a
Ana SayfaKatre3. Ve keza, nazar ile niyet mahiyet-i eşyayı tagyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder…

3. Ve keza, nazar ile niyet mahiyet-i eşyayı tagyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder…

Katre mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Ve keza, nazar ile niyet mahiyet-i eşyayı tagyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder. Evet niyet, âdi bir hareketi ibadete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalbeder. Maddiyata esbab hesabıyla bakılırsa cehalettir. Allah hesabıyla olursa marifet-i İlahiyedir. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

(Tagyir: Değiştirme / Kalbetme: Dönüştürme)

Üstad Hazretleri, “Kırk sene ömrümde, otuz sene tahsilimde yalnız dört kelime ile dört kelam öğrendim.” demişti. Bu dört kelime: Mana-yı harfî, mana-yı ismî, niyet ve nazardı. Mana-yı harfî ve mana-yı ismîyi önceki dersimizde işlemiştik. Bu dersimizde niyet ve nazarı mütalaa edeceğiz.

Üstadımız dedi ki: Nazar ile niyet mahiyet-i eşyayı tagyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder.

Yani ibadet hükmünde olan bir amel, sû-i nazar ve sû-i niyet sebebiyle günaha döner. Günah hükmünde olan bir amel de hüsn-ü nazar ve hüsn-ü niyet sebebiyle sevaba döner. Nazar ve niyet, amelin mahiyetini değiştiren bir iksirdir.

Bu hakikati ilk önce niyet hakkında mütalaa edelim:

Üstadımız dedi ki: Niyet günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder.

Sevabın günaha dönmesinin manası açık. Bunun manası: Riya veya sum’a gibi bir niyetle ibadet edilirse, ibadetin sevabı günaha döner.

— Peki, günahın sevaba dönmesi nasıl olur?

Bu da şu şekilde olur: Mesela domuz eti yemek ya da içki içmek haramdır. Ancak kişi açlık veya susuzluk sebebiyle ölüm tehlikesi içinde olursa, bu durumda, domuz etini yemesi ve içkiyi içmesi ona vacip olur.

Kişi açlıktan ölmemek, Allah’ın vücud emanetini zayi etmemek ve kendi hayatını muhafaza etmek niyetiyle domuz etinden yese veya içkiyi içse, bu ona günah değildir. Hatta Allah’ın emanetini korumaya çalıştığı ve Allah’ın hükmüne uyduğu için sevap kazanır.

Yine mesela yalan söylemek günahtır. Ancak kişi düşmana esir düşse ve düşman da Müslüman ordusu hakkında ondan bilgi istese, düşmanı yanıltmak niyetiyle yalan söylemek caiz hatta sevap olur.

Gördüğünüz gibi, niyet haram olan bir şeyi helale hatta sevaba çeviriyor.

Yine bu konuya örnek olarak -Kehf suresinde bahsi geçen- Hz. Hızır’ın gemiyi delmesini ve çocuğu öldürmesini misal verebiliriz. Gemiyi delmek ve çocuğu öldürmek zatında haram olan bir fiildir. Ancak Hz. Hızır gemiyi zalim sultanın gasbından korumak için delmiş, çocuğu da ileride anne-babasını azgınlığa sürükleyeceği için öldürmüştü. Niyet hayır olunca haram fiiller helale dönmüş hatta bu işleri yapmak Hz. Hızır için bir ibadet hükmüne geçmiştir.

Üstadımız dedi ki: Niyet, âdi bir hareketi ibadete çevirir ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalbeder.

Mesela elbise giymek âdi bir harekettir. Ancak bir kimse avretini örtmek niyetiyle elbisesini giyse, bu âdi hareketi onun için bir ibadet hükmünde olur.

Yine uyumak âdi bir harekettir. Ancak bir kimse ibadette kuvvet bulmak niyetiyle uyusa, bu âdi hareketi onun için bir ibadet hükmünü alır.

Yine yemek yemek âdi bir harekettir. Ancak bir kimse Allah’ın emaneti olan vücuduna bakmak ve ibadette kuvvet bulmak için yemek yese, bu âdi hareketi onun için bir ibadet hükmünde olur.

Bu niyet öyle bir şeydir ki insan kendisini zinadan korumak niyetiyle eşiyle cima yapsa, bunu dahi o kişi hakkında bir ibadet hükmüne çevirir.

İşte niyet böyle bir iksirdir. Âdi hareketleri ibadete çevirir. Niyetin önemine dair birkaç misal daha verelim:

Bir kimse camide bir yıl yaşasa ancak itikafa niyet etmese, camide kalması onun için bir ibadet olmaz. Buna karşılık, bir kimse camide sadece bir saat kalsa ve bununla itikafa niyet etse, bu onun için bir ibadet olur.

Yine bir kimse bir hafta boyunca hiçbir şey yemese ve içmese, eğer oruca niyet etmemişse hiçbir sevap kazanmaz. Buna karşılık, bir kimse oruca niyet edip sadece imsak ile akşam arası yemese ve içmese, bu onun için bir ibadet olur.

Yine bir kimse tavafa niyet etmeksiniz Kâbe’nin etrafında bin defa dönse hiçbir sevap kazanmaz. Buna karşılık, tavafa niyet ederek sadece yedi kere dönse bir tavaf sevabı kazanır.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu örneklerle anlaşıldı ki: Niyet sadece âdi hareketleri ibadete çevirmiyor. Aynı zamanda, ibadet hükmündeki ameller dahi ancak niyet ile ibadet oluyor. Eğer niyet bir ibadete taalluk etmezse, ibadet hükmündeki o amel sevap olmaktan çıkıyor.

Üstadımız demişti ki: Niyet, âdi bir hareketi ibadete çevirir ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalbeder.

Niyetin âdi bir hareketi ibadete çevirmesi üzerine konuştuk. Şimdi de gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalbetmesi üzerine konuşalım:

Cihad büyük bir ibadettir. Ancak kişi, kendisi hakkında “Ne kadar cesur!” denilmesi için cihad etse, cihadın sevabı bu kişi hakkında günaha çevrilir; ibadet iken günah olur.

Yine ilim tahsili büyük bir ibadettir. Ancak kişi, kendisi hakkında “Ne kadar âlim!” denilmesi için ilim tahsil etse, ilim tahsilinin sevabı bu kişi hakkında günaha çevrilir.

Yine sadaka vermek büyük bir ibadettir. Ancak kişi, kendisi hakkında “Ne kadar cömert!” denilmesi için sadaka verse, sadakanın sevabı bu kişi hakkında günaha çevrilir.

Örnekleri sizler çoğaltabilirsiniz. İşin özü şu: Niyet âdi hareketleri ibadete ve ibadetleri günaha kalbeder. Günahı sevaba ve sevabı günaha çevirir.

Niyet hakkında bu kadar konuşmak yeter. Şimdi de nazar üzerine konuşalım:

Nazar da âdeti ibadete ve ibadeti âdete çevirir. Mesela bir kelebeğe nazar etmeyi düşünelim:

Eğer kişi bu kelebeğe tefekkür niyetiyle bakar ve -mesela- onda tecelli eden esmâ-i İlahiyeyi mütalaa ederse, bu bakışı bir ibadet olur. Yok, eğer kelebeğe mana-yı ismî ile bakarsa, bu bakışı âdi bir hareket olur.

Demek, eşyaya Allah hesabına -yani mana-yı harfîyle- bakmak bir ibadet iken, zatı hesabına -yani mana-yı ismîyle- bakmak âdi bir harekettir.

Üstadımız dedi ki: Maddiyata esbab hesabıyla bakılırsa cehalettir. Allah hesabıyla olursa marifet-i İlahiyedir.

Mesela bal arısına nazar eden iki kişiyi düşünelim. İkisi de arının bal yapma fiilindeki hikmeti keşfetmeye çalışıyor olsun…

Birisi, balı arının yaptığını düşünüyor; diğeri ise balı Allah’ın yaptığını, arının ise sadece bir sebep olduğunu kabul ediyor.

Balı arının yaptığını düşünen, bir böceğin yaptığını anlamaya çalışan kişi hükmündedir. Bu durumda, arıdan daha cahil olduğuna hükmedilir. Çünkü arının nasıl bal yaptığını anlayamıyor ve bu işi çözmeye çalışıyor. Demek, arı kadar aklı yok.

Diğer kişi ise balı Allah’ın kudretine havale etmiş. Arıyı sadece vazifedar bir memur biliyor. Bu kişinin arıyı ve balı incelemesi, ism-i Hakîm’in tecellisini keşfetmek cihetiyle bir incelemedir. Yani Allah’ın Hakîm ismi bu hadisede nasıl tecelli ediyor, bunu anlamaya çalışıyor. Arıya ve bala bu cihetle baktığı için de onun incelemesi marifet-i İlahiye oluyor.

Birisi, bir böceğin yaptığını anlamaya çalışan zavallı cahil; diğeri, Allah’ın isminin tecellisini mütalaa eden arif-i billah…

İşte maddiyata -yani eşyaya ve kâinata- esbab hesabıyla bakılırsa -yani bu sebep bu işi nasıl yapıyor, bunu nasıl başarmış cihetiyle bakılırsa- cehalettir. Allah hesabıyla olursa -yani Allah’ın başta Hakîm ism-i şerifi olarak, diğer isimlerinin tecellisini keşfetmek ve seyretmek niyetiyle bakılırsa- marifet-i İlahiyedir.

Bu dersimizde şu bölümün mütalaasını yaptık:

Ve keza, nazar ile niyet mahiyet-i eşyayı tagyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder. Evet niyet, âdi bir hareketi ibadete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalbeder. Maddiyata esbab hesabıyla bakılırsa cehalettir. Allah hesabıyla olursa marifet-i İlahiyedir. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin