a
Ana SayfaFikir Sofrası31. Kâfirin kalbindeki cehennem

31. Kâfirin kalbindeki cehennem

Bir kişiyi dünyanın en güzel sarayında misafir etseler hatta bu sarayı ona hediye etsiler. Bu sarayın içinde ve bahçesinde gözlerin görmediği güzellikler bulunsa…

Sonra bu kişiye üzerinde her nimet bulunan bir sofra hazırlasalar. Bu sofrada kuş sütü bile eksik olmasa. İsmini ve tadını bilmediğimiz yüzlerce yiyecek bu sofrada bulunsa…

Etrafında dünyanın en güzel kızları pervane olup ona hizmet etse ve her isteğini yerine getirse…

Nefsi neyi isterse orada olsa, canı neyi dilerse burada bulunsa ve her isteği anında yerine gelse…

Lakin bir cellat, gözü önünde evladını, akrabasını ve sevdiklerini kesse…

— Bu kişi sarayın keyfini sürebilir ve sofradaki yemeklerin lezzetini alabilir mi?

— Etrafında pervane gibi dönen kızlarla keyfedebilir mi?

— O saray, yemekler ve diğer güzellikler, sevdiklerinin gözü önünde kesilmesi elemini yok edebilir mi?

Elbette hayır!

İşte kâfirin dünyadaki hâli böyledir. Zira onun zannına göre, sevdiklerinin başı ölüm ile kesilmekte ve her sevdiği toprağın altına girip kaybolmaktadır. Ecel celladının kestiği başlar onun lezzetini hiçe indirir. Bu yüzden kâfir dünyada cennet hayatı da yaşasa kalbi daima manevi bir cehennemin içindedir. Bu manevi cehennemden kurtulmak için kendini sarhoş eder; ta ki düşünmesin. Deve kuşu gibi kendini gaflet kumuna sokar; ta ki avcı onu görmesin. Ama sıra ona da gelir.

İman nimetine kâinatın zerratı adedince hamdüsena olsun!

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin