a
Ana SayfaFatiha Suresi15. Elhamd: Evvela: Bu kelimeyi mâkabline bağlattıran cihet-i münasebet…

15. Elhamd: Evvela: Bu kelimeyi mâkabline bağlattıran cihet-i münasebet…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

اَلْحَمْدُ : Evvela: Bu kelimeyi mâkabline bağlattıran cihet-i münasebet “Rahman” “Rahîm”in delalet ettikleri nimetlerin hamd ve şükür ile karşılanması lüzumundan ibarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Mâkabli: Öncesi)

İlk önce “Bu kelimeyi mâkabline bağlattıran cihet-i münasebet” ifadesi üzerine konuşalım:

Klasik tefsirlerde ayetler arasındaki cihet-i münasebet pek gösterilmez. Belagat tefsirlerinde ise bu cihet-i münasebet gösterilip ayetin, öncesiyle ve sonrasıyla arasındaki irtibat ortaya konulur. Üstadımız da burada “Besmele” ile “el-Hamd” arasındaki cihet-i münasebeti gösterecek.

Üstadımızın mezkûr cümlesini delil yaparak şu ihtilaflı meseleyi de konuşalım:

— Besmele Fatiha’dan bir ayet midir?

Şeyhzade ve Alusi tefsirlerinde zikredildiğine göre, Fatiha’nın yedi ayet olduğu hususunda ittifak vardır. Ancak bu yedi ayetin hangi ayetler olduğu hususu ihtilaflıdır. Şöyle ki:

Şafiî mezhebine göre, Besmele Fatiha’ya dâhildir. Bu mezhebe göre, Besmele her surenin başında 114 defa indirilmiştir ve o sureye ait bir ayettir.

Hanefilere göre ise Besmele Fatiha’ya dâhil değildir. Besmele müstakil olarak bir defa nazil olmuş ve surelerin arasını açmak için sure başlarında yazılmıştır.

— Peki, bu durumda, Hanefilere göre, Fatiha suresi altı ayet midir?

Hayır. Hanefilere göre de Fatiha suresi yedi ayettir. Meselenin izahı şu şekildedir:

Şafiî mezhebine göre, Besmele bir ayet olup Fatiha’ya dâhildir ve surenin sonundaki  صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ  kısmı tek bir ayettir.

Hanefilere göre ise Besmele Fatiha’ya ait olmayıp, surenin sonundaki  صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ  kısmı iki ayettir.  صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ  kısmı bir ayet,  غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ  kısmı bir ayettir.

Demek, Şafiîler yedi rakamını Besmele’yi Fatiha’ya dâhil ederek bulurken, Hanefiler yedi rakamını surenin son kısmını iki ayet kabul ederek bulurlar.

Üstadımız, Bu kelimeyi mâkabline bağlattıran cihet-i münasebet” diyerek, “el-hamd” ile “Besmele” arasındaki münasebet cihetini beyan ediyor. Bundan da anlaşılıyor ki: Üstadımız Besmele’yi Fatiha suresinden kabul ediyor. Zira Fatiha’dan kabul etmeseydi cihet-i münasebeti göstermeye çalışmazdı. Demek, Üstadımızın görüşü Şafiîlerin görüşüyle aynıdır.

Üstadımız, “el-hamd” kelimesini mâkabline (Besmele’ye) bağlattıran cihet-i münasebeti şöyle beyan etti:

— “Rahman” “Rahîm”in delalet ettikleri nimetlerin hamd ve şükür ile karşılanması lüzumundan ibarettir.

Evet, Rahman “Rezzak” manasındadır ki insana verilen bütün nimetler bu ism-i şerifin bir tecellisidir. Rahim de “merhamet eden” manasında olup, insanda gözüken bütün merhametler bu ism-i şerifin bir tecellisidir.

İnsana gözü takan rahmettir. Dili veren rahmettir. Kulağı, eli, ayağı ihsan eden rahmettir. Saymakla bitmeyecek kadar çok maddi ve manevi cihazlarla donatan rahmettir. İnsanda hangi nimet varsa rahmetin bir tecellisidir ve insan hangi nimete mazhar olmuşsa rahmet-i İlahiye sebebiyle mazhar olmuştur.

— Peki, böyle bir rahmete mukabil insana düşen nedir?

El-cevap: Hamd etmesidir, hamd etmesidir, yine hamd etmesidir…

İşte “el-hamd” ile “Besmele” arasındaki birinci cihet-i münasebet budur.

İkinci cihet-i münasebeti Üstadımız şöyle beyan ediyor:

Saniyen: Şu  اَلْحَمْدُ لِلّهِ  cümlesi, her biri niam-ı esasiyeden birine işaret olmak üzere Kur’an’ın dört suresinde tekerrür etmiştir. O nimetler de neş’e-i ûlâ ile neş’e-i ûlâda beka, neş’e-i uhra ile neş’e-i uhrada beka nimetlerinden ibarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Saniyen: İkinci olarak / Niam-ı esasiye: Esas nimetler, en lüzumlu nimetler / Neş’e-i ûlâ: İlk yaratılış / Neş’e-i uhra: Ölümden sonraki yaratılış)

اَلْحَمْدُ لِلّهِ  cümlesi birinci ayet-i kerime olarak beş surede geçmektedir. Bu sureler: Fatiha suresi, En’am suresi, Kehf suresi, Sebe suresi ve Fatır suresidir.

Kur’an’da  اَلْحَمْدُ لِلّهِ  ile başlayan beş sure vardır. Üstad Hazretleri ise “Kur’an’ın dört suresinde tekerrür etmiştir.” buyurdu. Bunun manası: Fatiha suresindeki  اَلْحَمْدُ لِلّهِ  ifadesi dört yerde sure başlarında tekrar edilmiştir demektir. Tekerrür etmek “tekrarlanmak” manasındadır ki birincisi asıl olup, tekerrüre dâhil olmaz.

اَلْحَمْدُ لِلّهِ  ifadesinin -Fatiha hariç- dört surenin başında tekrar edilmesi dört nimete işaretmiş:

1. Neş’e-i ûlâya yani ilk yaratılışımıza ve dünyaya gelişimizdeki nimete işarettir.

2. Neş’e-i ûlâda bekaya yani bu dünyada yaşatılmamıza ve yaşatılırken mazhar olduğumuz nimetlere işarettir.

3. Neş’e-i uhraya yani öldükten sonra diriltilmeye ve kabirlerden çıkartılma nimetine işarettir.

4. Neş’e-i uhrada bekaya yani cennette ebedi bir şekilde yaşatılmaya ve bir daha öldürülmeme nimetine işarettir.

Şimdi, mütalaasını yaptığımız bölümü bir daha okuyalım:

اَلْحَمْدُ : Evvela: Bu kelimeyi mâkabline bağlattıran cihet-i münasebet “Rahman” “Rahîm”in delalet ettikleri nimetlerin hamd ve şükür ile karşılanması lüzumundan ibarettir.

Saniyen: Şu  اَلْحَمْدُ لِلّهِ  cümlesi, her biri niam-ı esasiyeden birine işaret olmak üzere Kur’an’ın dört suresinde tekerrür etmiştir. O nimetler de neş’e-i ûlâ ile neş’e-i ûlâda beka, neş’e-i uhra ile neş’e-i uhrada beka nimetlerinden ibarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin