a
Ana SayfaKatre12. Ve keza, öyle bir Allah ki vücub ve vücuduna, celal ve cemaline, Vahid-i Ehad olduğuna…

12. Ve keza, öyle bir Allah ki vücub ve vücuduna, celal ve cemaline, Vahid-i Ehad olduğuna…

Katre mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Ve keza, öyle bir Allah ki vücub ve vücuduna, celal ve cemaline, Vahid-i Ehad olduğuna şehadet edenlerden birisi de Furkan-ı Hakîm’dir. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

Üstad Hazretleri, Allah’ın vücub-u vücuduna ve vahdaniyetine birinci delil olarak Peygamberimiz (a.s.m)’ı gösterdi ve Peygamberimizin nübüvvetini birkaç delille ispat etti.

İkinci delil olarak da Furkan-ı Hakîm’i yani Kur’an-ı Kerim’i gösterdi. O Kur’an ki:

1. Allah’ın vücubuna yani varlığının vacip olduğuna şahittir.

2. Allah’ın vücuduna yani var olduğuna şahittir.

3. Allah’ın celaline yani büyüklüğüne ve kahır sahibi olduğuna şahittir.

4. Allah’ın cemaline yani hem zatının hem de isim ve sıfatlarının güzelliğine şahittir.

5. Allah’ın Vahid-i Ehad olduğuna yani tek ve bir olduğuna şahittir.

Bu son maddeye şu bilgiyi ilave edelim:

“Ehad” ismi ile “Vahid” ismi arasındaki farkın ne olduğu hususunda âlimler ihtilaf etmişler.

– Bazı âlimler, “İkisi de aynı manadadır.” demişler.

– Bazı âlimler ise, “Ehad sadece Allah’a hastır, Vahid ise kullara da verilebilir.” demişler ve arada böyle bir fark gözetmişler.

– Üstad Hazretleri ise Allah’ın Vahid olmasını, bütün isim ve sıfatlarıyla kâinatta tecelli etmesiyle; Ehad olmasını ise tek bir eşyada bu tecellilerin gözükmesiyle izah etmiş ve “vahidiyet” ile “ehadiyet” ismi altında iki farklı tecelliden bahsetmiştir. En iyisini Allah bilir.

Üstad Hazretleri, Allah’ın varlığına ikinci delil olarak Kur’an-ı Hakîm’i gösterdi. Kur’an-ı Hakîm Allah’ın varlığına delil olarak gösterildiğinde onun da hakkaniyetini ve kelamullah olduğunu ispat etmek iktiza etti. Zira Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğu ispat edilmezse Allah’ın varlığına olan delaleti ve şehadeti askıda kalır. İşte bu sebeple Üstad Hazretleri, Kur’an’ın kelamullah olduğunun ispatına girişiyor. Gelecek cümle ve metnin devamındaki diğer cümleler bu iktiza sebebiyle yazıldı.

Üstadımız şöyle diyor:

Ve öyle bir Furkan-ı Hakîm’dir ki bütün enbiya kitaplarının tasdiklerine mazhardır. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

Kur’an’ın bütün enbiya kitaplarının tasdiklerine mazhar olması şudur:

Diğer semavi kitaplar her neyden haber veriyorsa, Kur’an da aynı şeylerden haber veriyor. Mesela:

– Diğer semavi kitaplar Allah’tan bahsediyor, Kur’an da Allah’tan bahsediyor.

– Diğer semavi kitaplar ahiretten bahsediyor, Kur’an da ahiretten bahsediyor.

– Diğer semavi kitaplar kıyametten, haşirden, hesaptan bahsediyor, Kur’an da bunlardan bahsediyor.

– Diğer semavi kitaplar cennetten, cehennemden bahsediyor, Kur’an da bunlardan bahsediyor.

– Diğer semavi kitaplar ibadetten bahsediyor, Kur’an da ibadetten bahsediyor.

– Diğer semavi kitaplar nebi ve resullerden bahsediyor ve onların isimlerini veriyor, Kur’an da onlardan bahsediyor ve isimlerini veriyor.

Bunlar gibi, diğer semavi kitaplarda geçen bilgiler, -eğer doğruysa- Kur’an onları tasdik ediyor; tahrif edilmişse tashih ediyor.

İşte bu cihetle, Kur’an o kitapların Allah’ın kitabı olduklarını tasdik ettiği gibi, o kitaplar da Kur’an’ın kelamullah olduğunu tasdik etmektedir.

Başka bir ifadeyle: Kur’an’ın verdiği haberlerin diğer semavi kitaplarda geçmesi, o kitapların lisan-ı hâl ile Kur’an’ı tasdik etmesidir. Dolayısıyla diğer kütüb-ü semaviyeyi inkâr edemeyen, Kur’an’ı da inkâr edemez.

Bu dersimizde şu bölümün mütalaasını yaptık:

Ve keza, öyle bir Allah ki vücub ve vücuduna, celal ve cemaline, Vahid-i Ehad olduğuna şehadet edenlerden birisi de Furkan-ı Hakîm’dir.

Ve öyle bir Furkan-ı Hakîm’dir ki bütün enbiya kitaplarının tasdiklerine mazhardır. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin