27. Sahabeler hadislerin tamamını niçin yazmamıştır?

Hadis Savunması isimli eserimizin Yirmi Yedinci Dersindeyiz. Bu dersimizde, “Sahabeler hadislerin tamamını niçin yazmamıştır?” sorusunun cevabını vereceğiz. Bir önceki dersimizde, bir kısım sahabelerin hadisleri yazdıklarını, ancak bunların onda bir kadar olduğunu belirtmiştik. Peki bütün hadisler niçin yazılmadı?

Bunun sebebi, bir kısım sahabelerin yazmayı hoş görmemesi ve ilmin hafızaya yazılması gerektiğine inanmalarıdır. Bu meseleyi anlayabilmek için, o asrın şartlarına bakmak gerekir.

Arapların çoğu okuma-yazma bilmezdi. Bu hakikate Efendimiz (asm) şu sözüyle dikkat çeker:

“Biz ümmî bir ümmetiz, yazı ve hesap bilmeyiz.” (Buhari, Savm, 13; Müslim, Siyam, 15; Ebu Davud, Savm, 4)

İşte Arapların çoğu okuma-yazma bilmedikleri için, şiir, hitabet, savaş kıssaları ve nesep bilgileri gibi kültürlerini şifahî yolla, yani sözlü olarak nakletme geleneğine sahiptiler. Bu da Arapların ezberleme yetenekleri çok geliştirmişti. Fevkalâde bir hafıza gücüne sahiptiler. Bu insanların içinde, işittikleri uzun bir şiiri veya hitabeyi, bir defa dinlemekle ezberleyebilecek kadar kuvvetli hafızası olanlar vardı. Peygamberimiz (asm) konuşurken, kelimeleri, sayılacak derecede yavaş telaffuz etmesi sebebiyle, bu kişiler hadisleri kolayca ezberleyebiliyorlardı. Onların hafıza kuvvetine dair birkaç sözlerini nakletmek herhalde yerinde olur:

İbni Şihab demiştir ki: Ben Bakî’den geçerken, kaba bir söz gelmesin diye kulaklarımı tıkarım. Vallahi kulağıma girip de unutmuş olduğum hiçbir şey yoktur.

İmam Şâbî de benzer sözü söyler. Yine İbni Abbas Hazretleri, Ömer İbni Ebî Rebîa’ya ait bir kasideyi tek dinlemede ezberlemiştir.

Bunun örnekleri çoktur. Arap edebiyatı okuyanlar bu örnekleri çok iyi bilirler. Meseleyi uzatmamak için fazla misal vermiyoruz.

Böyle kuvvetli bir hafızaya sahip olmak sadece sahabelere de has değildi. Arapların birçoğunda bu özellik vardı. İşte fıtri olan bu özellik, Allah’ın hususi ihsanıyla birleşince, bir hadisi bir defa işitmekle ezberleyen ve ezberlediğini asla unutmayan sahabeler ortaya çıktı.  Böyle bir hafızanın neticesi olarak da bazı sahabeler hadislerin yazılmasına karşı çıkıyorlardı. Bu karşı çıkışın sebepleri şunlardır:

  1. Onların yazmaya ihtiyacı yoktu. Çünkü onlar bütün hadisleri bir defa dinleyerek ezberliyor ve bir daha unutmuyorlardı.
  2. Hadisler yazılırsa Kur’an’ın ihmal edilebileceğini düşünüyorlardı.
  3. İlim talibinin yazıya güvenerek ezberi azaltmasından korkuyorlardı. Çünkü onlara göre ilim, yazılan şey değil, hafızada tutulan şeydi. Nitekim el-Halil der ki: “İlim, dolaba değil akla yerleştirilendir.”

İşte bu gibi sebeplerden dolayı, dâhi derecede zekaya sahip ve müthiş hafızaları olan başta Abdullah İbni Mesud, Ebu Musa el-Eşari, Ebu Hüreyre, İbni  Abbas, Ebu Said el-Hudri ve Abdullah İbni Ömer gibi zatlar hadisleri yazmıyor ve yazılmasına karşı çıkıyorlardı.

Dilerseniz şimdi, hadisleri yazmaya karşı çıkan bazı sahabelerden birkaç söz nakledelim:

Ebu Said el-Hudrî Hazretleri (ra), kendisinden dinlediği hadisleri yazmak isteyenlere müsaade etmez ve şöyle derdi:

“Hadislerden Mushaflar mı yapmak istiyorsunuz? Peygamberimiz (asm) bize söylüyordu, biz de ezberliyorduk. Öyleyse siz de bizim gibi ezberleyin.”

İbni Abbas Hazretleri şöyle demiştir: “Biz ilmi ne yazarız, ne de yazdırırız.”

Ebu Bürde der ki: Ebu Musa bize bir kısım hadisler rivayet etti. Biz bunları yazmaya kalktık… Bize: “Yoksa benden işittiklerinizi yazıyor musunuz?” dedi. “Evet.” cevabımız üzerine: “Bana onları getirin.” dedi. Getirtip suda hepsini yıkadı ve: “Biz nasıl ezberlediysek, siz de ezberleyin.” dedi.

Muhammed İbni Şirin der ki: Abîde’ye: “Senden dinlediklerimi yazayım mı?” diye sordum. “Hayır!” dedi ve bana sordu: “Ben sana kitaptan mı okuyorum?” Ben de “Hayır!” dedim.

İmam Şâbî der ki: “Ben beyaz üzerine siyah hiç yazmadım. Bir kimseden dinlediğim hadisi bana bir kere daha tekrar etmesini de arzulamadım.”

Bu meselenin örnekleri çoktur. Biz bu kadarla yetinelim ve hemen şunu da ilave edelim ki: Yazmaya karşı çıkan bu zatların hemen hepsi, sonradan dikkatsiz ravileri görünce, bu kanaatlerinden vazgeçerek hadislerin yazılmasını tavsiye etmiş, talebelerine hadis yazdırmış, hatta kendileri de hadislerin yazılı olduğu metinler edinmişlerdir.

Sahabeler arasındaki yazıp yazmama hususundaki ihtilaf, yani bir kısım sahabenin yazarken, diğer kısmın yazmaması; sahabeden sonraki tabiin asrından da devam etti. Bir kısım tabiin alimleri, sahabeler gibi müthiş bir hafızaya sahip olduklarından hadisleri yazmıyor, sahabelerden sadece dinlemekle ezberliyordu. Bir kısmı ise, hadisleri yazıyla muhafaza ediyordu.

Hadisleri ezberleyen zatların hafıza kuvvetlerini şununla anlayın ki:

  • Yüz bin hadis-i şerifi, senetleriyle birlikte ezberleyene “Hafız”
  • İki yüz bin hadis-i şerifi, senetleriyle birlikte ezberleyene “Şeyhu-l hadis”
  • Üç yüz bin hadis-i şerifi, senetleriyle birlikte ezberleyene, “Huccetü-l İslam
  • Üç yüz binden daha çok hadis-i şerifi, senetleriyle birlikte ezberleyene “Hadis imamı” ve “Hadis müçtehidi”

Hadis imamlarından bir kısmı beş yüz bin hadisi ezberlemiştir. Ahmed b. Hanbel Hazretleri bir milyon hadisi, senetleriyle birlikte ezberlemiştir. Bugün değil beş yüz bin, beş yüz hadisi, senetleriyle birlikte ezberleyen bir kişi bulamazsınız.

Dolayısıyla o insanların hafıza kuvvetini, kendinize kıyas etmeyin. Onlar, hem bulundukları ortamın hafızalarını kuvvetlendirdiği, hem de bunun üstüne, Allah’ın hususi ihsanına sahip kişilerdi.

İşte böyle bir hafızaya sahip olmaları ve başta beyan ettiğimiz sebeplerden dolayı, sahabelerin ve tabiinin birçok muhaddisi hadisleri yazmamış, hadisleri şifahi olarak nakletmiştir.

Hadislerin devlet eliyle yazım işi, bu büyük alimlerin ölümü ve hadislerin kaybolması korkusuyla, Halife Ömer b. Abdülaziz döneminde başlamıştır. Hadislerin kitap halinde toplanmasına “tedvin” denir. Bir sonraki dersimizde tedvin dönemini anlatacağız. Şimdi bu konuya girmiyoruz.

Herhalde sahabelerin niçin bütün hadisleri yazmadığı meselesi anlaşılmıştır. Aslında onlar hadisleri yazmışlar, ancak kâğıda değil, hafızalarına yazmışlar. Ne zamanki onlar gibi hafızaya yazacak insanlar azalmış, o zaman bu hadis alimlerinin hafızalarındaki hadisler alınıp kayda geçirilmiş. İş mesele bu kadar basit.

Bu dersimizi burada tamamlayalım. Bir sonraki dersimizde görüşünceye kadar Allaha emanet olun.

(30 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir