a
Ana SayfaFatiha Suresi35. İhdinâ: Hidayeti talep etmekle ianeyi istemek arasında ne münasebet vardır?

35. İhdinâ: Hidayeti talep etmekle ianeyi istemek arasında ne münasebet vardır?

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

اِهْدِنَا : Hidayeti talep etmekle ianeyi istemek arasında ne münasebet vardır? (İşârâtü’l-İ’caz)

إِيَّاكَ نَسْتَعِينُ  “Ancak senden yardım dileriz.” denildikten sonra  اِهْدِنَا  “Bizlere hidayet ver.” denilerek hidayet talebinde bulunulmuştur. Bu makamda soru şudur:

— Hidayet talep etmekle iane (yardım) istemek arasında ne münasebet vardır?

Üstad Hazretleri bu münasebeti şöyle beyan ediyor:

Evet biri sual, diğeri cevap olduklarından birbiriyle bağlanılmıştır. Şöyle ki:  نَسْتَعِينُ  ile iane talep edilirken makam iktizasıyla “Ne istiyorsun?” diye varid olan mukadder sual  اِهْدِنَا  ile cevaplandırılmıştır. (İşârâtü’l-İ’caz)

Kur’an’ı okuyan ya da namaz kılan kişi der:

إِيَّاكَ نَسْتَعِينُ Ancak senden yardım dileriz.

Allahu Teâlâ da kuluna sanki sorar:

— Benden ne diliyorsun ve hangi hususta yardım istiyorsun?

Kul şöyle cevap verir:

اِهْدِنَا  “Bize hidayet ver.” Senden en evvel hidayet istiyor ve hidayet talep ediyorum.

İşte  نَسْتَعِينُ  ile  اِهْدِنَا  arasındaki münasebet budur.

Üstadımız şöyle devam ediyor:

اِهْدِنَا  ile istenilen şeylerin ayrı ayrı ve müteaddid olması,  اِهْدِنَا  manasının da ayrı ayrı ve müteaddid olmasını icab eder. (İşârâtü’l-İ’caz)

Herkesin istediği hidayet farklıdır.

– Kimi hidayet istemekle sadece namazda muvaffak olmayı murad eder.

– Kimi günahlarından kurtulmayı murad eder.

– Kimi hidayette sebat ve devamı, kimi de Allah yolunda şehit olmayı murad eder.

– Kimi her şeyini Allah yolunda harcamayı, kimi de Allah vasıl olmayı murad eder. Ve hakeza…

Hidayet ile istenilen şeylerin farklı farklı olması, hidayetin manasının da müteaddid olmasını iktiza eder. Bu durumda da şu olur:

Sanki   اِهْدِنَا  dört masdardan müştaktır. (İşârâtü’l-İ’caz)

Müştak “türemiş” demektir. Arapçada fiiller masdarlardan türer. Burada sanki  اِهْدِنَا  dört masdardan türemiş gibidir. Yani  اِهْدِنَا  denilirken sanki dört şey isteniyor gibidir. Üstadımız bu müştakları şöyle izah ediyor:

Mesela bir mümin hidayeti isterse  اِهْدِنَا  sebat ve devam manasını ifade eder. Zengin olan isterse ziyade manasını, fakir olan isterse i’ta manasını, zayıf olan isterse iane ve tevfik manasını ifade eder. (İşârâtü’l-İ’caz)

(İ’ta: Vermek, ihsan etmek)

Dört faklı kişi  اِهْدِنَا  der ve her biri bu sözle farklı bir şey ister:

– Mümin, “Ya Rabbi, bana hidayet verdin. Bu hidayet üzerinde beni sabit ve daim eyle. Hidayetinden sonra dalalete düşmekten sana sığınırım.” manasını kasteder ve hidayette devam ve sebat ister. Bu durumda, اِهْدِنَا  lafzı  ثَبِّتْنَا  “Bize sebat ver.” manasındadır.

– Zengin, “Ya Rabbi, bana ihsanda bulundun ve beni zengin ettin. Zenginliğimi ziyade eyle. Zenginlikten sonra beni fakirlikle imtihan etme.” manasını kasteder ve zenginlikte ziyade ister. Bu durumda,  اِهْدِنَا  lafzı  زِدْنَا  “Bize artır.” manasındadır.

– Fakir, “Ya Rabbi, bana zenginliği ihsan eyle, fakirlikten halas eyle. Zenginliğin yollarına beni hidayet eyle.” manasını kasteder ve Allah’ın ihsanını ister. Bu durumda,  اِهْدِنَا  lafzı  أَعْطِنَا  “Bize ver.” manasındadır.

– Zayıf olan, “Ya Rabbi, zayıfım, âcizim, kimsesizim. Senden başka kimsem yoktur. Bana sen yardım etmezsen, tevfik vermezsen, kim yardım edecek? Senden başka kimim var ki bana yardım etsin! Bana yardımınla hidayet et.” manasını kasteder ve Allah’tan yardım ister. Bu durumda,  اِهْدِنَا  lafzı  وَفِّقْنَا  “Bize tevfik ver.” manasındadır.

Demek, her bir muhatap  اِهْدِنَا  ile farklı bir mana kasteder ve Allah’tan farklı bir şey ister. Ben de  اِهْدِنَا  diyerek şunu istiyorum:

— Ya Rabbi, canımı, malımı ve her şeyimi senin yolunda harcamayı bana nasip et ve bu hususta bana hidayet et. Âmin.

اِهْدِنَا nın manasına bir sonraki derste devam edeceğiz. Bu dersimizde şu bölümün mütalaasını yaptık:

اِهْدِنَا : Hidayeti talep etmekle ianeyi istemek arasında ne münasebet vardır?

Evet biri sual, diğeri cevap olduklarından birbiriyle bağlanılmıştır. Şöyle ki:  نَسْتَعِينُ  ile iane talep edilirken makam iktizasıyla “Ne istiyorsun?” diye varid olan mukadder sual  اِهْدِنَا  ile cevaplandırılmıştır.

اِهْدِنَا  ile istenilen şeylerin ayrı ayrı ve müteaddid olması,  اِهْدِنَا  manasının da ayrı ayrı ve müteaddid olmasını icab eder. Sanki  اِهْدِنَا  dört masdardan müştaktır. Mesela bir mümin hidayeti isterse  اِهْدِنَا  sebat ve devam manasını ifade eder. Zengin olan isterse ziyade manasını, fakir olan isterse i’ta manasını, zayıf olan isterse iane ve tevfik manasını ifade eder. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin