a
Ana SayfaKatre24. Ve keza, terkip ve mürekkebatta görünen intizam, o mürekkebattaki…

24. Ve keza, terkip ve mürekkebatta görünen intizam, o mürekkebattaki…

Katre mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Ve keza, terkip ve mürekkebatta görünen intizam, o mürekkebattaki her zerrenin layık mevziine konulmasıyla hasıl olmuştur. Binaenaleyh o zerreleri -aralarındaki münasebetler bozulmamak şartıyla- layık mevkilerine koyabilmek ancak bütün o mürekkebatı yaratabilecek bir kudret sahibine hastır. İşte zerrattaki intizam ve şu vaziyetin lisanıyla Allahu Ekber diyerek   اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ  yu okur. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

(Terkip: Birleştirme / Mürekkebat: Parçalardan oluşturulmuş şeyler, bileşikler)

Bu hakikati şu misal üzerinden tefekkür edelim:

Farz edelim ki bir buzdolabını teşkil edecek parçalar bir mühendisin müdahalesi olmaksızın kendi kendine meydana gelmiş olsun.

— Peki, bu buzdolabı parçala­rından bir buzdolabı yapmak için yine bir ustaya ihtiyaç yok mudur?

Kaldı ki buzdolabını teşkil edecek parçaların ortaya çıkışı esnasında buzdolabının bir bütün olarak göz önünde tu­tulması gerekir. İmal edilecek her bir parça, bir diğerine ahenk teşkil edecek, diğerine yardım edecek ve birbirinin fonksiyo­nunu aksatmayacak şekilde olmalıdır. Buzdolabı kapağının yerine bir otomobil direksiyonu, başka bir parçasının yerine radyo hoparlörü, başka bir parçasının yerine çamaşır makine­sinin santrifüjü konulsa ortaya hiçbir şey çıkmaz.

En basit bir canlının vücudu ise buzdolabının yapısından çok daha komp­lekslidir. En küçük bir zihayatı yaratabilmek için, onun her bir uzuv ve azasının maksada uygun şekilde inşa edilmesi gerekir. Bunun için de vücudunun bütünü göz önüne alınmalıdır.

Mesela en basit bir canlı olan sineği ele alalım:

Farzımuhal, sineğin kanadının, gözlerinin, ayaklarının ve diğer azalarının tesadüfen oluştuğunu kabul edelim.

— Peki, iş bununla bitiyor mu?

Hayır, bitmiyor. Bu durumda, yine o parçaları bir araya getirecek ve sineği yaratacak zata ihtiyaç vardır. Kaldı ki bundan daha önemlisi şudur:

Sineğin parçalarının ortaya çıkışında sineğin vücudu bir bütün olarak göz önüne alınmalı ve her bir cihazı buna göre yaratılmalıdır. Bir sineğe kartal kanadı takamazsınız, balığın yüzgecini yerleştiremezsiniz…

O hâlde diyebiliriz ki: Maddenin tesadüfen ortaya çıktığını ve varlıkların aza ve cihazlarının tesadüfen oluştuğunu ispat etmeye çalışmak Allah’ı inkâr etmek için kâfi değildir. Çünkü:

1. Par­çalardan bütünü yaratmak için yine bir zata ihtiyaç vardır.

2. Parçalar yaratılırken bütün göz önüne alınmalı ve cüzler ona göre yaratılmalıdır.

Sözün özü: Terkip ve mürekkebatta görünen intizam, o mürekkebattaki her zerrenin layık mevziine konulmasıyla hasıl olmuştur. Yani mürekkep hükmündeki bir varlığın her bir zerresi layık mevkiine konulmuş, her bir aza ve cihazı o varlığa uygun bir şekilde yaratılmış ve bu azalar o vücutta en münasip yere takılmıştır. Terkip ve mürekkebatta böyle bir intizam vardır. İnsanın azalarına ve hüceyratına dikkat eden, bu hakikati tasdik eder. Binaenaleyh o zerreleri -aralarındaki münasebetler bozulmamak şartıyla- layık mevkilerine koyabilmek ancak bütün o mürekkebatı yaratabilecek bir kudret sahibine hastır. Başı başkası, gözü başkası yapamaz. Yine eli başkası, parmakları başkası yaratamaz. Uzuvların ve zerratın birbirleriyle olan münasebetlerini ancak tek bir zat kurabilir. Bu zat o varlığı bir bütün olarak planlamalı, aza ve uzuvlarını buna göre yaratmalıdır. Yoksa intizam bozulur. İşte zerrattaki intizam ve şu vaziyetin lisanıyla Allahu Ekber diyerek  اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ  yu okur. Mürekkabat hükmündeki varlıklar, kendilerinde görünen intizamın lisan-ı hâliyle -yani her azanın yerli yerine konulması, her uzvun en münasip yere yerleştirilmesi, zerrat arasındaki münasebetlerin hikmetle cereyan etmesi gibi lisanlarla- Allahu Ekber derler ve  اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ  yu okurlar.

Şimdi, mütalaasını yaptığımız cümleyi bir daha okuyalım:

Ve keza, terkip ve mürekkebatta görünen intizam, o mürekkebattaki her zerrenin layık mevziine konulmasıyla hasıl olmuştur. Binaenaleyh o zerreleri -aralarındaki münasebetler bozulmamak şartıyla- layık mevkilerine koyabilmek ancak bütün o mürekkebatı yaratabilecek bir kudret sahibine hastır. İşte zerrattaki intizam ve şu vaziyetin lisanıyla Allahu Ekber diyerek  اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ  yu okur. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin