a
Ana SayfaFatiha Suresi21. Âlemin: Bu kelimenin sonundaki “ye, nun” yalnız irab alametidir. Veya cem alametidir…

21. Âlemin: Bu kelimenin sonundaki “ye, nun” yalnız irab alametidir. Veya cem alametidir…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

الْعَالَمِينَ : Bu kelimenin sonundaki  ينَ  yalnız irab alametidir,  عِشْرِينَ ، ثَلاَثِينَ  gibi. (İşârâtü’l-İ’caz)

Arapçada bazı müfred (tekil) kelimeler sonlarına  ونَ  ve -bazı durumlarda-  ينَ  alarak çoğul olurlar. Bu kelimelere “cem-i müzekker-i salim” denir. Mesela:

–  مُؤْمِنٌ  kelimesinin çoğulu  مُؤْمِنُونَ  ve  مُؤْمِنِينَ  şeklindedir.

–  كَافِرٌ  kelimesinin çoğulu   كَافِرُونَ  ve  كَافِرِينَ  şeklindedir.

–  صَادِقٌ  kelimesinin çoğulu  صَادِقُونَ  ve  صَادِقِينَ  şeklindedir.

–  عَالِمٌ  kelimesinin çoğulu  عَالِمُونَ  ve  عَالِمِينَ  şeklindedir.

Bununla birlikte, her  ونَ  ve  ينَ  da çoğul alameti değildir. Bu makamda soru şudur:

—  الْعَالَمِينَ  kelimesindeki  ينَ  harfleri çoğul alameti midir?

Üstadımız bu soruya iki ihtimalli bir cevap veriyor. Birinci ihtimal için diyor ki:

— Bu kelimenin sonundaki  ينَ  yalnız irab alametidir,  عِشْرِينَ  ،  ثَلاَثِينَ  gibi.

Bu ihtimale göre,  الْعَالَمِينَ  kelimesinin sonundaki  ينَ  harfleri çoğul alameti değil, irab alametidir.

İrab: Kelimenin sonundaki harf veya hareke değişimidir.

Üstadımız bu duruma  عِشْرِينَ ، ثَلَاثِينَ  kelimelerini örnek verdi. Bu örneği biraz açalım:

Arapçada 10, 20, 3090 sayılarına ukud sayıları denir. Bu sayılar şunlardır:

–  عِشْرُونَ ، عِشْرِينَ  : 20

–  ثَلاَثُونَ ، ثَلاَثِينَ  : 30

–  أَرْبَعُونَ ، أَرْبَعِينَ  : 40

–  خَمْسُونَ ، خَمْسِينَ  : 50

–  سِتُّونَ ، سِتِّينَ  : 60

–  سَبْعُونَ ، سَبْعِينَ  : 70

–  ثَمَانُونَ ، ثَمَانِينَ  : 80

–  تِسْعُونَ ، تِسْعِينَ  : 90

Bu sayıların sonundaki  ونَ  ve  ينَ  harfleri çoğul için değil, irab içindir. Ukud sayılarının irabı  ونَ  ve  ينَ  ile yapılır. Yani   عِشْرُونَ ، عِشْرِينَ  “yirmi” manasında olup, “yirmiler” manasında değildir. Yine  ثَلاَثُونَ ، ثَلاَثِينَ  “otuz” manasında olup, “otuzlar” manasında değildir.

Aynen bunun gibi,  الْعَالَمِينَ  kelimesinin sonundaki  ينَ  harfleri de çoğul alameti olmayıp, irab alameti olabilir. Bu durumda,  الْعَالَمِينَ  kelimesi çoğul bir kelime değil, müfred (tekil) bir kelime olur.

— Peki, çoğul alameti olmamanın manaya etkisi nedir?

El-cevap: Eğer çoğul alameti olursa,  رَبِّ الْعَالَمِينَ  “Âlemlerin Rabbi” manasına gelir. Eğer çoğul alameti değil, irab alameti olursa, “Âlemin Rabbi” manasına gelir. Yani irab alameti olması durumunda kelime müfred (tekil) kabul edilir ve mana buna göre verilir.

Üstadımız ikinci ihtimali şöyle beyan ediyor:

Veya cem alametidir. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Cem: Çoğul)

İkinci ihtimale göre, bu kelime cem-i müzekker-i salim bir kelimedir ve  ينَ  harfleri çoğul alametidir. Bu ihtimale göre,  رَبِّ الْعَالَمِينَ  “Âlemin Rabbi” manasında değil, “Âlemlerin Rabbi” manasındadır.

Bu ihtimal âlimlerin ekserisinin kabul ettiği ihtimaldir. Ancak bu durumda şu mesele ortaya çıkar:

— Âlem bir tanedir. “Âlemler” denilerek çoğul sigasıyla zikredilmesinin ne hikmeti vardır?

Üstadımız bu soruya iki şıklı bir cevap veriyor. Birinci şıkkı şöyle beyan ediyor:

Çünkü âlemin ihtiva ettiği cüzlerin her birisi bir âlemdir. (İşârâtü’l-İ’caz)

İbni Abbas Hazretlerine göre, “âlemler”den maksat sadece melekler, cinler ve insanlardır. (Suyûtî, ed-Durru’l-Mensur, I, 34)

Cafer b. Muhammed Hazretlerine göre ise “âlemler” kelimesiyle sadece insanlar kastedilmiş ve her bir insan bir âlem olarak kabul edilmiştir. (Ragıp el-Isfahani, Müfredat, Sf. 722)

Üstad Hazretleri ise “âlemin” kelimesini çok daha geniş bir manayla tefsir ediyor ve Âlemin ihtiva ettiği cüzlerin her birisi bir âlemdir.” diyor.

Her bir eşya Allah’a delalet etmesi cihetiyle bir âlemdir. Yine âlemin küçültülmüş bir nüshası ve bir misal-i musaggarı olması cihetiyle de bir âlemdir. İnsan bir âlemdir, kuş bir âlemdir, bal arısı bir âlemdir ve her bir şey bir âlemdir.

İşte bu sebeple,  الْعَالَم  (âlem) değil,  الْعَالَمِينَ  (âlemler) denilerek çoğul sigasıyla zikredilmiştir.

Çoğul sigasıyla zikrinin diğer bir sebeb-i hikmeti de şu olabilir:

Veyahut yalnız manzume-i şemsiyeye münhasır değildir. Cenab-ı Hakk’ın şu gayr-ı mütenahi fezada çok âlemleri vardır. Evet,  اَلْحَمْدُ لِلّهِ كَمْ مِنْ فَلَكٍ تَجْرِى النُّجُومُ بِه وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ (İşârâtü’l-İ’caz)

(Manzume-i şemsiye: Güneş Sistemi)

(Arapça karşılık: Bütün hamdler Allah’a mahsustur ki O’nun tayin ettiği nice yörüngeler vardır; yıldızlar, Güneş ve Ay o yörüngelerde akıp gider.)

İkinci ihtimale göre, “âlemlerden” maksat “galaksiler” olup, her bir galaksi bir âlemdir.

Buna göre,  الْعَالَمِينَ  şeklinde çoğul sigasıyla gelmesi, Güneş Sistemi’nden başka galaksilerin var olduğuna işarettir. Yani bu kâinat sadece Güneş Sistemi’nden ibaret değildir. Güneş Sistemi misali çok âlemler mevcuttur ve Allahu Teâlâ bütün bu âlemlerin Rabbidir.

Buraya kadar anlattıklarımızı şöylece özetleyebiliriz:

1.  الْعَالَمِينَ  kelimesinin sonundaki  ينَ  harfleri irab alameti olabilir. Bu durumda kelime müfred (tekil) kabul edilir ve mana “Âlemin Rabbi” şeklinde olur.

2الْعَالَمِينَ  kelimesinin sonundaki  ينَ  harfleri çoğul alameti olabilir. Bu durumda kelime cemi (çoğul) kabul edilir ve mana “Âlemlerin Rabbi” şeklinde olur.

Çoğul olması durumunda -Üstad Hazretlerine göre- iki ihtimal söz konusudur:

1. Şu âlemin her bir cüzü -yani her bir varlık- bir âlem olup, “âlemler” ifadesiyle bütün bu varlıklara işaret edilmiştir.

2. “Âlemler” ile galaksiler kastedilmiş olup, her bir galaksi, içindeki milyonlarca yıldızla bir âlem hükmündedir. Bununla da Güneş Sistemi dışındaki galaksilere işaret edilmiştir.

Bu dersimizde şu bölümün mütalaasını yaptık:

الْعَالَمِينَ : Bu kelimenin sonundaki  ينَ  yalnız irab alametidir,  عِشْرِينَ ، ثَلاَثِينَ  gibi. Veya cem alametidir. Çünkü âlemin ihtiva ettiği cüzlerin her birisi bir âlemdir. Veyahut yalnız manzume-i şemsiyeye münhasır değildir. Cenab-ı Hakk’ın şu gayr-ı mütenahi fezada çok âlemleri vardır. Evet,  اَلْحَمْدُ لِلّهِ كَمْ مِنْ فَلَكٍ تَجْرِى النُّجُومُ بِه وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ  (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin