a
Ana SayfaFatiha Suresi16. Salisen: Bu cümlenin Kur’an’ın başlangıcı olan Fatiha suresine “fatiha” yani…

16. Salisen: Bu cümlenin Kur’an’ın başlangıcı olan Fatiha suresine “fatiha” yani…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Salisen: Bu cümlenin Kur’an’ın başlangıcı olan Fatiha suresine “fatiha” yani başlangıç yapılması neye binaendir? (İşârâtü’l-İ’caz)

(Salisen: Üçüncü olarak)

Kur’an’ın başlangıcı Fatiha suresidir. Fatiha suresinin fatihası da -yani başlangıcı da-  الْحَمْدُ للّهِ  cümlesidir. Bu makamda soru şudur:

— Niçin Fatiha suresine -hatta Kur’an’a-  الْحَمْدُ للّهِ  cümlesiyle başlanmıştır?

Üstadımız bu soruya şöyle cevap veriyor:

Cevap: Kâinatın ve dolayısıyla insanların hilkatindeki hikmet ve gaye  وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلاَّ لِيَعْبُدُونِ  ferman-ı celilince ibadettir. Hamd ise ibadetin icmali bir sureti ve küçük bir nüshasıdır.  اَلْحَمْدُ لِلّهِ ın bu makamda zikri, hilkatin gayesini tasavvur etmeye işarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

Ayet meali: Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zariyat 56)

(Hilkat: Yaratılış / İcmali: Özetlenmiş)

İnsanın gaye-i hilkati ve sebeb-i vücudu ubudiyettir. İnsan bu sebeple halife-i arz olmuş ve bu gaye için bu kadar cihaz ve duygu ile donatılmıştır. Bu hakikati, “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat 56) ayet-i celilesi beyan etmektedir.

Hamd ise ibadetin özü ve küçük bir nüshasıdır. İşte  الْحَمْدُ للّهِ ın Fatiha suresine fatiha yapılması -yani Fatiha suresine hamd ile başlanması- hilkatin bu gayesini tasavvur ettirmek içindir.

Bu makamda, hamdin ibadetin özü ve küçük bir nüshası olmasıyla ilgili birkaç hadis-i şerif nakledelim:

اَلْحَمْدُ رَأْسُ الشُّكْرِ فَمَا شَكَرَ اللَّهَ عَبْدٌ لاَ يَحْمَدُهُ  Hamdetmek şükrün özüdür. Hamdetmeyen bir kul Allah’a şükretmiş olmaz. (Deylemî, el-Firdevs, II, 155, No: 2784, Abdürrezak, X, 424)

إِذَا قُلْتَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ العالَمِينَ فَقَدْ شَكَرْتَ اللَّهَ فَزادَكَ  Sen “Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemin” dediğinde Allah’a şükretmiş oldun. O da senin nimetini ziyade edecektir. (Suyûtî, I, 30)

الْحَمْدُ لِلَّهِ كَلِمَةُ الشُّكْرِ إِذَا قالَ الْعَبْدُ الحَمْدُ لِلَّهِ قالَ اللَّهُ شَكَرَنِي عَبْدِي  “Elhamdülillah” şükür kelimesidir. Kul “Elhamdülillah” dediğinde, Allah “Kulum bana şükretti.” buyurur. (Suyûtî, I, 30)

أفْضَلُ الذِّكْرِ لاَ إلهَ اِلاَّ اللَّهُ وأفْضَلُ الدُّعاءِ الحَمْدُ لِلَّهِ  Zikrin en üstünü  لاَ إلهَ اِلاَّ اللَّهُ , duanın en üstünü de  الْحَمْدُ للّهِ dır. (İbni Mâce, Edeb, 55)

الصَّلاةُ شُكْرٌ والصِّيامُ شُكْرٌ وكُلُّ خَيْرٍ تَفْعَلُهُ لِلَّهِ شُكْرٌ، وأفْضَلُ الشُّكْرِ الحَمْدُ  Namaz şükürdür. Oruç şükürdür. Allah için yaptığın her şey şükürdür. Şükrün en üstünü ise hamddir. (Suyûtî, D. Mensur, I, 31)

لَوْ أنَّ الدُّنْيا كُلَّهَا بِحَذَافِيرِها فِي يَدِ رَجُلٍ مِنْ أُمَّتِي ثُمَّ قالَ الحَمْدُ لِلَّهِ لَكانَ الحَمْدُ لِلَّهِ أفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ  Eğer bütün dünya, kenarı ve köşesiyle ümmetimden bir adamın elinde olsa, sonra o kişi “Elhamdülillah” dese, elbette “Elhamdülillah” demesi bütün dünyadan daha üstündür. (Hakîm-i Tirmizî, Nevadiru’l-Usul, 215)

Hazreti Ali (r.a.)’dan rivayet edildi ki: Efendimiz (a.s.m.) yakınlarından bir müfrezeyi muharebeye gönderirken, “Ey Allah’ım ! Eğer onları sağ salim geri döndürürsen sana hakkıyla şükretmem üzerime borç olsun.” buyurdu.

Çok zaman geçmeden müfreze sağ salim geri döndü. Bunun üzerine Efendimiz (a.s.m.):  اَلْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى سَابِغِ نِعَمِ اللَّهِ  “Allah’ın bol nimetlerine karşı bütün hamdler Allah’a mahsustur.” buyurdu.

Hazreti Ali bunun üzerine: “Ya Resulallah! Siz, ‘Allah onları sağ salim geri döndürürse O’na hakkıyla şükredeceğim.’ buyurmadınız mı?” dedi.

Peygamberimiz (a.s.m.) da şöyle cevap verdi: Yapmadım mı? (Suyûtî, D. Mensur, I, 33)

Yani böyle diyerek, Allah’a hakkıyla şükretmiş olduğunu ve böylece ahdini yerine getirmiş olduğunu beyan buyurdu.

Herhâlde bu hadis-i şeriflerle hamdin ibadetin icmali bir sureti ve küçük bir nüshası olduğu meselesi anlaşılmıştır.

Netice: Şu kâinatın ve insanın yaratılışındaki gaye ve maksat ibadettir. Hamd ise ibadetin özü ve küçük bir nüshasıdır. İşte bu sebeple, Kur’an’a “Elhamdülillah” diyerek başlanmış ve insana vazifesi hatırlatılmıştır.

Kardeşlerim, Risale-i Nurları sadece anlamak için okumamalıyız. Asıl maksat anlamak değil, amele dökmektir. Okuduğumuz yerde amele bakan izahlar varsa, günümüzü o amelle nurlandırmalı ve o ameli hayatımıza geçirmeye çalışmalıyız. Bugünkü mütalaamızda hamdin kıymetini öğrendik. O zaman bu dersin bir meyvesi olarak bugün bin defa “Elhamdülillah” diyelim ve bu zikri vird-i zeban yapmaya çalışalım. Allah muvaffak olanlardan eylesin. Âmin.

Şimdi, mütalaasını yaptığımız bölümü bir daha okuyalım:

Salisen: Bu cümlenin Kur’an’ın başlangıcı olan Fatiha suresine “fatiha” yani başlangıç yapılması neye binaendir?

Cevap: Kâinatın ve dolayısıyla insanların hilkatindeki hikmet ve gaye  وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلاَّ لِيَعْبُدُونِ  ferman-ı celilince ibadettir. Hamd ise ibadetin icmali bir sureti ve küçük bir nüshasıdır.  اَلْحَمْدُ لِلّهِ ın bu makamda zikri, hilkatin gayesini tasavvur etmeye işarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin