a
Ana SayfaLâsiyyemalar26. Geçen fıkraların her birisinde, her şeyin tek bir Sâni’in sun’u ve sanatı olduğuna delalet eden…

26. Geçen fıkraların her birisinde, her şeyin tek bir Sâni’in sun’u ve sanatı olduğuna delalet eden…

Lâsiyyemalar mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Geçen fıkraların her birisinde, her şeyin tek bir Sâni’in sun’u ve sanatı olduğuna delalet eden başka bir ayet daha vardır. (Mesnevi-i Nuriye, Lâsiyyemalar)

(Sâni: Sanatkâr / Sun: İş)

Üstadımızın madde madde beyan ettiği hakikatleri tam on altı derstir mütalaa ediyoruz. Bu maddelerden her biri Allah’ın varlığını ve birliğini ispat etmeye tek başına kâfidir.

Buna ilaveten, zikredilen her bir hakikatin içinde başka bir ayet daha varmış ki bu ayet her şeyin tek bir sanatkârı olduğunu ve bütün işlerin onun sun’u, fiili ve sanatı olduğunu ispat edermiş. İşte bu dersimizde mezkûr hakikatlerin içindeki bu ayeti öğreneceğiz.

Üstadımız bu ayeti şöyle izah ediyor:

Evet, sehavetle kuvve-i iktisadiye arasında ve süratle mizanlı olmak arasında ve ucuzlukla kıymetli olmak arasında ve karışık olmakla mümtaz bulunmak arasında tezat vardır. Bu zıtları bir fiilinde cem etmek ancak kudreti hadsiz bir Sâni-i Kadîr’e mahsustur. (Mesnevi-i Nuriye, Lâsiyyemalar)

(Sehavet: Cömertlik / Kuvve-i iktisadiye: İktisat gücü / Mizanlı: Ölçülü / Mümtaz: Diğerlerinden ayrılmış, imtiyazlı / Cem etmek: Bir araya getirmek / Sâni-i Kadîr: Her şeye gücü yeten ve her şeyi sanatla yaratan Allah)

Üstadımız dört maddeden bahsetti:

1. Sehavetle birlikte iktisatlı olmak.

2. Süratle yapılmakla birlikte mizanlı olmak.

3. Ucuz olmakla birlikte kıymetli olmak.

4. Karışık olmakla birlikte imtiyazlı olup, hiçbir şeye benzememek.

Bunlar birbirine zıttır ve aralarında bir tezat vardır. Bu zıtları bir fiilinde cemetmek ancak kudreti sonsuz olan Allahu Teâlâ’ya mahsustur.

Şimdi, bu maddeler üzerinde biraz tefekkür edelim:

Birinci maddemiz: Sehavetle birlikte iktisatlı olmak.

Bir insan çok cömertse, genelde biraz da müsriftir. Cömertliğin israfa girmemesi çok zordur. Cömertlikle iktisadın zirve makamda bir kişide cem olması -mümtaz şahsiyetler müstesna- neredeyse imkânsızdır. Cenab-ı Hak ise hem nihayetsiz cömerttir, çokça yaratır hem de nihayetsiz hakîmdir, hiçbir şeyi israf etmez. Cömertlikle hikmeti aynı fiilinde cemetmiştir.

İkinci maddemiz: Eşyanın çabucak yaratılmasıyla birlikte mizanlı olması.

Çabuk yapılan şeylerde ölçü kaybolur. Mesela bir terziye kumaş verip, “Bize bir saatte bir ceket dik.” desek, ceketin bir kolu uzun, diğer kolu kısa olur. Çünkü çabuk yapılan işlerde mizan kaybolur. Hâlbuki Cenab-ı Hak bir ân-ı vâhidde nihayetsiz fertler yaratır. Yaratırken de mizanlı ve ölçülü yapar. Çabuk yaratmakla mizanlı yaratmayı aynı fiilinde cemeder.

Üçüncü maddemiz: Ucuz olmakla birlikte kıymetli olmak.

Mesela gözümüz bize bedava verilmiş; ucuz bile değil, bedava. Ama dünya kıymetindedir. Dünyayı verseler kimse gözünü vermez. İnsanın sanatında ucuz şeylerin kıymeti olmaz. Ancak Allah’ın sanatı bunun tam tersidir. Hem ucuzdur herkeste bulunur hem de kıymetlidir. Allahu Teâlâ aynı fiilinde ucuz yapmakla kıymetli yapmayı cemetmiştir.

Ucuz olmayı şöyle de anlayabiliriz: Varlıkların ana maddesi son derece ucuzdur. Mesela insan fosfor, kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi elementlerden oluşur. İnsanı oluşturan bu elementleri çarşıdan almaya kalksanız, bir-iki bin liraya alırsınız. İnsanın maddesi bu kadar ucuzdur. Ama insan dünya kıymetindedir. Bu hakikat diğer varlıklar için de geçerlidir. İşte Cenab-ı Hak aynı fiilinde ucuz yapmakla kıymetli yapmayı cemetmiştir.

Dördüncü maddemiz: Karışık olmakla birlikte imtiyazlı olup, hiçbir şeye benzememek.

Karışık olan şeyler birbirine benzer. Ama Allah yaparsa, hiçbir şey birbirine benzemez. Ne parmak izleri birbirine benzer, ne yağmur damlaları birbirine benzer, ne kar taneleri birbirine benzer, ne ağaçların yaprakları birbirine benzer, ne de fertler birbirine benzer; hiçbir şey birbirine benzemez. Allahu Teâlâ aynı fiilinde karışık yapmakla mümtaz yapmayı cemetmiştir.

Bu maddelerin her birini daha önceki derslerimizde detaylı bir şekilde izah etmiştik. Bu sebeple, burada detaya girmedik. İşin özü şu:

Zıtları cemetmek;

– Hem cömert hem de hakîm olmak,

– Süratle yaratıp, mizanı muhafaza etmek,

– Ucuzlukla birlikte kıymetli yapmak,

– Ve karışıklık içinde hiçbir şeyi birbirine benzetmemek…

Ancak kudreti hadsiz bir Sâni-i Kadîr’e mahsustur. Ondan başkası yapamaz.

Bu dört maddenin derinlemesine tefekkürünü sizlere havale ediyorum. Sakın tefekkür etmeden geçmeyin. Unutmayın, asıl mesele hakikati kalbe, akla ve diğer latifelere işletmektir. Bunun yolu da tefekkürdür.

Mütalaasını yaptığımız bölümü bir daha okuyarak dersimizi tamamlayalım:

Geçen fıkraların her birisinde, her şeyin tek bir Sâni’in sun’u ve sanatı olduğuna delalet eden başka bir ayet daha vardır. Evet, sehavetle kuvve-i iktisadiye arasında ve süratle mizanlı olmak arasında ve ucuzlukla kıymetli olmak arasında ve karışık olmakla mümtaz bulunmak arasında tezat vardır. Bu zıtları bir fiilinde cem etmek ancak kudreti hadsiz bir Sâni-i Kadîr’e mahsustur. (Mesnevi-i Nuriye, Lâsiyyemalar)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin