a
Ana SayfaKatre33. Ve keza, eşyanın esbaba isnadındaki istib’addan ve istiğrabdan hasıl olan…

33. Ve keza, eşyanın esbaba isnadındaki istib’addan ve istiğrabdan hasıl olan…

Katre mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Ve keza, eşyanın esbaba isnadındaki istib’addan ve istiğrabdan hasıl olan inkârdan neşet eden dalaletlerden hasıl olan ızdırabat; bütün akılları, ruhları Vâcibü’l-vücud’a firar ve iltica etmeye mecbur eder. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

(İstib’ad: Akıldan uzak görme / İstiğrab: Garip bulma)

Daha önceki derslerimizde küfrün içindeki bir kısım muhâlâtı mütalaa etmiştik. Kâfir küfrüne itikat edebilmek için bütün bu muhâlâtı kabul etmek zorundadır. Ancak bu şekilde eşyanın icadını esbaba havale edebilir.

Bu kabulden de bir istib’ad ve istiğrab hasıl olur. Zira şu kâinattaki nizamı, intizamı, hayatı; varlıkların hikmetli vücutlarını, suretlerini, terbiyelerini ve diğer bütün hususları; cansız, şuursuz ve kendinden dahi haberi olmayan esbaba havale etmekte büyük bir ızdırap vardır. Yani aklı olan bunu kabul edemez, etse de büyük bir sıkıntıyla ancak kabul eder; kabul ettiğini de izah edemez.

İşte küfürdeki bu ızdırap ve zorluktan dolayı akıllar ve ruhlar daralır ve sonunda eşyanın icadını Allah’a havale etmek zorunda kalarak Allah’a firara ve ilticaya mecbur olur.

Bu bahsi şöylece maddeleyebiliriz:

1. Kâfir eşyanın icadını esbaba havale eder.

2. Sonra küfrünün iç yüzüne bakar ki içinde hadsiz muhâlât, istib’ad ve istiğrab vardır.

3. Bu istib’ad ve istiğrabtan akli, ruhi ve kalbî ızdıraplar hasıl olur. Çünkü değil kâinatın icadı, bir sineğin intizamlı ve mizanlı vücudu dahi esbab ile izah edilemez.

4. Bu izahsızlıktan dolayı da akıllar ve kalpler Allah’a firar ve ilticaya yani kâinatı Allah’a teslim etmeye mecbur olurlar.

Üstadımız şöyle devam ediyor:

Çünkü ancak O’nun kudretiyle, iradesiyle her müşkül hallolur ve kapalı kapılar açılır. Ve O’nun zikriyle kalpler mutmain olurlar. Binaenaleyh necat ve halas ancak Allah’a iltica ile olur.  فَفِرُّوا اِلَى اللّٰهِ ، اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ  İşte kâinat şu hakikatin lisanıyla  اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ  yu söylüyor. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

(Ayet meali: Allah’a firar edin. Kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur.)

Çünkü ancak O’nun kudretiyle, iradesiyle her müşkül hallolur ve kapalı kapılar açılır. Yani şu eşyanın icadı ancak Allah’ın kudretiyle ve iradesiyle izah edilebilir. Bütün “nasıl”lar ve “niçin”ler ancak O’na imanla cevaplanır. Ve bütün kapalı kapılar O’na imanla açılır. Yani izah edilemeyen bütün meseleler O’na imanla izah edilir.

Ve O’nun zikriyle kalpler mutmain olurlar. Bütün dünya insanın olsa kalbi mutmain olmaz, mesrur olmaz, mesut olmaz. İnsanın kalbini mutmain edecek, onu mesrur ve mesut edecek tek şey kalbini Allah’ın zikriyle doldurmasıdır.

Binaenaleyh necat ve halas ancak Allah’a iltica ile olur. Kim ki necat ve halas isterse Allah’a iltica etsin, O’na sığınsın. Zira necat ve halas ancak O’na iltica ile olur

فَفِرُّوا اِلَى اللّٰهِ ، اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ   Allah’a firar edin. Kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur.

İşte kâinat şu hakikatin lisanıyla  اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ  yu söylüyor.

Son kısımların manası açık olduğundan dolayı birkaç cümle izahla yetinip işin tefekkürünü sizlere havale ettik. Bu hakikatleri derinden derine düşünüp, hakikati nefse ve şeytana dahi kabul ettirmeliyiz.

Bu dersimizde şu kısmın mütalaasını yaptık:

Ve keza, eşyanın esbaba isnadındaki istib’addan ve istiğrabdan hasıl olan inkârdan neşet eden dalaletlerden hasıl olan ızdırabat; bütün akılları, ruhları Vâcibü’l-vücud’a firar ve iltica etmeye mecbur eder. Çünkü ancak O’nun kudretiyle, iradesiyle her müşkül hallolur ve kapalı kapılar açılır. Ve O’nun zikriyle kalpler mutmain olurlar. Binaenaleyh necat ve halas ancak Allah’a iltica ile olur.  فَفِرُّوا اِلَى اللّٰهِ ، اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوب  İşte kâinat şu hakikatin lisanıyla  اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ  yu söylüyor. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin