a
Ana SayfaFatiha Suresi30. Bu cümlenin mâkabliyle vech-i nazmı, “na’büdü”nün “elhamdü”ye tefsir ve beyan olmakla..

30. Bu cümlenin mâkabliyle vech-i nazmı, “na’büdü”nün “elhamdü”ye tefsir ve beyan olmakla..

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Bu cümlenin mâkabliyle vech-i nazmı,  نَعْبُدُ  nün  اَلْحَمْدُ  ye tefsir ve beyan olmakla,  مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ e de bir netice ve bir lazım olmasıdır. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Mâkabli: Öncesi / Vech-i nazm: Tertip ve diziliş yönü)

Bu cümlenin mâkabliyle vech-i nazmı yani  إِيَّاكَ نَعْبُدُ  cümlesinin, öncesindeki ayetler ile arasındaki alaka ve bu makamdaki zikrinin hikmet şudur:

1نَعْبُدُ  ifadesi  اَلْحَمْدُ ye bir tefsir ve beyandır.

2مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ (din gününün sahibi) ifadesine de bir netice ve lazımdır.

İlk önce  اَلْحَمْدُ ye tefsir ve beyan olması üzerine konuşalım:

اَلْحَمْدُ  diyen kimse, “Hamd nedir?” diye bir soru sorar.  نَعْبُدُ  (Biz ibadet ederiz.) cümlesi bu soruya şöyle cevap verir:

— “Hamd” bizim ve bütün mahlukatın Allah’a ibadet etmesidir. Bizler bütün hamdi Allah’a tahsis ederek O’na ibadet ederiz. Zaten ibadetin bir manası da Allah’ı medhüsena etmek ve O’nu layık olduğu isim ve sıfatlarla yüceltmektir.

İşte bu manasıyla,  نَعْبُدُ  cümlesi  اَلْحَمْدُ  ifadesinin beyanı olup,  اَلْحَمْدُ nün manasını tefsir eder.

مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ  (din gününün sahibi) ifadesine bir netice ve lazımı olması da şudur:

Madem Allahu Teâlâ din gününün sahibidir ve madem o gün herkes bu dünyada işlediği amelin karşılığını görecek, o hâlde bu dünyada ibadet etmeli ve kendimizi Allah’a sevdirmeliyiz. Zira ahiretteki saadetimiz bu dünyadaki ibadetimize bağlıdır.

İşte bu manasıyla,  نَعْبُدُ  “Biz ibadet ederiz.” cümlesi,  مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ  “din gününün sahibi” ifadesinin bir neticesi ve lazımı olmuş olur. Yani madem din günü haktır ve o gün herkes yaptığının karşılığını görecektir, o hâlde ibadet de haktır ve onun bir neticesi ve lazımıdır.

Risale-i Nurları sadece malumat sahibi olmak için değil, ibadet ve takvada kuvvet bulmak için de okumalıyız. İşte karşımıza bir define çıktı. Bu defineyi tefekkür ederek nefsimize şöyle demeliyiz:

— Ey nefsim! İbadetten çok mu sıkıldın ya da çok mu yoruldun? Bak, ahiretteki saadetin bu dünyadaki ibadetine bağlıdır. Allah hiçbir ibadetini zayi etmeyecektir. Belki ahiretin yaratılmasındaki bir hikmet de Allah’ın “Şekur” olması ve kullarının az ibadetine çok karşılık vermek istemesidir. İbadetler ahiretin bir neticesi ve oradaki saadetin bir lazımıdır. Ey nefsim! Madem hakikat budur, o hâlde ibadetten sıkılma, daralma; bütün gücünle ibadete yapış, her gününü son gününmüş gibi yaşa…

İşte ben bu tefsir dersinden nefsim için bu manayı yakaladım. Mesele sadece  نَعْبُدُ  nün mâkabliyle vech-i nazmı değil; asıl mesele, bizim bu vech-i nazmdan kıssadan hissemiz!

Bu dersimizde şu cümlenin mütalaasını yaptık:

Bu cümlenin mâkabliyle vech-i nazmı,  نَعْبُدُ  nün  اَلْحَمْدُ  ye tefsir ve beyan olmakla,  مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ e de bir netice ve bir lazım olmasıdır. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin