15. Miracın bir hikmeti

Miraç konusunun On Beşinci dersindeyiz. Bu dersimizde, miracın bir hikmetini izah edeceğiz.

Cenab-ı Hak şu alemi ve içindeki her bir varlığı; isimlerinin bir aynası ve sıfatlarının bir mazharı olarak yarattı. Her varlık kendi kabiliyetine göre, o isim ve sıfatlara ayna olmaktadır.

Mesela, bir sineğe hayat verilmesinde, Allah’ın “Muhyi” ismi gözükür. Muhyi ismi sineğin hayatında gözüktüğü gibi, kışın ölen mahlukların bahar mevsiminde dirilmesinde de gözükür. Elbette baharda tecelli eden Muhyi ismi, sinekte gözüken tecelliden çok daha büyüktür…

Yine bir dağda, Allah’ın “Aziz” ismi gözükür. Ancak Güneş’te bu isim, daha azametli bir şekilde gözükür…

Bir çiçeğin beslenmesinde, Allah’ın “Rezzak” ismi gözükür. Ama bir ormanda bu isim, daha geniş bir mikyasta gözükür.

Yine bir çekirdekte, Allah’ın “Hafiz” ismi gözükür. O çekirdekte, ağacın bütün plan ve programı yazılmıştır. Ancak Hafiz ismi, insanın hafızasında, daha geniş bir mertebede gözükür.

Bu misallerde olduğu gibi, her bir varlık, Allah’ın isim ve sıfatlarına, kendi mikyasına göre bir ayna olmaktadır. Nasıl ki Güneş, denizi aydınlattığı gibi, bir damlayı da aydınlatır. İkisinde de gözüken Güneş’tir. Ancak damla diyemez ki, “Ben de Güneş’i, deniz gibi gösteriyorum…” Evet, damlada gözüken Güneş’tir, ama Güneş’in tecellisine, deniz gibi mazhar değildir.

İşte Allah’ın isimlerin tecellisi de bir varlıkta damla iken, diğer bir varlıkta denizdir. Gökyüzü, bu isim ve sıfatlara mazhar olmada, yeryüzünden çok daha büyük bir aynadır. İlahi isimler, gökyüzünde daha azametle tecelli ederler.

Peygamber Efendimiz (asm), Allah’ın isim ve sıfatlarını, bu dünyadaki tecellisi kadar biliyor; ve bu isimleri, bu mertebesiyle tefekkür ve temaşa ediyordu. İşte Peygamber Efendimiz (asm)’ın, miraca çıkmasının bir sebebi de İlahî isimlerin farklı mertebedeki tecellilerini müşahede etmek ve Allah’ın mahlukatı terbiye etme faaliyetini seyir ve tefekkür etmektir. İsimlerin farklı mertebedeki tecellilerini müşahede ve mahlûkatı terbiye etme faaliyetini, seyir ve tefekkür; Peygamberimiz (asm)’in imanını, marifetini ve muhabbetini çok daha fazla inkişaf ettirmiş ve bu inkişafla, O mübarek ruhu, İlâhî isimlere daha kâmil manada ayna olmuştur.

Peygamber Efendimiz (asm) miraçtan önce, kâinatın belli bir kısmını, müşahede ve tefekkür ediyordu. İlahi isimleri tefekkürü de müşahede ettiği bu aleme göreydi. Miraç yolculuğuyla, kâinatın bütün tabakalarına nâzır oldu, onları gördü, onlarda tecelli eden isimleri müşahede etti ve bununla da bir kemal kazandı. Mesela:

Efendimiz (asm) yerdeyken, Allah’ın Malik ismini, sadece etrafında gördüğü eşya ölçüsünde biliyordu. Miraçta gökyüzünün bütün tabakalarını görmekle, Malik ismini daha geniş bir aynada, tefekkür etti. Âdeta bu isme karşı bilgisi çekirdek iken, muhteşem bir ağaç haline geldi.

Yine Allah’ın Hafîz ismini yerdeyken bütün çekirdeklerde, tohumlarda, yumurtalarda ve hafızalarda tefekkür ediyor ve hayretle muhabbet ediyordu. Miraca çıktığındaysa, levh-i mahfuzu gördü. Levh-i mahfuzda, Allah’ın Hafiz ismini, daha geniş olarak tefekkür ve temaşa etti. Bu isme olan marifeti çekirdek halinden, muazzam bir ağaç haline döndü.

Yine Efendimiz (asm), Cenab-ı Hakk’ın bütün eşyayı, son derece intizamla idare ettiğini, miraç öncesi de biliyordu. Ancak bu ilmi, gördüğü ve bildiği eşyayı, tefekkür etmesi ölçüsündeydi. Miraçta ise kendisine, bütün mahlûkatın idaresinde tecelli eden isimler gösterildi. Böylece hayreti, ciddiyeti, hamdi ve tesbihi, önceki haliyle mukayese edilemeyecek derecede, inkişaf etti.

Demek Efendimiz (asm)’ın, miraca çıkarılmasının bir hikmeti de Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerini, daha geniş bir mikyasta görmesi ve bununla, Allah’a karşı olan marifet ve muhabbetinin, ziyadeleşmesidir…

Herhalde mesele anlaşılmıştır. Dersimizi burada tamamlayalım. Bir sonraki dersimizde görüşünceye kadar, Allah’a emanet olun.

(53 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir