a
Ana SayfaOn Birinci Lem'a14. Yedinci Nükte: Sünnet-i seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki altında bir nur…

14. Yedinci Nükte: Sünnet-i seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki altında bir nur…

11. Lem’a mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Yedinci Nükte: Sünnet-i seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki altında bir nur, bir edep bulunmasın. (11. Lem’a)

Bu hakikati üç misal üzerinde mütalaa edelim. İlk önce Peygamberimiz (a.s.m.)’ın yatma sünnetine bakalım:

Efendimiz (a.s.m.) sağı üzerine yatar ve ayaklarını hafifçe toplardı. Bilim adamları bu yatış şekli hakkında şöyle diyor:

— İnsanın kalbi ve midesi sol tarafındadır. Her iki uzuv da çok önemli olup, sıkışmaları sağlık açısından son derece zararlıdır. Bu sebeple, kalp ve mide üzerine yatılmamalıdır. En sağlıklı yatış şekli sağı üzerine yatmaktır.

Başka bir sünnete bakalım:

Peygamberimiz (a.s.m.) kaylule yapardı. Kaylule: Gün ortasında bir miktar uyumadır. Bu uykunun faydası hakkında bilim adamları şöyle diyor:

— Öğle uykusu erken yaşlanmayı önler. İstirahat performansını artırır. Hafızayı geliştirir. Kolay kilo vermeye yardımcı olur. Bu uyku sayesinde vücut protein üretir. Bu proteinler bünyede biriken toksinler sonucu oluşan zararı onarır…

Bir sünnete daha bakalım:

Peygamberimiz (a.s.m.) suyu oturarak üç yudumda içerdi. Suyun bu şekilde içilmesinin faydası hakkında bilim adamları şöyle diyor:

— İnsan midesinin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu farklıdır. Ayakta duran bir insan eğer sıvı gıda içerse doğrudan doğruya onikiparmak bağırsağına geçer. Eğer insan sıvıyı oturarak içerse bunlar önce midede birikir, asitle karışarak mikropları öldürür ve sonra onikiparmak bağırsağına geçer. İnsan suyu oturarak içmekle kolera dâhil bir çok hastalıklarından korunmuş olur. Ayrıca su ayakta içildiğinde tazyikli su sıkılmış gibi organlar hırpalanır. Hâlbuki oturur vaziyette su kıvrılarak yavaş yavaş gider. Yine suyun üç yudumda içilmesi durumunda su mideye azar azar iner. Suyun azar azar inmesi hâlinde insanın vücut yapısı onu hemen ihtiyaç duyulan yere sevk eder. Çok miktarda suyun birden hücumu hâlinde ise vücut, dengesini kaybederek vazifesini tam olarak yapamaz…

Üstadımız dedi ki: Sünnet-i seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki altında bir nur, bir edep bulunmasın.

Üç misalle gördük ki sünnet-i seniyyenin her bir meselesinin altında bir hikmet yatıyor, bir nur bulunuyor. Tabii bu anlattıklarımız işin hikmet ve fayda kısmı. Bundan başka bir de işin edep kısmı var. İşin edep kısmını Üstad Hazretleri şöyle beyan ediyor:

Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş:  اَدَّبَنِي رَبِّي فَاَحْسَنَ تَاْدِيبِي  Yani “Rabbim bana edebi güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiş.” Evet, siyer-i nebeviyeye dikkat eden ve sünnet-i seniyyeyi bilen katiyen anlar ki: Edebin envaını, Cenab-ı Hak Habibinde cemetmiştir. (11. Lem’a)

Demek, suyu oturarak üç yudumda içmek, sağı üzere yatmak ve diğer sünnetlere tabi olmak sadece faydası ve menfaati için değildir. Bunlar aynı zamanda edeptir. Peygamberimiz (a.s.m.)’a bu şekilde amel etmesini Allah öğretmiştir. Bu hakikati Efendimiz (a.s.m.) şöyle beyan buyurmuştur:

اَدَّبَنِي رَبِّي  Beni Rabbim terbiye etti,  فَاَحْسَنَ تَاْدِيبِي  Terbiyemi de ne güzel yaptı!

O hâlde bizler Peygamberimiz (a.s.m.)’ın sünnetine uyarken sadece faydası ve menfaati için değil, aynı zamanda edep o olduğu için uymalıyız. Allahu Teâlâ bir kulda razı olacağı bütün hasletleri Peygamberimiz (a.s.m.)’da cemetmiş ve onu bize bir örnek kılmıştır. Mesela şöyle düşünüyorsak:

– Acaba yemeği nasıl yesem de Allah’ın hoşuna gitse?

– Suyu nasıl içsem de Allah sevap yazsa?

– Uyurken nasıl yatsam da Allah hâlimden razı olsa?

– Elbisemi nasıl giysem de Allah’ın rahmetini celbetse?

– Yürürken nasıl yürüsem, konuşurken nasıl konuşsam da bu hâllerim Allah’ı hoşnut etse?

Bunlar gibi, eğer bir ameli işlerken “Nasıl yapsam da Allah bundan hoşnut olsa?” diye düşünüyorsak cevabı şudur:

— Allah’ın resulü (a.s.m.)’a benze. Çünkü Allahu Teâlâ edebin her nevini ondan cemetmiş ve onu edebin müşahhas bir ferdi yapmıştır. Dolayısıyla Peygamberimiz (a.s.m.)’a tabi olmak, edebe tabi olmaktır; Allah’ın bir kulda razı olacağı hâllere bürünmektir.

Peki, şimdi şöyle sorsak:

— Bu durumda ne yapmak lazım?

Şunu yapmak lazım: Peygamberimiz (a.s.m.)’ın sünnet-i seniyyesini ders veren eserleri okumalı, sünnet-i seniyyeyi öğrenmeli ve her hâlimizi ona benzetmeliyiz.

— Peygamberimiz (a.s.m.) nasıl konuşurdu?

— Nasıl giyinir ve soyunurdu?

— Saçlarını nasıl tarardı?

— Dişlerini nasıl temizlerdi?

— Yemeği nasıl yerdi?

— Aynaya baktığında ne derdi?

— Tuvalete nasıl girer ve çıkardı? Ve hakeza…

Bunlar gibi, Peygamberimiz (a.s.m.)’ın sünnetini iyi öğrenmeli ve gücümüz yettiği kadarını hayatımıza geçirmeliyiz. İşte o zaman edep sahibi bir insan oluruz.

Kim ki Resul-i Ekrem (a.s.m.)’a benzeye, işte o, edep elbisesine giye…

Üstad Hazretleri şöyle devam ediyor:

Onun sünnet-i seniyyesini terk eden, edebi terk eder.  بِي اَدَبْ مَحْرُومْ بَاشَدْ اَزْ لُطْفِ رَبْ  kaidesine mâsadak olur, hasaretli bir edepsizliğe düşer. (11. Lem’a)

( بِي اَدَبْ مَحْرُومْ بَاشَدْ اَزْ لُطْفِ رَبْ : Edepsiz kişi Allah’ın lütfundan mahrum olur / Mâsadak: Bir sözü onaylayan, doğrulayan / Hasaretli: Zarar verici)

Madem sünnet-i seniyyenin her bir meselesi edeptir ve Allahu Teâlâ edebin envaını Habibinde cemetmiştir, öyleyse sünneti terk eden, edebi terk etmiş olur. Edebi terk eden de Allah’ın lütfundan mahrum olur.

Edeb-i nebevî sanki Allah’ın lütfunu celbeden bir elbisedir. Bu elbiseyi giyen Allah’ın lütfuna mazhar olurken, bu elbiseyi çıkaran bu lütuftan mahrum olur.

Cenab-ı Hak cümlemize edep elbisesini giymeyi ve bu elbisenin hürmetine Allah’ın lütfuna mazhar olmayı nasip etsin. Âmin.

Bu dersimizde şu bölümün mütalaasını yaptık:

Yedinci Nükte: Sünnet-i seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki altında bir nur, bir edep bulunmasın. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş:  اَدَّبَنِي رَبِّي فَاَحْسَنَ تَاْدِيبِي  Yani “Rabbim bana edebi güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiş.”

Evet, siyer-i nebeviyeye dikkat eden ve sünnet-i seniyyeyi bilen katiyen anlar ki: Edebin envaını, Cenab-ı Hak Habibinde cemetmiştir. Onun sünnet-i seniyyesini terk eden, edebi terk eder.  بٖى اَدَبْ مَحْرُومْ بَاشَدْ اَزْ لُطْفِ رَبْ  kaidesine mâsadak olur, hasaretli bir edepsizliğe düşer. (11. Lem’a)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin