a
Ana SayfaKur'an'ın Tarifi23. Hem bütün evliya ve sıddîkînin ve urefa ve muhakkikînin muhtelif meşreplerine…

23. Hem bütün evliya ve sıddîkînin ve urefa ve muhakkikînin muhtelif meşreplerine…

Bu dersimizde Kur’an’ın tarifinin yirmi üçüncü maddesini mütalaa edeceğiz:

Hem bütün evliya ve sıddîkînin ve urefa ve muhakkikînin muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı mesleklerine, her birindeki meşrebin mezâkına layık ve o meşrebi tenvir edecek ve her bir mesleğin mesâkına muvafık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütüphane hükmünde bir kitab-ı semavidir. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Sıddîkîn: Sadakat ve doğrulukta en ileride olanlar / Urefa: Arifler / Mezâk: Zevk / Tenvir etmek: Aydınlatmak / Mesâk: Maksat / Muvafık: Uygun)

Üstad Hazretleri -bu cümlede olduğu gibi- bazen cümleyi uzun tutar ve bu uzun cümlede hakikatin çok cihetlerini zikreder. Böyle cümleleri anlamanın en kolay yolu cümleyi parçalamaktır. Şimdi mezkûr cümleyi parçalayarak ihatasını kolaylaştıralım:

Üstadımız dört sınıf insandan bahsetti:

1. Evliya,

2. Sıddîkîn (en sadık olanlar),

3. Urefa (arifler),

4. Muhakkikîn (Ehl-i tahkik alimler).

Bu dört sınıfın:

– Meşrebleri muhtelif ve meslekleri ayrı ayrıdır.

– Her bir meşrebin mezâkı (zevki) farklı farklıdır.

– Her bir meşrebi tenvir edecek hakikatler çeşit çeşittir.

– Her bir meşrebin mesâkı (maksadı ve yolu) başka başkadır.

– Her bir meşrebin tasviri (yolunun beyanı) farklı farklıdır.

Şimdi bir kitap düşünün: Bu dört sınıf insanın -evliya, sıddîkîn, urefa ve muhakkikînin- muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı olan mesleklerine kâfi geliyor. Bu dört sınıf insan bu kitaptan besleniyor ve bu kitapla hayat buluyor. Bu öyle bir kitap ki onların zevkine layık ve meşreblerini tenvir edecek hakikatleri beyan ediyor. Her bir mesleğin maksadına uygun yolu gösteriyor ve o mesleği tasvir ediyor. Yani sanki bu kitabın içinde her meslek ve meşrep sahibine özel yazılmış bir risale bulunuyor. Kişi takip etmek istediği yolun risalesini alıyor; o risale de onun zevkini tatmin ediyor, yolunu tenvir ediyor, maksadına muvafık kılıyor ve meşrebini tasvir ediyor.

— Bu kitap hakkında ne dersiniz?

Dersiniz ki: Bu kitap değil, bir kütüphanedir.

İşte Kur’an mukaddes bir kütüphane hükmünde bir kitab-ı semavidir. Bütün evliya ve sıddîkînin, urefa ve muhakkikînin muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı mesleklerine uygun birer risale ibraz etmiştir. Bu risaleyle o meşrebin zevkini tatmin etmiş, yolunu tenvir etmiş, maksadına vasıl etmiş ve mesleğini tarif ve tasvir etmiştir.

Mesela Risale-i Nur o yüzler meşreblerden sadece bir meşrebtir ki müellifi olan Bediüzzaman Hazretleri bütün Külliyatını Kur’an’dan süzmüş ve kendi ifadesiyle Kur’an’ı üstad tutmuştur.

— Böyle yüzlere meşrebe memba olan bir kitabın -hatta kütüphanenin- bir beşerin sözü olması hiç mümkün müdür?

Hâşâ ve kellâ!

Bu dersimizde şu cümlenin mütalaasını yaptık:

Hem bütün evliya ve sıddîkînin ve urefa ve muhakkikînin muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı mesleklerine, her birindeki meşrebin mezâkına layık ve o meşrebi tenvir edecek ve her bir mesleğin mesâkına muvafık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütüphane hükmünde bir kitab-ı semavidir. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin