a
Ana SayfaFatiha Suresi18. lillah: “li” burada ihtisas içindir. Hamdin Zat-ı Akdes’e has ve münhasır olduğunu ifade eder…

18. lillah: “li” burada ihtisas içindir. Hamdin Zat-ı Akdes’e has ve münhasır olduğunu ifade eder…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

ِِِِِلِ  : لِلّه  burada ihtisas içindir. Hamdin Zat-ı Akdes’e has ve münhasır olduğunu ifade eder. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Zat-ı Akdes: Her türlü kusur ve noksandan yüce olan Zat, Allah)

لِلّه  lafzındaki  ل  harf-i ceri ihtisas içindir. Bu harfi Türkçeye çevirirken “-ındır, -e mansustur, -e aittir” gibi karşılıklarla tercüme ederiz. Demek, “Hamd Allah’a mahsustur.” dediğimizde, “mahsustur” manasını  ل  harf-i ceri vermektedir.

Bu harf-i cer, hamdin Allah’a has ve O’na münhasır olduğunu ve Allah’tan başkasına hamd edilemeyeceğini bildirir. Yani hamdin tek ve yegâne sahibi vardır, o da Allah’tır.

Üstadımız şöyle devam ediyor:

Bu  ل  ın müteallakı olan ihtisas hazf olduktan sonra ona intikal etmiştir ki ihlas ve tevhidi ifade etsin. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Hazf olma: Düşürülme, gizlenme)

Arapça bilmeyenler için bu cümleyi şöylece izah etmeye çalışalım:

Arapçada cümle iki çeşittir: Fiil cümlesi ve isim cümlesi. Fiille başlayan cümleye fiil cümlesi, isimle başlayan cümleye de isim cümlesi denir. Fiil cümlesi fiil, fail ve -genellikle- mefulden oluşur. İsim cümlesi ise mübteda ve haberden oluşur.

الْحَمْدُ للّهِ  cümlesi bir isim cümlesidir. Bu cümlede  الْحَمْدُ  kelimesi mübtedadır. Haber ise hazf olmuştur. Hazf olmak “gizlenmek” ve “düşürülmek” demektir. Hazf olan kelimeye de “mahzuf” denir. Kelimenin mahzuf olması, var olmasına rağmen söylenmemesidir.

İşte  الْحَمْدُ للّهِ  cümlesinde de bu durum söz konusudur. Cümlenin haber ögesi hazf edilmiş ve söylenmemiştir. Bu durumda, manaya uygun olan bütün takdirler geçerlidir. Mesela şu kelimeleri cümlenin haber ögesi olarak takdir edebiliriz:

–  الْحَمْدُ وَاجِبٌ لِلّهِ  “Hamd Allah için vaciptir.” Burada  وَاجِبٌ  kelimesi haber olup,  لِلّهِ  lafzı ona taalluk etmektedir.

–  الْحَمْدُ مُسْتَحقٌّ لِلّهِ  “Allah hamde layık olan ve hak edendir.” Burada  مُسْتَحقٌّ  kelimesi haber olup,  لِلّهِ  lafzı ona taalluk etmektedir.

–  الْحَمْدُ (مِنْ أَيِّ حَامِدٍ صَدَرَ) لِلّهِ  “Hamd -her kimden gelirse gelsin- Allah’a mahsustur.” Burada haber ögesi cümle olarak gelmiştir ve  لِلّهِ  lafzı ona taalluk etmektedir.

–  الْحَمْدُ مُخْتَصٌّ لِلّهِ  “Hamd Allah’a mahsustur.” Burada  مُخْتَصٌّ  kelimesi haber olup,  لِلّهِ  lafzı ona taalluk etmektedir.

Daha başka takdirler de olabilir. Bu izahla şu da anlaşılmış oldu: Kur’an’ın mana yönünden zenginliğinin bir sebebi de hazf olmuş kelimelerdir. Hazf olan bu kelimelerin yerine birçok kelimeler takdir edilebilir. Her bir takdir de ayete farklı bir manayı getirir.

Üstadımız demişti ki: Bu  ل  ın müteallakı olan ihtisas hazf olduktan sonra ona intikal etmiştir ki ihlas ve tevhidi ifade etsin.

ل  harf-i cerinin müteallıkı (yani ilişiği olan kelime) cümlenin haber ögesi  مُخْتَصٌّ  kelimesidir.  مُخْتَصٌّ  lafzı ihtisası ifade eder ve hamdin sadece Allah’a mahsus olduğunu gösterir. İhtisası gösteren bu lafız hazf olmuş (yani zikredilmeyerek gizlenmiş) ve direk  ل  harf-i cerine geçilmiştir. Yani sanki  مُخْتَصٌّ  lafzı, cümleye katacağı manayı  ل  harf-i cerine emanet etmiş ve sonra gizlenmiştir.

Bu durumda,  مُخْتَصٌّ  lafzı hazf olduktan sonra manası  ل  harf-i cerine intikal etmelidir ki ihlas ve tevhidi tazammun etsin. Yani bütün hamdin sadece Allah’a mahsus olduğunu ifade etsin. Bu şekilde de olmuş ve  ل  harf-i ceri bu manayı ifade etmiştir.

Herhâlde mesela anlaşılmıştır. Şimdi, mütalaasını yaptığımız cümleyi bir daha okuyarak dersimizi tamamlayalım:

ِِِِِلِ  : لِلّه  burada ihtisas içindir. Hamdin Zat-ı Akdes’e has ve münhasır olduğunu ifade eder. Bu  ل  ın müteallakı olan ihtisas hazf olduktan sonra ona intikal etmiştir ki ihlas ve tevhidi ifade etsin. İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin