a
Ana SayfaCümle İzahları28. İnsan nisyandan alındığı için nisyana müpteladır.

28. İnsan nisyandan alındığı için nisyana müpteladır.

Bu dersimizde “İnsan nisyandan alındığı için nisyana müpteladır.” (Mesnevi-i Nuriye) cümlesini tahlil edeceğiz.

“İnsan” kelimesi lügat manası olarak “fi’lan” vezninden olup “beşer” manasına gelmektedir. Bu kelimenin hangi kelimeden türediği ve hangi kökten alındığı hususunda âlimler ihtilaf etmişlerdir.

Hemen şunu ilave edelim ki: Her kelimenin mutlaka başka bir kelimeden türemiş olması gerekmez. Zira bu hâlde teselsül -yani silsileyle bir başa dayanmaması- lazım gelir ki bu mümkün değildir. Buna göre, “insan” kelimesi için illaki bir kök aramaya gerek yoktur. Ancak lügat âlimleri bazı ince nükteler bulmak için bu kelimeye bir kök aramışlar ve şu neticelere ulaşmışlardır:

1. Lügat âlimlerinden bazıları “insan” kelimesinin “ins”den alınmış olduğunu ve sonundaki “an” ekinin zaid olduğunu söylemişlerdir.

Zaid: Manaya etkisi olmayan demektir.

Bu alimlere göre, “an” ekinin manaya etkisi olmayıp sadece söze güzellik katmak için gelmiştir.

2. “İnsan” lafzının “ins”den türediğini söyleyen âlimlerin bir kısmı, “an” ekinin zaid olmayıp, tesniye eki olduğunu söylemişlerdir. Bu âlimlere göre, “insan” kelimesi “ins” lafzının tesniyesidir.

Tesniye: Bir kelimenin iki şeye işaret etmesidir. Mesela  مَلَك  kelimesi “melek” manasındadır. Tesniyesi olan  مَلَكَانِ  ise “iki melek” manasına gelir.

Bu âlimlere göre, “ins” ve “insan” da böyledir. “İns” bir insan, “insan” ise “iki insan” manasındadır. İki insan manasındaki “insan” kelimesinin altında da şöyle bir hikmet yatar:

İnsanın biri Hak’la, diğeri halkla -yani biri Allah’la, diğeri yaratılmışlarla- olmak üzere iki yönü vardır. İnsan ruh cihetinden Hak’la, cisim cihetinden ise halkla alaka hâlindedir. Bu sebeple de ona insan denmiştir.

3. Bazı âlimlere göre, “insan” kelimesi “înâs” kelimesinden türemiştir. Înâs, hissetmek ve dikkatle bakmak manasındadır. İnsanlar eşyaya ilim yoluyla vakıf olurlar, görme vasıtasıyla vasıl olurlar ve hisleri vasıtasıyla da müdrik olurlar yani idrak ederler. Bu fiiller “înâs” kelimesinin manasına dâhil olduğundan, bazı dil bilimciler “insan” lafzının “înâs” kökünden türediğini söylemişlerdir.

4. Bazı âlimler göre, “insan” kelimesinin çoğulu olan “nas” kelimesi, “unutmak” manasında olan “nesiye” kelimesinden türemiştir. Zaten “nesiye” fiilinden ve “nisyan” masdarından gelen ism-i fail sigası “nas” şeklindedir.

5. Küfe âlimlerine göre, “insan” kelimesi “unutmak” manasındaki “nisyan” lafzından türemiştir. İnsanlar verdikleri sözleri unuttukları için “insan” veya “nas” lafızlarıyla isimlendirilmiştir.

Bediüzzaman Hazretleri Küfe âlimleri ile aynı görüşü paylaşmış ve “insan” lafzının “nisyan” kelimesinden türemiş olduğunu söylemiştir. Nitekim İbni Abbas Hazretleri de bu konuda şöyle der:

— İnsanlar verdikleri sözleri unuttukları için “insan” ismini almışlardır.

Allahû Teâlâ daha biz dünyaya gelmeden evvel, O’na kulluk edeceğimize dair bizden söz aldı. Bu sözü Araf suresinde şöyle beyan buyurmuş:

وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَنِي آدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنْفُسِهِمْ  Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini aldı ve onları kendilerine şahit tuttu.   أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ  “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dedi.  قَالُوا بَلَى شَهِدْنَا  Onlar da: “Evet (Rabbimiz olduğuna) şahit olduk.” dediler.  أَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هذَا غَافِلِينَ  Bunu kıyamet günü “Biz bundan habersizdik.” demeyesiniz diye yaptık. (Araf 172)

Evet, Allahû Teâlâ bizden böyle bir sözü, biz daha dünyaya gelmeden aldı. Maalesef sözümüzü unuttuk, Allah’a kulluktan yüz çevirdik ve Allahû Teâlâ da “sözünü unutan” manasına gelen, “nisyan” kelimesinden türemiş “insan” ismiyle bizi müsemma kıldı.

Tahlilimizi “İşârâtü’l İ’caz” tefsirinden bir alıntı ile tamamlayalım:

“Nas” aslında “nisyan”dan alınmış bir ism-i faildir. Vaziyet-i asliyesi mülahazasıyla, insanlara bir itab olduğuna işarettir. Yani “Ey insanlar! Niçin misak-ı ezeliyeyi unuttunuz?” Fakat bir cihetten insanlara bir mazeret yolunu gösteriyor. Yani “Sizin o misakı terk ettiğiniz amden değil, belki sehv ve nisyandan ileri gelmiştir.” manası var denilebilir. (İşârâtü’l İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin