a
Ana SayfaBirinci Söz2. Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslam nişanı olduğu gibi…

2. Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslam nişanı olduğu gibi…

1. Söz’ün mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslam nişanı olduğu gibi… (1. Söz)

“Bil ey nefsim!” hitabından şöyle bir hissemiz olsun:

Üstad Hazretleri kendi nefsine konuşuyor. Çünkü nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. Üstad Hazretleri ki âlimdir, allamedir; bu hakikatler onun fikrine doğmuş ve gönlünde pişmiştir. Buna rağmen kendini muhatap yapıyor ve kendi nefsiyle konuşuyor. Belki de bize bir usul öğretiyor.

O hâlde bizler de Risaleleri okurken kendi nefsimizi muhatap almalıyız. Mesela ben yazarken size değil, kendime yazmalıyım. Anlatırken size değil, kendime anlatmalıyım. Öğretirken size değil, nefsime öğretmeliyim. Sizleri belki nefsimin ders arkadaşı kabul etmeliyim. Kendimi en muhtaç ve en zavallı bilmeliyim. Böyle bilirsem istifade eder ve manevi yaralarıma merhem sürerim.

Sizler de okurken kendinizi muhatap kabul ederek okumalısınız. Risalelerin size özel yazıldığını düşünmeli ve her bir kelamı bir merhem bilip manevi yaralarınıza sürmelisiniz.

İşte “Bil ey nefsim!” hitabında böyle bir ders vardır. Üstadımız kelamın devamında, “Şu mübarek kelime İslam nişanı olduğu gibi…” buyurdu.

Nişan: İşaret, iz, belirti ve alamet demektir. Besmele’nin İslam nişanı olması şudur:

Mesela Avrupa’ya, Asya’ya, Afrika’ya veya dünyanın herhangi bir ülkesine gitseniz ve orada yemek yerken Besmele çeken birisini görseniz, hemen dersiniz ki: “Bu Müslüman’dır.”

Ya da mesela orada bir kişinin arabaya binerken, arabadan inerken, su içerken ya da bunlar gibi bir işe başlarken Besmele çektiğini işitseniz hemen onun Müslüman olduğunu anlarsınız.

İşte Besmele bu şekliyle İslam’ın nişanıdır. Cami gibi, ezan gibi, namaz gibi İslam’ın bir alameti ve izidir. Bu alamet kimde gözükse onun Müslüman olduğuna hükmedilir.

Şu kıssa-i Nebevî (a.s.m.) Besmele’nin nasıl bir İslam nişanı olduğunu bizlere göstermektedir:

Peygamber Efendimiz (a.s.m.) Taif’ten dönerken bir bağa uğramıştı. Bağ sahiplerinin Addas isminde bir köleleri vardı. Addas Hristiyan bir kimse idi. Bağ sahipleri Peygamberimiz (a.s.m.)’a üzüm götürmesini Addas’a emrettiler. Bunun üzerine Addas üzüm salkımlarını bir tabağa koyup Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’a getirdi ve ona takdim etti. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) “Bismillah” diyerek üzümleri yemeye başladı. Addas ona bakıyor ve yüzünün şeklini ve şemailini inceliyordu. Sonra Peygamberimiz (a.s.m.)’a şöyle dedi:

— Allah’a andolsun ki söylediğin bu kelimeyi bu belde halkı asla söylemez!

Peygamber Efendimiz (a.s.m.) ile Addas arasında şöyle bir konuşma geçti:

— Ey Addas, sen hangi beldedensin, dinin nedir?

— Hristiyanım, Ninova halkındanım.

— Salih bir adam olan Yunus bin Metta’nın şehrindensin öyle mi?

— Yunus bin Metta’yı nereden tanıyorsun?

— O benim kardeşimdir. O peygamberdi, ben de peygamberim.

Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’ın bu sözleri üzerine Addas onun üzerine yumuldu, başını ve ellerini öpmeye başladı. Öbür taraftan bahçe sahipleri olan Utbe ile Şeybe, Addas’ın yaptıklarını görüyorlardı.

Addas, efendilerinin yanına döndüğünde efendileri ona şöyle dediler:

— Yazıklar olsun sana ey Addas! Sana ne oldu ki şu adamın başını ve ellerini öpüyordun?

Addas şu karşılığı verdi:

— Ey efendim! Yeryüzünde bundan daha hayırlı bir adam yoktur. Bana ancak bir peygamberin bilebileceği haberleri iletti. (İbni Hişam, II, 63)

İşte Besmele böyle bir nişandır ki Addas o nişan sayesinde Müslüman olmuştur. Cenab-ı Hak bu nişanı dilimizden eksik etmesin.

Bu dersimizde şu cümleyi mütalaa ettik:

Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslam nişanı olduğu gibi… (1. Söz)

 Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin