a
Ana SayfaŞefaat2. Sadece Rahman’ın katında bir söz almış kimseye şefaat edilir. (Meryem 87)

2. Sadece Rahman’ın katında bir söz almış kimseye şefaat edilir. (Meryem 87)

Meryem suresi 86 ve 87 . ayetlerde şöyle buyrulmuş:

وَنَسُوقُ الْمُجْرِمِينَ إِلَى جَهَنَّمَ وِرْدًا  Suçluları susuz olarak cehenneme süreceğiz.  لاَ يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ  Onlar şefaate malik değildirler. Yani onlara şefaat edilmez.  إِلاَّ مَنْ  Ancak o kimse şefaate maliktir. Yani ancak o kimseye şefaat edilir. Peki, o kimse kimdir?  اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمَنِ عَهْدًا  Rahman’ın katında bir söz alan.

Manaya bir daha dikkat edelim: Suçluları susuz olarak cehenneme süreceğiz. (O gün) Rahman’ın katında bir söz almış olan kimseden başkasına şefaat edilmez.

Şimdi bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım:

Ayet-i kerimenin başında günahkârlardan bahsedilerek, onların susuz olarak cehenneme sürüleceği haber verilmiş, daha sonra da  لاَ يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ  “Onlar şefaate malik değildirler.” buyrulmuş. Onların şefaate malik olmaması iki manaya gelebilmektedir:

1. Mana: Onların şefaat edemeyeceğidir.

2. Mana: Onlara şefaat edilemeyeceğidir.

Fahreddin-i Râzî Hazretleri ikinci manayı tercih ederek şöyle der:

— Bu ikinci mana daha uygundur. Çünkü ayeti birinci manaya hamletmek yani “Onlar şefaat edemez.” demek, açık ve belli olan bir hususu yeniden açıklamak gibi bir şey olur. Bu durumda, “Onlar şefaate malik değillerdir.” ifadesi, “Onlara şefaat edilmez.” manasındadır.

Ayet-i kerimede kâfirlerden, müşriklerden ve diğer günahkârlardan mürekkep asiler güruhuna, “Onlara şefaat edilmez.” buyrulduktan sonra,  إِلاَّ مَنْ  “O kimse müstesna” denilerek, şefaatin fayda vermeyeceği günahkârlardan bir kısım insanlar müstesna kılınmıştır.

 إِلاَّ مَنْ  ifadesinden anlıyoruz ki: Bir kısım günahkârlara şefaat fayda verecektir. Eğer şefaat onlara fayda vermeyecek olsaydı böyle bir istisna yapılmaz; “O gün günahkârlara şefaat edilmez.” denilerek ayete nokta konulurdu. Ancak nokta konulmamış ve  إِلاَّ مَنْ  denilerek istisna yapılmış.

— Peki, bu istisnaya giren kullar kimlerdir

Ayetin devamı bunu beyan eder:  اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمَنِ عَهْدًا  Rahman’ın katında bir söz alanlar.

Buradaki söz, Fahreddin-i Râzî’nin beyanına göre, tevhid ve kelime-i şehadettir yani imandır.

Demek, iman sahibi olan günahkârlar imansız günahkarlardan ayırt edilmiştir. İmansız günahkârlar hakkında “Onlara şefaat edilmez.” buyrulurken, imanı olan günahkârlar bu hükümden istisna edilmiştir.

O hâlde şimdi ayet-i kerimeyi odak noktası yaparak soralım:

— Kime şefaat edilmeyecek?

Günahkârlara.

— Peki, bu günahkârlardan hangi güruh müstesnadır?

Allah katında bir söz alanlar.

— Peki, Allah katında söz alanlar kimlerdir?

Bunlar tevhid ve kelime-i şehadet sahibi olanlar yani müminlerdir.

Bakın, ayetin apaçık beyanıyla, Allah katında söz alanlara yani tevhid ve kelime-i şehadet sahibi olanlara şefaat edilecektir.

Şimdi, şefaati inkâr edenlere deriz ki:

Ayet-i kerimede, Rahman’ın katında söz alan günahkârlara şefaat edilebileceği açıkça beyan buyrulmuştur. Demek, şefaat haktır ve Allah katında söz alanlara -yani tevhid ve kelime-i şehadet sahiplerine- mahsustur.

— Sizler bu ayet-i kerimeye nasıl mana veriyorsunuz?

— Ayetteki  إِلاَّ مَنْ  “O kişi müstesna” kaydını görmüyor musunuz?

— Eğer şefaat hak olmasaydı ayette  إِلاَّ مَنْ  denilir miydi?

 إِلاَّ مَنْ  demek, “Şefaat ancak bu kişilere edilir.” demektir. Bu kişiler de ayetin devamında beyan edilmiş: Rahman’ın katında söz alanlar…

Ey şefaati inkâr edenler! Allah bu kişilere şefaat edilebilecek derken, siz “Yok, edilemez.” diyorsunuz. Bu sözünüzle ayeti inkâr ettiğinizin farkında mısınız? Eğer biraz aklınız varsa hemen tövbe eder ve fikirlerinizle bozduğunuz insanların ıslahına çalışırsınız!

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin