13. Büyük günah işleyenin kafir olmayacağına 12. delil

Tekfir konusunun On üçüncü dersindeyiz. Konuyu hatırlatarak dersimize başlayalım:

Tekfir: Kişiyi küfre nispet etmek ve kâfir olduğunu söylemektir.

Maalesef günümüzde bazı Müslümanlar, günah işleyenleri tekfir etmekte; onları kâfir olmakla itham etmektedirler. Günah işlemeyi küfür kabul eden bu zihniyete göre, büyük günah işleyen herkes kâfirdir. Halbuki Ehl-i sünnet itikadına göre, büyük günah işlemek kişiyi dinden çıkarmaz ve kâfir yapmaz.

Önceki derslerimizde, bu meselenin 11 delilini işlemiştik. Bu dersimizde, On ikinci delili işleyeceğiz. On ikinci delilimiz, Tevbe suresinin 38. ayetidir. Bu ayette şöyle buyurulmuş:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا  Ey iman edenler   مَا لَكُمْ  size ne oldu ki   إِذَا قِيلَ لَكُمُ انْفِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ size “Allah yolunda gazaya çıkın.” denildiğinde    اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الأَرْضِ   yere çakılıp kaldınız? أَرَضِيتُمْ بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الآخِرَةِ  Ahiretten vazgeçip de dünya hayatına mı razı oldunuz? فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الآخِرَةِ إِلاَّ قَلِيلٌ  Halbuki dünya hayatının faydası, ahirete kıyasla pek azdır.

Bu ayet-i kerime, İbni Abbas Hazretlerinin beyanına göre, Tebük savaşı hakkında nazil olmuştur. Peygamberimiz (asm) Taif’ten dönünce, Bizans ile cihad edilmesini emretti. O vakit, sıcağın çok şiddetli olduğu bir vakitti. Medine’deki meyvelerin gelişip olgunlaştığı, hasat mevsimiydi. Gidilecek mesafe çok uzaktı ve diğer savaşlarda yapılan hazırlıktan daha fazla hazırlık yapmaya ihtiyaç vardı. Bizans ordusu da çok kalabalıktı. Bu gibi sebeplerden dolayı bazı sahabeler, Bizans ile savaşmayı gözlerinde büyüttüler ve savaşa gitmek istemediler. Bazıları da savaşa gitmedi.

Cenab-ı Hak, savaşa gitmek istemeyen ve Peygamberimiz (asm)’in “Cihada çıkın.” emrine muhalefet eden bu kişilere, “Ey iman edenler!” diye seslenmiştir.

Şimdi şöyle bir tahlil yapalım:

Birinci sorumuz şu: Allah’ın hitap ettiği bu kişiler mümin midir, değil midir?

Elbette mümindir. Bunun delili, Allah’ın onlara, “Ey iman edenler” diye seslenmesidir. Eğer mümin olmasalardı, bu hitaba mazhar olamazlardı.

İkinci sorumuz şu: Cihad onlara farz mıydı?

Elbette farzdı. Zira eğer farz olmasaydı, onlar cihadı terk ettikleri için böyle azarlanmazdı. Ve onların bu ameli, “Yeryüzüne çakılıp kalmakla” ifade edilmezdi.

Bakın, Peygamberimiz (asm)’in “Cihada çıkın” emrine muhalefet eden ve farz cihadı terk edenlere, Cenab-ı Hak “Ey iman edenler” diye hitap ediyor ve onların imanını tescil ediyor.

İşte Allah’ın bu hitabı ispat eder ki, bir farzı terk etmek ve günah işlemek kişiyi imandan çıkarmaz. Eğer günah işlemek kişiyi imandan çıkarsaydı; cihadı terk eden ve Peygamberimiz (asm)’e muhalefet eden bu kişilerin kâfir olması lazım gelirdi. Bu durumda da Allah’ın onlara, “Ey iman edenler” diye hitap etmemesi gerekirdi. Ama Allah böyle hitap etmiş. Madem böyle hitap etmiş, o halde onlar mümindir; farzı terk etmeleri onları imandan çıkarmamış ve kâfir yapmamıştır. Bu da ispat eder ki, büyük günah işlemek ve bir farzı terk etmek, kişiyi imandan çıkarmaz.

Ancak şunu yine hatırlatalım:

Sakın bu sohbetimizden, günahı hafife alma dersini çıkarmayın. Günahın ve farzları terk etmenin, çok büyük neticeleri vardır. Kişiyi kâfir yapmasa da Allah’ın gazabını celp edebilir, cehenneme girmesine sebep olabilir, kişiyi Allah’ın rahmetinden mahrum edebilir. Daha birçok kötülüğü vardır. Konumuz günahın çirkinliği olmadığı için, işin bu kısmına girmiyoruz. Bu noktayı unutmayın!

Bu dersimizi burada noktalayalım. Bir sonraki derste görüşünceye kadar, Allah’a emanet olun.

(59 kez ziyaret edildi, Bugün 2 ziyaret)

İlgili Videolar

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir