18. Resulün hükmünden ancak münafıklar kaçar.

Hadis inkârcıları: “Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.” diyorlar. Biz de onlara diyoruz ki: Madem siz Kur’an’a uyuyorsunuz, o halde Nisa suresinin 61. ayetine dikkat edin. Bakın Rabbimiz ne buyurmuş:

   وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ Onlara denildiği zaman  تَعَالَوْا إِلَى مَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ   Allah’ın indirdiğine -yani Kur’an’a- ve Resüle gelin  رَأَيْتَ الْمُنَافِقِينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًا  münafıkların senden tam manasıyla yüz çevirdiklerini görürsün. (Nisa, 4/61)

Manaya bir daha dikkat kesilelim:

Onlara ‘Allah’ın indirdiğine ve Resule gelin. denildiği zaman, münafıkların senden tam manasıyla yüz çevirdiklerini görürsün. (Nisa, 4/61)

Şimdi bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım:

Bu ayet-i kerimede, münafıkların bir özelliği beyan ediliyor. O özellik, münafıkların iki şeyden yüz çevirmesidir. Birincisi,  مَا أَنْزَلَ اللَّهُ Allah’ın indirdiğinden; ikincisi,  وَإِلَى الرَّسُولِ ve Resulden.

Allah’ın indirdiğinden yüz çevirmek, Kur’an’ın hükümlerinden yüz çevirmektir. Peki, Resulden yüz çevirmek nedir? Sakın, “Bu da Kur’an’dan yüz çevirmektir.” demeyin. Çünkü bu, Kur’an’ın hükümlerinden yüz çevirmek olamaz. Arapça bilmeyenler için bunu izah edelim:

إِلَى مَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ   ayetindeki “vav” harfi, atıf harfidir. Atıf harfi, kendinden sonrasıyla öncesinin farklı olduğunu gösterir. Biz bunu Türkçede de kullanıyoruz. Mesela, Ali ve Ahmet geldi, desek, Ahmet’in Ali’den farklı bir şahıs olduğunu anlarız. Ali farklıdır, Ahmet farklıdır. Bu farkı ortaya koyan edat da “ve” edatıdır.

Aynen bunun gibi, “Allah’ın indirdiğine ve Resüle gelin” denildiğinde, Resule gelmenin, Allah’ın indirdiğine, yani Kur’an’a gelmekten farklı olduğunu anlarız. Eğer ikisi aynı olsaydı, arada “vav” atıf harfi kullanılmaz ve sadece “Allah’ın indirdiğine gelin.” denilirdi. Hâlbuki böyle denilmemiş. Peki ne denilmiş: Allah’ın indirdiğine ve Resüle gelin, denilmiş.

Bütün bu izahlardan sonra sorumuz şu:

– Allah’ın indirdiği Kur’an’dır ve Kur’an’da geçen hükümlerdir. Peki, Resule gelmek nedir?

Aklınıza, sünnetine gelmek ve hadislerini kabul etmekten başka bir şey geliyor mu? Herhalde gelmiyordur.

Demek birisi, sadece Kur’an’ın hükümlerini kabul etse, bu yeterli değildir. Resulullah’ın hükümlerini de kabul etmelidir. Çünkü Resulullah (asm)’ın hükmü de Allah’ın hükmü gibidir ve bu hükümler de Allah’ın emriyledir. Aradaki tek fark, bu hükümler Kur’an’da değil, hadislerde geçmektedir.

Bu izahlardan sonra, şimdi hadis inkârcılarına bir çift sözümüz var:

Şimdi hadis inkârcılarına diyoruz ki, siz, “Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.” diyorsunuz. Peki, Nisa suresinin 61. ayetini hiç okumuyor musunuz? Bu ayet diyor ki, Resulullah’ın hükmünden ancak münafıklar kaçar. Siz münafık mısınız? Ya da münafığın sıfatını taşımaktan hayâ etmiyor musunuz? Bizler sizleri, halis mümin olmaya ve halis müminin sıfatı olan, Resullullah (asm)’ın sünnetini ve hadislerini kabul etmeye davet ediyoruz.

Sevgili kardeşlerim, Hadis Savunması eserimizin bu On Sekizinci Dersini burada noktalayalım. Bir sonraki dersimizde buluşuncaya kadar Allah’a emanet olun…

(13 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir