a
Ana SayfaLâsiyyemalar22. Kesret ve mebzuliyetle beraber her ferdin sanat itibarıyla kıymettar olması…

22. Kesret ve mebzuliyetle beraber her ferdin sanat itibarıyla kıymettar olması…

Lâsiyyemalar mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Kesret ve mebzuliyetle beraber her ferdin sanat itibarıyla kıymettar olması, sonsuz bir zenginlikle gayr-ı mütenahi hazinelere malik olan Zata mahsustur. (Mesnevi-i Nuriye, Lâsiyyemalar)

(Kesret: Çokluk / Mebzuliyet: Bolluk / Gayr-ı mütenahi: Sonsuz, sınırsız)

Cenab-ı Hak her nevden milyonlar, milyarlar fert yaratmış; o fertlerin de her birini sanatına mazhar etmiş. Sanki o fert o nevin dünyadaki tek ferdiymiş gibi, bir sanata ve kıymete haiz olmuş. Mesela:

– Dünyanın fil nüfusu 450 bindir. Bu çoklukla beraber hiçbir filin sanatında bir eksiklik, bir kusur ve bir noksanlık yoktur.

– Dünyanın zürafa nüfusu yaklaşık 100 bindir. Bu çokluk ve bollukla beraber her bir zürafa sanat itibariyle gayet kıymettardır.

– Dünyanın at nüfusu 58 milyondur. Her birine aza ve cihazları takılmış; hiçbiri unutulmamış, karıştırılmamış ve tam bir hüsn-ü sanata mazhar olmuş.

– Dünyanın güvercin nüfusu 400 milyondur. Güvercinler bu kadar çoktur ve bu çoklukla beraber her bir ferdi sanat itibariyle kıymetlidir.

– Dünyanın ev kedisi nüfusu 600 milyondur. Bu kadar çok kedi vardır ama bu çokluk fertlerdeki sanatı eksiltmez. Her biri antika bir sanat eseridir.

– Dünyanın keçi nüfusu 860 milyondur. Keçiler bu kadar çoktur ancak her birinin kendine mahsus bir sanatı vardır. Çokluk sanatlarından hiçbir şey eksiltmemiştir.

– Dünyanın insan nüfusu 8 milyardır. Böyle bir kesret ve mebzuliyletle beraber her bir insan sanat itibariyle gayet kıymettardır. Değil kendisi, her azası dünya kıymetindedir.

Misalleri çoğaltmak mümkün.

— Peki, bu neyi ispat eder?

Bu, Cenab-ı Hakk’ın sonsuz zenginliğini ve nihayetsiz hazinelerini ispat eder. Ve yine ispat eder ki: Zenginliği sonsuz olmayan ve nihayetsiz hazineleri bulunmayan, bu hakîmâne ve kerîmâne icada sahiplik iddiasında bulunamaz.

Bu derste de bir cümlenin kapısını çaldık; bize bu kadar açıldı, bu kadar anladık ve anlattık. Bazen olur ki dinleyen anlatandan daha çok anlar. Yine bazen olur ki söz, anlatanın dilinde kalır lakin dinleyenin kalbine iner. Ben inanıyorum ki siz benden daha çok anlıyor ve manayı kalbe daha çok işletiyorsunuz.

Hem söz odur ki ruha işleye, kalbe dokuna, akla nakşola, latifelere nüfuz ede. Üstad Hazretleri işte böyle konuşmuş. Bir cümle söylemiş, üzerinde bir saat tefekkür edilse elhak layıktır.

Dersimizi burada tamamlayalım. Bu dersimizde şu cümlenin mütalaasını yaptık:

Kesret ve mebzuliyetle beraber her ferdin sanat itibarıyla kıymettar olması, sonsuz bir zenginlikle gayr-ı mütenahi hazinelere malik olan Zata mahsustur. (Mesnevi-i Nuriye, Lâsiyyemalar)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin