a
Ana SayfaNamaz33. Namazların cem edilerek yani birleştirilerek kılınması caiz midir?

33. Namazların cem edilerek yani birleştirilerek kılınması caiz midir?

Cem “birleştirmek” manasındadır. Takdim “öne almak”, tehir ise “sonraya bırakmak” demektir. Buna göre, cem-i takdim “öne alarak birleştirmek”, cem-i tehir de “sonraya bırakarak birleştirmek” manalarına gelir.

İkindi namazı öne alınarak öğle vaktinde öğle namazı ile birlikte kılınırsa cem-i takdim olur. Yine yatsı namazı öne alınarak akşam vaktinde akşam namazı ile birlikte kılınırsa cem-i takdim olur.

Öğle namazı tehir edilerek ikindi vaktinde ikindi namazı ile birlikte kılınırsa cem-i tehir olur. Yine akşam namazı tehir edilerek yatsı vaktinde yatsı namazı ile birlikte kılınırsa cem-i tehir olur.

— Peki, cem-i takdim ve cem-i tehir ederek namazları kılmak caiz midir?

Hanefi mezhebine göre, arife gününde sadece hacılar için, öğle ile ikindi namazını cem-i takdim tarzında -tek ezan ve iki kâmetle kılmak- caizdir. Müzdelife gecesinde de akşam ile yatsı namazı -bir ezan ve bir kâmetle- cem-i tehir tarzında kılınır. Bundan başka bir zamanda namazları cem ederek kılmak Hanefi mezhebine göre caiz değildir. Cem sadece bu iki vakte mahsustur.

Şafiî, Hanbeli ve Maliki mezheplerine göre ise namazları cem-i takdim ve cem-i tehir ederek kılmak caizdir. Ancak bu şekilde kılmanın bazı şartları vardır. Mesela Şafiî mezhebine göre, sadece şu üç zamanda cem edilerek namazlar kılınabilir:

1. Seferde: Seferde olan kimse namazlarını cem-i takdim veya cem-i tehir ederek kılabilir.

2. Yağmurlu havada: Yağmur sebebiyle yolda eziyet çekme durumunda olanlar mescitte cemaatle namaz kılarken namazlarını cem edebilirler. Ancak bu durumda sadece cem-i takdim yapabilirler, cem-i tehir yapamazlar. Çünkü yağmurun devam edeceği belli değildir. Belki de yağmur kesilebilir. Cem-i tehir yapılırsa, özürsüz olarak namazın vaktini geçirmek söz konusu olabilir. Bu sebeple de caiz değildir.

Namazları cem-i takdim ile birleştirmenin caiz olmasının şartı, birinci namazın selamını verinceye kadar yağmurun devam etmesi ve ikinci namazın başında da yağmasıdır. Yağmurun mutlaka iki namaz arasında devam etmesi gerekir.

Şafiî mezhebine göre, cıvık çamur, şiddetli rüzgar, karanlık ve hastalık sebebiyle namazları birleştirmek caiz değildir.

3. Hacda: Hacının Arafat’ta cem-i takdim yapması, Müzdelife’de ise cem-i tehir yapması menduptur.

Şafiî mezhebine göre, cem-i takdimin altı şartı vardır:

1. Namazları birleştirmeye niyet etmek. Bu niyet birinci namaza başlarken yapılır.

2. Tertibe riayet etmek. Yani önce birinci vaktin namazını, sonra ikinci vaktin namazını kılmak.

3. İki namazı peş peşe kılmak ve aralarında uzun bir ara bulundurmamak.

4. Eğer seferî olduğu için cem-i takdim yapacaksa, ikinci namaz için iftitah tekbiri alıncaya kadar seferiliğin devam etmesi.

5. İkinci namaza başlayıncaya kadar birinci namazın vaktinin devam edip vaktin çıkmaması.

6. Birinci namazın sahih olduğuna inanmak.

Cem-i tehirin de iki şartı vardır:

1. Birinci namazın vakti çıkmadan önce onu tehir ederek kılmaya niyet etmek.

2. İkinci namazı tamamlayıncaya kadar seferîliğin devam etmesi.

Cem-i tehirde tertip vacip değildir. Çünkü ikinci namazın vakti aynı zamanda birinci namazın da vaktidir. Dolayısıyla dilediğinden başlaması caizdir.

Bir kimse öğle ile ikindi namazını birleştirecek olursa, öğle namazından önceki sünneti daha önce kılar. İster cem-i takdim yapsın ister cem-i tehir yapsın hüküm değişmez. Eğer cem-i tehir yapacaksa, sünneti iki namazın arasına alması da caizdir. Cem-i tehir durumunda öğle yahut ikindiden hangisini önce kılarsa kılsın bu hüküm değişmez.

Bir kimse akşam namazı ile yatsı namazını birleştirecek olursa, bunların sünnetlerini sona bırakır. Eğer cem-i tehir yapmış ve akşamı önce kılmışsa akşamın sünnetini araya alabilir. Eğer cem-i tehir yapmış ve yatsıyı önce kılmışsa yatsı namazının sünnetini araya almak da caizdir. Bundan başka şekiller yasaklanmıştır.

Şafiî mezhebindeki hükmü detaylı yazmamızın sebebi şu:

Böyle ihtilaflı meselelerde kişiye düşen, kendi mezhebinin görüşüyle amel etmektir. Ancak zaruret olduğunda diğer bir mezhebi taklit etmek de caizdir.

Bizler Hanefi mezhebindeniz. Buna göre, namazlarımızı -hac müstesna- cem ederek kılamayız. Ancak bir zaruret olursa başka bir mezhebi taklit edebiliriz.

Mesela yolculuğa çıktığımızı farz edelim. Otobüse öğle vaktinden önce bindik ve otobüs ikindi vaktinden önce durmayacak. Böyle bir durumda, öğle namazını ikindi vaktine tehir ederek cem-i tehir yapmaya ihtiyaç yoktur. Çünkü burada bir zaruret söz konusu değildir. Zira bineğin durması kişinin kendi elinde değilse îmâ ile namaz kılmak caizdir. Böyle bir durumda, otobüse binen kişi abdestli biner ve öğle namazını otobüste îmâ ile kılar.

Ancak durum şöyle olsa: Kışın karla kaplı olduğu bir zamanda kişi seferî olarak dağa çıkacak olsa, dağda abdest alıp namaz kılmakta da büyük bir sıkıntı olsa, işte böyle bir durumda Şafiî mezhebini taklit ederek namazlarını cem edebilir.

Bizler Şafiî mezhebinin hükmünü detaylı yazdık ki kişi zaruretten dolayı Şafiî mezhebini taklit edecek olursa neyi nasıl yapacağını bilsin. Çünkü bir amelde bir mezhebi taklit eden, o ameli o mezhebin şartlarına göre işlemelidir.

Son söz olarak: Hanefi olanlar zaruret olmadan namazlarını -hac müstesna- cem ederek kılamazlar. Bir zaruret olduğunda başka bir mezhebi taklit ederek cem etmek ise caizdir. Ancak bu zaruret gerçek bir ihtiyaçtan doğmalı, sadece keyif ve rahatlık için olmamalıdır.

(el-Lübab, I ,185-187; el-Mecmu, IV, 253-269; el-Mühezzeb, l, 104 vd. Muğni’l Muhtac, I, 271-275)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin