30. Cerh ve Tadil

Hadis Savunması isimli eserimizin Otuzuncu Dersindeyiz. Bu dersimizde “Cerh ve Tadil” konusunu işleyeceğiz.

Cerh ve tadil, hadisin sıhhat derecesini ortaya çıkarmak için uygulanan bir işlemdir.

Cerh: Tenkit etme ve kusur tarafını ortaya çıkarmadır.
Tadil ise: Ravinin doğruluğunu ve zabtını ispat etmektir.

Hadisin ravisini cerh etme birkaç şekilde olur:

  1. İspatlı bir şekilde onun yalanını göstermekle.
  2. Hafızasının zayıflığını ispat etmekle.
  3. Günah işlediğini ve ehl-i bid’a olduğunu ispat etmekle.
  4. Eğer ravi tasavvuf erbabıysa, hadisleri naklederken bir cezbe halinde olduğunu ispat etmekle.

Bunlar gibi daha başka yollar da vardır.

Raviler hakkında cerh ve tadilin uygulanma sebebi, uydurma sözleri, sahih hadislerden ayırmaktır. Uydurma sözlere “mevzu hadis” denir. Bizler anlatımımızda, “mevzu hadis” tabirini kullanacağız. Bu tabirle “uydurma sözler” kastedilmiştir.

Hicri II. asrın başında başlayan mevzu hadisler dedikodusu, fitne halinde zuhur etmeye başlayınca, hadis alimleri, cerh ve tadil yöntemiyle sahih hadisleri, mevzu hadislerden ayırmaya başladı. Ahmed İbni Hanbel, İmam Buhari, İmam Müslim, Nesei, Tirmizi gibi büyük hadis alimleri bu işe el attılar. Bu işe el atanların hepsi hadis hafızıdır. Ezberlerinden yüz binden fazla hadis-i şerif vardır.

İşte bu büyük alimler, uydurulan hadisleri ayıklamak ve hadisler hakkındaki dedikoduya son vermek için, bütün hadis-i şerifleri cerh ve tadile tabi tuttular. Cerh ve tadilden geçirilmedik hiçbir ravi ve hiçbir hadis senedi kalmamıştır. Hatta cerh usulü öyle katı bir şekilde uygulanmıştır ki, birçok sahih hadisler de bu arada zayi olmuştur.

Cerh ve tadil yöntemiyle hadislerin mertebesinin tespit işi, hicri IV. asrın sonuna kadar devam etmiş ve o zamanda tamamlanmıştır. O zamandan bu zamana kadar yapılan bütün tahliller, sadece eskiden yapılmışların üzerinde bir çalışmadan ibarettir.

Cerh ve tadil, Buhari ve Müslim’in hadisleri hakkında da uygulanmıştır. İmam Buhari’nin hadis aldığı 80 küsur hocası ve İmam Müslim’in 160 şeyhi hakkında bu yöntem uygulanmıştır.

Bir hadis, böyle muhakkik allamelerin süzgecinden geçmiş ve ona “sahih” denilmişse, artık bu sözün hadis olduğundan şüphe edilmez. Onların ittifakla sahih kabul ettiği bir hadisi reddetmek, ancak kişinin cehaletindendir.

Şimdi bir soru sormak istiyorum:

– Hadislerin sıhhat derecesinin saptanması ve mevzu olanların ayıklanması, bundan tam 1.000 sene önce tamamlanmışken ve her hadis cerh ve tadil süzgecinden geçmişken, şimdi bu hadisleri tartışmaya açmak ve zihinleri bulandırmak, bu dine hizmet midir?

Hadis alimleri mecburiyet tahtında, geçici bir zaman için hadisleri tenkide tabi tutmuşlar; vesveselerden temizlenmeleri ve üzerlerindeki şüphelerin kalkması için cerh ve tadil usulünü uygulamışlar ve bu iş bittikten sonra da onları layık olduğu mevkiye koymuşlar. İş Allah’ın inayetiyle tamamlandıktan sonra, hiçbir maslahat yokken, hadislere olan güveni sarsmak ve şüphe uyandırmak için tekrar cerh ve tadile tabi tutmak, bu dine hizmet değil, hıyanettir!

Ey bu hıyanete yeltenen hadis inkârcıları! Bunu hangi ilminizle yapacaksınız? Bir ravi hakkında konuşmak için, o raviyi görmeye gitmeye ve onun halini araştırmaya gücünüz var mı? Zamanda yolculuk yapamıyorsanız buna gücünüz yoktur. O halde o ravi hakkındaki bilgiyi nerden edineceksiniz? Hadis alimlerinin kitaplarından başka kaynağınız var mı?

Bakın daha işin başında, beğenmediğiniz hadis alimlerine muhtaç oldunuz. Onlara böyle muhtaçken, onların sözüne niçin güvenmiyorsunuz? Kaldı ki, ne hafızanız onlar kadar güçlü ne takvanız onlar kadar yüksek ve ne de sahabe ve tabiine onlar kadar yakınsınız. Hâl böyleyken, onları nasıl geçeceksiniz?

Kardeşlerim, hadis-i şeriflerin makam ve mertebeleri, bundan bin sene evvel tespit edilmiş ve bu iş halledilmiş, bitmiştir. Bu zamanda bir hadisin mertebesini öğrenmek isteyen kişinin yapacağı tek iş, o muhaddis imamların eserlerini incelemek ve meseleyi onlardan öğrenmektir.

Yüze yakın hadis kitabında bulunan bütün hadisler, senetleri ve rivayet yolları itibariyle üç makam ve mertebede bulunur. Ya sahihtir ya hasendir ya da zayıftır. Ama hepsi de hadis-i şeriftir. Zayıf da hadis-i şeriftir. Zayıf hadis, hasen hadise yakındır; ama mevzu hadise uzaktır. Zayıf hadisle mevzu hadis arasındaki fark, yerle gök arası kadardır.

Bu dersi yapmamızın sebebi, elimizdeki hadislerin ne kadar güvenilir olduğunu ortaya koymak içindir. Bütün hadisler hakkında cerh ve tadil yöntemi uygulanmış; cerhte sınıfta kalanlar temizlenmiş ve kitaplardan çıkarılmıştır. Cerhi geçenler de kuvvetine göre, sahih, hasen ve zayıf olarak isimlendirilmiştir. Bunların da kendi içinde mertebeleri vardır. İnşallah bir sonraki derste, bu mertebelerden bahsedeceğiz.

Dersimize burada noktayı koyalım. Bir sonraki derste buluşuncaya kadar Allah’a emanet olun.

(37 kez ziyaret edildi, Bugün 1 ziyaret)

İlgili Videolar

Playlists Have This Video

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir