a
Ana SayfaLâsiyyemalar17. Efrad ve enva arasında, bu’d-u mutlak ile beraber, tevafuk-u mutlak var.

17. Efrad ve enva arasında, bu’d-u mutlak ile beraber, tevafuk-u mutlak var.

Üstadımız bahar mevsiminde gözüken hakîmâne icadı maddeliyordu. Kaldığımız yerden devam ediyoruz:

8. Efrad ve enva arasında, bu’d-u mutlak ile beraber, tevafuk-u mutlak var. (Mesnevi-i Nuriye, Lâsiyyemalar)

(Efrad: Fertler / Enva: Neviler / Bu’d-u mutlak: Sonsuz uzaklık / Tevafuk-u mutlak: Tam bir benzerlik)

İlk önce, efrad ve nevler arasındaki tevafuku konuşalım; daha sonra da bunun bir bu’d-u mutlakta meydana geldiğini yani sonsuz bir uzaklıkta gözüktüğünü düşünelim.

Bir elma ağacı diğer elma ağaçlarıyla aynıdır. Yaprakları, çiçekleri ve meyveleri birbirine benzer. Bu, efrad arasındaki tevafuktur.

Elma ağacı diğer ağaçlara birebir benzemez. Ancak azay-ı esasiyede yani esas azalarda bir benzerlik vardır. Hepsinin kökü, dalları, yaprak, çiçek ve meyveleri vardır. Bu, nevler arasındaki tevafuktur.

Yine bir bülbül diğer bülbüllerle aynıdır. Bu kuşu nerede görseniz, “Bu bülbüldür.” dersiniz. Bu, efrad arasındaki tevafuktur.

Bülbül diğer kuşlara birebir benzemez. Ancak azay-ı esasiyede bir benzerlik vardır. Hepsinin kanadı, gözü, ayağı, gagası ve birbirine benzeyen azaları vardır. İşte bu, nevler arasındaki tevafuktur.

Yine bir gül diğer güllerle aynıdır. Bu çiçeği nerede görseniz, “Bu güldür.” dersiniz. Bütün güller birbirine benzer. Bu, efrad arasındaki tevafuktur.

Gül diğer çiçeklerle birebir benzemez. Ancak azay-ı esasiyede bir benzerlik vardır. Hepsinin bir sapı, yaprağı, çiçeği vardır. Bu, nevler arasındaki tevafuktur.

— Peki, fertler ve nevler arasındaki tevafuk neyi ispat eder?

Fertler ve nevler arasındaki tevafuk kalemin vahdetini ispat eder. Demek, hepsinde aynı kalem-i kudret işlemiş. Eğer farklı bir el karışsaydı, bu benzerlik olmazdı. Birlik ancak tek bir elden çıkabilir. Başka eller karışsa karışıklık olur. Birbirine benzeyen bütün fertler ve nevler bu benzerliğin lisan-ı hâliyle, “Biz bir Zat-ı Vahid’in eser-i sanatıyız.” derler.

Şimdi, bu hakikati bu’d-u mutlak içinde düşünelim. Bu’d-u mutlak sonsuz uzaklık demektir. Bununla yeryüzünün genişliği ve eşyanın birbirine olan uzaklığı kastedilmiş. Mesela Türkiye’ye en uzak ülke Yeni Zelanda. Bizim bahçemizde olan bir çiçek ile Yeni Zelanda’da olan çiçek arasında bir tevafuk var. Eğer aynı cins iseler birebir benziyorlar; farklı cins iseler azay-ı esasiyede benziyorlar.

— Peki, bu’d-u mutlak içinde bu benzerlik neyi ispat eder?

Şunu ispat eder: Demek, bu eşyanın Halık’ı olan zat, zatıyla hiçbir yerde olmadığı hâlde isim ve sıfatlarıyla her yerdedir. Onun faaliyetinde bir iş bir işe mâni olmaz. Bütün eşyayı aynı anda, son derece suhuletle icad eder. Onun için uzak-yakın, küçük-büyük, zor-kolay gibi hiçbir mefhum yoktur. Her şey kudretine müsavidir.

Bu cümleyle birlikte sekiz cümlenin mütalaasını tamamladık. Bu cümleleri Lem’alar Risalesi’nde de mütalaa etmiştik. Dersimizi burada tamamlayalım. Bu dersimizde şu cümleyi anlamaya çalıştık:

8. Efrad ve envâ arasında, bu’d-u mutlak ile beraber, tevafuk-u mutlak var. (Mesnevi-i Nuriye, Lâsiyyemalar)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin