, yukarıdan aşağıya inme sanatı)

Rahman isminin büyük nimetlere, Rahim isminin ise küçük nimetlere delaleti şu şekildedir:

Rahman ve Rahim isimleri  رحم  kökünden türemiş sıfat-ı müşebbedir. Rahman ismi  فَعْلاَنُ  vezninden, Rahim ismi ise  فَعِيلٌ  vezninden gelmiştir. Bu iki ism-i şerifin manaları birbirine yakındır. Dil bilimcileri aradaki bir farkı şöyle beyan etmiştir:

— Rahman lafzının harf sayısı Rahim lafzından daha çoktur. Bu çokluk itibarıyla Rahman ismi büyük nimetlere, Rahim ismi de küçük nimetlere delalet eder.

Demek, Rahman isminin büyük nimetlere delalet etmesinin sebebi Rahman lafzındaki harf sayısının fazlalığıdır.

Bu makamda soru şudur:

— Belagatta ednadan başlayıp âlayâ çıkmak makbuldür. Âlâdan başlayıp ednaya inme -yani yukarıdan aşağıya inme- makbul değildir. Yukarıdan aşağıya inme sanatına “sanatü’t-tedelli” denilir ki bu, belagatta makbul olmayan bir sanattır. Besmele’de ise önce Rahman, sonra Rahim ismi zikredilerek yukarıdan aşağıya inilmiştir. Bunun hikmeti nedir?

Üstad Hazretleri bu soruya üç şıklı bir cevap vermektedir. Cevabın birinci şıkkı şudur:

Cevap: Evet, kaşlar göze, gem ata mütemmim oldukları ve onların noksanlarını ikmal ettikleri gibi, küçük nimetler de büyük nimetlere mütemmimdirler. Bu itibarla, mütemmim olan haddizatında küçük de olsa faydayı ikmal ettiğinden, büyükten daha büyük olması icab eder. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Mütemmim: Tamamlayan / İkmal etmek: Tamamlamak)

Kaş göze kıyasla çok daha küçük bir nimettir. Ancak kaş olmasaydı alındaki ter her vakit göze girecek ve göz bu sebeple net göremeyecekti. Bu durumda, kaş göze mütemmim olmuş ve gözü terden koruyarak net görmesini sağlamıştır. Mütemmim olan küçük de olsa faydayı ikmal ettiğinden dolayı büyük hükmüne geçer.

Yine gem, atı yönlendirmek için ağzının içine takılan metal veya sentetik parçadır. Bu parça atı kontrol etmenizi ve yönlendirmenizi sağlar. Atınız var ancak geminiz yoksa, attan istifade edemezsiniz. Bu durumda, gem küçük bir alet iken, attan istifadeyi sağladığı ve onsuz ata binilemediği için büyük bir nimet hükmüne geçmiştir.

Demek, mütemmim olan haddizatında küçük de olsa faydayı ikmal ettiğinden, büyükten daha büyük olması icab eder. Bu durumda da Rahim ism-i şerifi küçük nimetlere delalet etse de bu küçükler büyüklere mütemmim olduğundan dolayı küçük olmaktan çıkar ve büyük olur. Böyle olunca da Besmele’deki durum âlâdan ednaya inmek değil, âlâdan âlâya geçmek olur.

Üstadımızın mezkûr soruya ikinci cevabı şudur:

Ve keza, büyükten beklenilen menfaat küçüğe mütevakkıf ise o küçük, büyük sırasına geçer; o büyük dahi küçük hükmünde kalır. Kilit ile anahtar, lisan ile ruh gibi. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Mütevakkıf: Bağlı)

Kilit büyük, anahtar ise küçüktür. Ancak büyük olan kilit, küçük olan anahtar varsa kullanılır. Kilidin menfaati anahtarın varlığına bağlıdır. Eğer kilidin anahtarı yoksa, kilit basit bir demir parçası hükmünde olur ve kimse bu kilidi kullanmaz. Öyle ya, eğer anahtarı olmayan kilidi kullanacak olsa, sonra kilidi açmak isteyince ne yapacak?

Demek, büyük olan kilidin menfaati küçük olan anahtarın varlığına bağlıdır. Anahtar olmazsa kilit hiçbir işe yaramaz. Bu durumda, küçük olan anahtar büyük hükmüne geçer, büyük olan kilit ise küçük hükmünde kalır.

Yine lisan yani konuşmak büyük bir nimettir. Ancak bu nimetin gözükmesi ruhun varlığına bağlıdır. Ruh olmazsa dil hareket etmez. Bu durumda, ruh lisandan daha büyük bir nimet hükmüne geçer.

Bu misallerden de şu hakikate ulaşılır: Rahman isminden sonra Rahim isminin zikredilmesiyle âlâdan adnaya inilmemiştir. Bilakis âlâdaki menfaat ednanın varlığına bağlı olduğu için, âlâ edna hükmünde, edna da âlâ hükmündedir. Bu da Rahim ism-i şerifinin Rahman ism-i şerifinden sonra zikrine cevaz verir.

Üstadımızın mezkûr soruya üçüncü cevabı şudur:

Ve keza, bu makam nimetlerin ta’dadı veya nimetler ile imtinan makamı değildir. Ancak insanları, gizli ve küçük nimetlere tenbih ve ikaz etmek makamıdır. Evvelki makamlardaki “tedelli” şu tenbih makamında “terakki” sayılır. Çünkü gizli ve küçük nimetleri insanlara göstermek ve insanları onların vücuduna ikaz etmek, daha layık ve daha lazımdır. Bu itibarla şu meselemizde tedelli değil, terakki vardır. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Ta’dad: Sayma / İmtinan: Nimeti hatırlatma, nimeti başa kakma / Tedelli: Aşağıya inme / Terakki: Yükselme)

Bir kelamı tahlil edebilmek için onun hangi makamda söylendiğini çok iyi bilmek gerekir. Zira bir makamda caiz olmayan bir şey, diğer makamda caiz hatta güzel olabilir. Mesela nimetleri saymakta veya nimetleri başa kakmakta caiz olmayan bir şey, küçük nimetleri tenbih ve ikaz etme makamında caiz olabilir.

Besmele’de de bu durum söz konusudur. Makam nimetlerin ta’dadı veya nimetler ile imtinan makamı değildir. Makam insanları gizli ve küçük nimetlere tenbih ve ikaz etmek makamıdır. Bu makamın iktizası gizli ve küçük nimetleri insanlara göstermek ve insanları onların vücuduna ikaz etmektir. Nimetlerin ta’dadı ve nimetlerle imtinan makamındaki “tedelli” şu tenbih makamında “terakki” sayılır. Bu itibarla şu meselemizde tedelli değil, terakki vardır.

Hiç aklımıza gelmeyecek bir sorunun üç şıklı cevabını öğrendik. Şimdi, metni bir daha okuyarak meseleyi iyice kavrayalım:

Sual: Rahman büyük nimetlere, Rahim küçük nimetlere delalet ettikleri cihetle, Rahim’in Rahman’dan sonra zikri, yukarıdan aşağıya inmek manasına olan “sanatü’t-tedelli” kaidesine dâhildir. Bu ise belagatça makbul değildir?

Cevap: Evet, kaşlar göze, gem ata mütemmim oldukları ve onların noksanlarını ikmal ettikleri gibi, küçük nimetler de büyük nimetlere mütemmimdirler. Bu itibarla, mütemmim olan haddizatında küçük de olsa faydayı ikmal ettiğinden, büyükten daha büyük olması icab eder.

Ve keza, büyükten beklenilen menfaat küçüğe mütevakkıf ise o küçük, büyük sırasına geçer; o büyük dahi küçük hükmünde kalır. Kilit ile anahtar, lisan ile ruh gibi.

Ve keza, bu makam, nimetlerin ta’dadı veya nimetler ile imtinan makamı değildir. Ancak insanları, gizli ve küçük nimetlere tenbih ve ikaz etmek makamıdır. Evvelki makamlardaki “tedelli” şu tenbih makamında “terakki” sayılır. Çünkü gizli ve küçük nimetleri insanlara göstermek ve insanları onların vücuduna ikaz etmek, daha layık ve daha lazımdır. Bu itibarla şu meselemizde tedelli değil, terakki vardır. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin