28. Tedvin safhası

Hadis Savunması isimli eserimizin Yirmi Sekizinci Dersindeyiz. Bu dersimizde, “Tedvin Safhasını” işleyeceğiz.

Tedvin, hadislerin resmen yazılıp kitap haline konması demektir. Burada “resmen” kelimesinin ehemmiyeti var. Zira önceki derslerde anlattığımız üzere, hadislerin yazılması, ferdî ve hususî olarak Efendimiz (asm) devrinde başlamış bir faaliyettir. Hem bazı sahabeler, hem de tabiinin bazı alimleri hadisleri yazıyordu. Ancak bunların hiçbiri, tedvin kelimesiyle ifade edilen yazma işine girmez. Çünkü tedvinde, hadislerin tamamının yazılması söz konusudur. Öyleyse tedvinin daha mükemmel tarifini şöyle yapabiliriz:

“Tedvin, hadislerin tamamını kapsayan ve devlet eliyle yürütülen yazma faaliyetidir.”

Tedvin işi, Emevi halifelerinden Ömer İbni Abdulaziz ile başlar. Zaman olarak da I. yüzyılın ikinci yarısı ile II. yüzyılın ilk yarısını içine alır.

 Tedvine sevk eden en önemli iki sebep şudur:

  1. Hadisleri ezberleyen alimlerin ölümü ve hadislerin yok olma endişesi.

Daha önceki derslerde anlattığımız gibi, hadislerin bir kısmı yazılsa da sahabelerin ve tabiinin alimlerin çoğu hadisleri ezberleyerek muhafaza ediyor; hatta bir kısmı, ezberlemek için yazdıkları hadisleri, ezberledikten sonra imha ediyordu. İşte hadisleri ezberleyen bu büyük alimlerin teker teker ölümü, hadislerin yok olma endişesini ortaya çıkardı. Bu sebeple de bu alimler vefat etmeden, onların hafızalarına yazdıkları hadisleri, kağıda yazma ihtiyacı ortaya çıktı. Bu, hadislerin tedvinindeki birinci sebeptir.

  1. Hadislerin tedvinindeki ikinci sebep: Hadis uydurma faaliyetlerinin artmasıdır.

Bir kısım din düşmanlarının, uydurma hadisleri sahih hadislerin içine sokma çabası; siyasi ve mezhebi ihtilaflar sebebiyle, kişilerin kendi görüşünü kuvvetlendirmek için hadis uydurmaya başlaması; hatta bir kısım iyi niyetli zatların, insanları teşvik için, amellerin sevabı gibi bazı hususlarda hadis uydurması, sahih hadislerin yazılmasını gerekli kılmıştır.

İşte bu iki sebepten dolayı hadis-i şerifler, devlet eliyle yürütülen bir faaliyetle yazıyla kaydedilmiştir. Halife Ömer İbni Abdulaziz’in, Medine valisi Ebu Bekr İbni Hazm’a gönderdiği bir mektup şu şekildedir:

“Beldende Hz. Peygamber (asm) ile ilgili hadisleri araştır, topla ve yaz. Ben ilmin yok olmasından ve âlimlerin tükenmesinden korkuyorum. Bu iş yapılırken sadece Resulullah (asm)’ın sünneti kabul edilsin. Alimler mescid gibi herkese açık yerlerde oturup tedrisatta bulunarak ilmi yaysınlar, bilmeyenlere öğretsinler. Zira ilim gizli kalmadıkça yok olmaz.” (Dârimî, “Mukaddime”, 43; Buhârî, ‘”İlim”, 34; Hatîb, Takıyîdü’l-ilm, s. 106)

Halifenin bu ve benzeri emirleriyle, bütün İslam beldelerinde hadisler yazılmaya başlanmış; yazılan hadisler defterler hâlinde merkeze gönderilmiş; merkezde toplanan hadisler, hadis alimleri tarafından belli bir kontrolden geçirilmiş ve yazılan hadisler çoğaltılarak tekrar İslam beldelerine gönderilmiştir.

Tedvin faaliyetinde şu iki nokta önemlidir:

  1. Hadisler sünen, sahih veya müsned gibi herhangi bir tasnif tarzında yazılmamıştır. Burada sadece hadisleri deftere geçirmek ve yazıyla tespit etmek esas alınmıştır. Sünen, sahih ve müsned gibi kısımlara ayrılması, tasnif devrinde olmuştur. Tasnif devrini bir sonraki derste işleyeceğiz.
  2. Kaydedilen hadisler sahih, hasen, zayıf gibi kısımlara ayrılmamış, hepsi iç içe, yan yana yazılmıştır. Hadislerin bu kısımlara ayrılması sonraki asırda olmuştur. Bu konudaki detaylı bilgiyi, “Cerh ve tadil” başlığında anlatacağız.

Tedvin safhasını kısaca bu şekilde özetlemek mümkündür. Tedvin safhasında hizmeti geçen alimlerin isimlerini, kendisinden hadis alınan ravileri ve yazılan eserlerin isimlerini, dersi uzatmamak adına beyan etmedik. Dileyenler bu bilgileri, usul-i hadis kitaplarının “Tedvin” bahsinde bulabilirler.

Dersimizi burada noktalayalım. Bir sonraki derste buluşuncaya kadar Allah’a emanet olun.

(31 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir