a
Ana SayfaReşhalar25. Ve insan, zelil ve fakir ve âciz hayvanların sırasından çıkar; zaafının kuvvetiyle, aczinin kudretiyle…

25. Ve insan, zelil ve fakir ve âciz hayvanların sırasından çıkar; zaafının kuvvetiyle, aczinin kudretiyle…

Reşhalar mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz. Şu konuyu işliyorduk:

Kâinata iman gözüyle bakıldığında içindeki eşya ve hadisat güzel bir mana kazanıyor. Küfür gözüyle bakıldığında ise bu mana kayboluyor ve âlem karanlığa düşüyor.

Üstadımız kâinata ilk önce küfür gözüyle baktı. Küfür gözüyle bakıldığında kâinatın aldığı şekli altı maddede topladı. Sonra kâinata iman gözüyle baktı. İman gözüyle bakıldığında kâinatın şekli değişti. Biz bu değişikliğin beş maddesini mütalaa ettik. Bu dersimizde altıncı maddeyi mütalaa edeceğiz. Üstadımız şöyle diyor:

Ve insan, zelil ve fakir ve âciz hayvanların sırasından çıkar; zaafının kuvvetiyle, aczinin kudretiyle, ubudiyetinin şevketiyle, kalbinin şuaıyla, aklının haşmet-i imaniyesiyle hilâfet ve hâkimiyetin zirvesine yükselmiştir. (Mesnevi-i Nuriye, Reşhalar)

(Şua: Parıltı)

Kâinata küfür gözüyle bakıldığında insanlar hayvanlardan daha aşağı, daha zelil ve daha hakir bir vaziyette gözükmüştü. İman gözüyle bakıldığında ise hilafet ve hakimiyetin zirvesine yükseldi.

Bu mana Kur’an-ı Hakim’de şöyle geçiyor:

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ  Bir vakit Rabbin meleklere dedi ki:  إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً  Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife yaratacağım. (Bakara 30)

Başka bir ayette de şöyle geçiyor:

هُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلاَئِفَ فِي الْأَرْضِ  O Allah ki sizi yeryüzünde halifeler yaptı. (Fatır 39)

İnsan yeryüzünde Allah’ın halifesi olmuş ve bu halifelik ile hakimiyetin zirvesine çıkmıştır. Her varlık insana musahhar olmuş ve ona hizmet etmiştir. İnsan filin sırtına binmiş, zehirli bir böcek ona bal yapmış, elsiz bir böcek ipeği dokumuş… Her varlık insana hizmet etmiş, itaat etmiş ve bütün mahlukatın dizginleri insanın eline verilmiş.

— Peki, insan bu hilafete ve hakimiyetin zirvesine neyle ulaşmış? Gücüyle mi, kuvvetiyle mi, zekâsıyla mı? Neyle ulaşmış?

Üstadımız dedi ki: Zaafının kuvvetiyle, aczinin kudretiyle, ubudiyetinin şevketiyle, kalbinin şuaıyla, ve aklının haşmet-i imaniyesiyle…

Üstadımız bu meseleyi 23. Söz’ün, 2. Mebhasının, 4. Nüktesinde izah etmiş. Başlangıcında diyor ki:

İnsan, şu kâinat içinde pek nazik ve nazenin bir çocuğa benzer. Zaafında büyük bir kuvvet ve aczinde büyük bir kudret vardır. Çünkü o zaafın kuvvetiyle ve aczin kudretiyledir ki şu mevcudat ona musahhar olmuş. (23. Söz, 2. Mebhas, 4. Nükte)

Üstadımız bu meseleyi 23. Söz’de gerçekten emsalsiz beyan etmiş. Mütalaasını yaptığımız cümlelerin izahı olarak ilgili bölümü mutlaka okumalısınız.

Üstadımız şöyle devam ediyor:

Hatta acz, fakr, ihtiyaç ve akıl onun sukutuna esbab iken, suud ve yükselmesine sebep olurlar. (Mesnevi-i Nuriye, Reşhalar)

(Sukut: Düşme, alçalma / Suud: Yükselme)

İnsanın âcizliği, fakirliği, ihtiyacı ve aklı insanın alçalmasına sebep iken yükselmesine sebep olmuş. Nasıl ki tavuğun yavrusundaki zaaf, tavuğun rahmetini celbedip tavuğu köpeğe saldırtır. Yeni dünyaya gelen aslanın yavrusu aczinin kuvvetiyle aslanı kendine musahhar eder; onu aç bırakıp kendisi tok olur.

Aynen bunun gibi, insan da aczi ile kudret-i İlahiyeyi, fakrı ile rahmet-i İlahiyeyi ve ihtiyacı ile inayet-i İlahiyeyi celbeder.

Üstadımız 23. Söz’de şöyle diyor:

Şu meşhud saltanat-ı insaniyet ve terakkiyât-ı beşeriye ve kemâlât-ı medeniyet, celb ile değil, galebe ile değil, cidal ile değil; belki ona, onun zaafı için teshir edilmiş, onun aczi için ona muavenet edilmiş, onun fakrı için ona ihsan edilmiş, onun cehli için ona ilham edilmiş, onun ihtiyacı için ona ikram edilmiş. Ve o saltanatın sebebi, kuvvet ve iktidar-ı ilmî değil, belki şefkat ve ra’fet-i Rabbâniye ve rahmet ve hikmet-i İlâhiyedir ki eşyayı ona teshir etmiştir. (23. Söz, 2. Mebhas, 4. Nükte)

Acz, fakr ve ihtiyaç üzerine konuştuk. Biraz da akıl üzerine konuşalım:

Akıl da sukutun sebebidir. Çünkü akıl geçmişin elemini ve geleceğin korkusunu zaman-ı hâzıra getirip toplar. İnsan için meş’um bir alet olur ve sahibini hayvandan daha aşağı bir derekeye düşürür.

İşte akıl sebeb-i sukut bir alet iken, iman nazarıyla bakıldığında insanın hilafetine ve hakimiyetine bir sebep olmuştur. Üstadımız bu meseleyi 6. Söz’ün 3. Kârında izah etmiş. Bu bölümü de bu cümlenin izahı olarak mutlaka okumalısınız.

Şimdi, tahlilini yaptığımız bölümü bir daha okuyalım ve dersimizi tamamlayalım:

Ve insan, zelil ve fakir ve âciz hayvanların sırasından çıkar; zaafının kuvvetiyle, aczinin kudretiyle, ubudiyetinin şevketiyle, kalbinin şuaıyla, aklının haşmet-i imaniyesiyle hilâfet ve hâkimiyetin zirvesine yükselmiştir. Hatta acz, fakr, ihtiyaç ve akıl onun sukutuna esbab iken, suud ve yükselmesine sebep olurlar. (Mesnevi-i Nuriye, Reşhalar)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin