a
Ana SayfaZekât19. Alacağın zekâtını vermek gerekir mi?

19. Alacağın zekâtını vermek gerekir mi?

Başkalarının üzerinde olan alacaklar zekâta tabi olup olmama bakımından üç kısma ayrılır:

1. Kuvvetli alacak: Bunlar borç olarak verilen paralar ve ticaret mallarının bedeli olan alacaklardır. İflas etmiş de olsa borçlu kimse borcunu kabul ediyorsa ya da elde vesika bulunduğu hâlde inkar edilmişse bu alacaklar kuvvetli alacak sınıfına girer.

Bu alacaklar tahsil edildikleri zaman -eğer daha önce peşinen zekâtları ödenmemişse- geçmiş senelere ait zekâtlarını vermek gerekir. Şöyle ki:

Bir kimsenin başkasında 100.000 lira alacağı olsa ve bu meblağ iki senedir borçluda bulunsa, alacaklı olan kişi bu meblağı tahsil ettiğinde 100.000 liranın iki senelik zekâtını verir. Birinci sene için 100.000 liranın kırkta biri olan 2.500 lirayı zekât olarak verir. İkinci sene için ise 100.000 liradan 2.500 lirayı çıkartır ve kalanın kırkta biri olan 2.437 lirayı zekât olarak verir.

Eğer alacağı meblağ daha fazla seneler borçlunun üzerinde kalmışsa, zekât olarak verilecek miktarı anaparadan çıkartır ve kalanın kırkta birini hesap ederek zekâtını verir. Mesela 100.000 liralık alacağı üç sene borçluda kalmış olsaydı, üçüncü senenin zekâtını hesaplarken, bir önceki senede vermesi gereken 2.437 lirayı 97.500 liradan çıkartır ve kalan miktarın kırkta biri olan 2.376 lirayı zekât olarak verirdi.

2. Orta alacak: Ticaret için olmayan bir malın bedelinden bir kimse üzerinde kalan alacaktır. Ev kirasından kalan alacak veya eski bir elbisenin verilmesinden dolayı istenen para gibi.

Bu gibi alacaklar borçlunun üzerinde kaldığı müddetçe zekâta tabi olmaz ve geçmiş yılların zekâtını vermek gerekmez. Bu alacakların zekâtı, ele geçtikten sonra üzerlerinden bir yıl geçince verilir. Ancak para sahibinin zekâta tabi başka malları varsa bir yıl beklenmez. Bu mallar ile birlikte, tahsil edilen alacağın da zekâtı verilir.

3. Zayıf alacak: Bir malın bedeli olmaksızın bir kimsenin üzerinde kalan alacaktır. Ele geçirilmemiş miras, henüz tahsil edilmemiş diyet parası, kadının kocası üzerindeki mehir hakkı ve boşanma anlaşması sonunda alınacak mal bedeli gibi alacaklar zayıf alacak grubuna girer.

Bu nevi alacaklar için geçmiş yıllara ait zekâtını vermek gerekmez. Tahsil edildikleri andan itibaren zekâta tabi olurlar ve üzerlerinden bir yıl geçince zekâtları verilir. Ancak para sahibinin zekâta tabi başka malları varsa bir yıl beklenmez. Bu mallar ile birlikte, tahsil edilen alacağın da zekâtı verilir.

Bu anlattıklarımız İmam-ı Azam Hazretlerine göredir. İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed’e göre ise -katilin diyet borcu müstesna- bütün alacaklar eşit olup hepsi kuvvetlidir. Bu iki imama göre, diyet dışındaki bütün alacaklar sahibinin mülküdür ve her sene zekâta tabidir. Ancak zekâtın hemen ödenmesi kendisinden talep edilmez. Tahsil ettiği zaman geçmiş yıllara ait zekâtlarını öder.

Hangi fetvayla amel edeceğimiz konusuna gelince:

Kişi dilediği fetva ile amel edebilir. Dilerse İmam-ı Azam Hazretlerinin tasnifine göre alacağının zekâtını verir, dilerse İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed’in ictihadına göre zekâtını verir. Hangisiyle amel edilse caizdir.

(el-Bedayi, II, 10; ed-Dürrü’l-Muhtar, II, 47; Merâkı’I-Felah, 121)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin