a
Ana SayfaKur'an'ın Tarifi12. Ve insaniyet-i kübra olan İslamiyet’in mâ ve ziyası.

12. Ve insaniyet-i kübra olan İslamiyet’in mâ ve ziyası.

Bu dersimizde Kur’an’ın tarifinin on ikinci maddesini mütalaa edeceğiz:

Ve insaniyet-i kübra olan İslamiyet’in mâ ve ziyası… (İşârâtü’l-İ’caz)

(İnsaniyet-i kübra: Büyük insanlık / Mâ: Su)

İlk önce İslamiyet’in insaniyet-i kübra olması üzerine konuşalım:

Bir “insan” var, bir de “insaniyet”. İnsan fiziki varlığı olan bir varlıktır ve malumunuzdur. İnsaniyet ise insanı insan yapan sıfatlardır.

Aradaki farkı şöyle de anlayabiliriz: Bir kişi öldüğünde, “İnsan ölmüş.” deriz. Bir zulmü gördüğümüzde ise “İnsaniyet ölmüş.” deriz. Buradaki “insaniyet” kavramıyla insanı insan yapan vasıflar kastedilmiştir. Yani “İnsaniyet ölmüş.” demek, insanlardaki merhamet ölmüş, adalet duygusu ölmüş, acıma hissi ölmüş, yardım etme vasfı ölmüş ve onu insan yapan diğer değerler ölmüş demektir.

Evet, nice insanlar vardır ki insaniyetten zerre miskal nasipleri yoktur. Görünüşte insan, hakikatte ise bir canavardır. Kur’an bu kimseler hakkında şöyle buyurmaktadır: “Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha aşağıdadırlar. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.” (Araf 179)

Sözün özü: İnsan maddi bir varlıktır ve haricî bir vücudu vardır. İnsaniyet ise bir emr-i itibaridir ve bir emr-i nisbidir. Hakikatte vücudu olmayıp, bazı değerlerin toplamından oluşan bir şahs-ı manevidir.

— Peki, insaniyetin vasıfları nelerdir?

— İnsan ne ile hakiki insan olur ve insaniyete layık bir kıymet kazanır?

Bu sorunun cevabı şudur: İnsaniyetin vasıflarını öğrenmek isteyen İslamiyet’e bakmalıdır. Çünkü İslamiyet insaniyet-i kübradır. Yani insanı insan yapan bütün vasıfları kendinde cemetmiştir. Eğer İslamiyet’in hükümlerini tecessüm ettirebilseydik, karşımıza tam bir insan-ı kâmil çıkardı.

O hâlde deriz ki: Kim ki İslamiyet’i kendine rehber yapa, işte o bir insan-ı kâmil ola…

İnsan ile insaniyet arasındaki farkı ve İslamiyet’in insaniyet-i kübra olmasının manasını öğrendik. Şimdi cümlemizi bir daha okuyalım:

Ve insaniyet-i kübra olan İslamiyet’in mâ ve ziyası… (İşârâtü’l-İ’caz)

— Kur’an neymiş?

El-cevap: İnsaniyet-i kübra olan İslamiyet’in suyu ve ziyasıymış.

Suyu olması teşbihinde şu mana vardır:

Nasıl ki su hayattır ve insan susuz yaşayamaz. Aynen bunun gibi, Kur’an da İslam dininin suyudur ve hayatıdır. İslamiyet Kur’an suyundan beslenir. Kur’an suyunu terk eden, İslam bağını çorak bir araziye çevirmiş ve dinini -kendi hakkında- ölüme mahkum etmiş olur. Artık bu kişi manen ölüdür ve İslamiyet’ten tek nasibi adının Müslüman olmasıdır.

Madem Kur’an İslamiyet’in suyudur. O hâlde manen yaşamak isteyen, Kur’an suyunu bol bol içsin ve onunla hayat bulsun. Kur’an suyunu içmek de onunla amel etmek ve onu hayatın hayatı yapmaktır!

Kur’an’ın İslamiyet’in ziyası olması teşbihinde de şu mana vardır:

İnsan dese ki: “Benim gözüm var, güneşe hiç ihtiyacım yok.”

Bu kişi karanlıkta kalır ve önünü göremez. Çünkü önünü görmesi için güneşe ve ışığa ihtiyaç vardır. Güneş ve ışık olmazsa göz hiçbir işe yaramaz.

Aynen bunun gibi, birisi dese ki: “Benim aklım var, Kur’an’a ihtiyacım yok.”

Bu kişi de manen karanlıkta kalır. İslamiyet’in hükümlerini keşfedemez ve hak yolda yürüyemez. Çünkü İslam’ı öğrenmek ve hak yolda yürümek için Kur’an güneşine ve onun ziyasına ihtiyaç vardır. Kur’an’ın ziyası olmazsa kişi manen karanlıkta kalır, burnunun ucunu bile göremez.

İşte bu manalarla, Kur’an İslamiyet’in hem suyu hem de ziyasıdır. İslamiyet Kur’an suyuyla hayat bulmuş, hayat vermiş ve Kur’an’ın ziyasıyla âlemi tenvir etmiştir.

Cenab-ı Hak cümlemizin yolunu Kur’an’ın nuruyla aydınlatsın ve Kur’an’ı bizlere âb-ı hayat yapsın. İnsaniyet-i kübra olan İslamiyet’in ahlakıyla bizleri ahlaklandırıp, insan-ı kâmil eylesin. Âmin.

Mütalaasını yaptığımız cümleyi bir daha okuyarak dersimizi tamamlayalım:

Ve insaniyet-i kübra olan İslamiyet’in mâ ve ziyası… (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin