a

37. İmar izni

Allah dostlarının dünyaya hiç kıymet vermemesini ve bizim dünyaya karşı olan şiddetli aşkımızın sebebini şu misalle anlayabiliriz:

Bir arazi alacak olsanız ilk bakacağınız şey imar izninin olup olmamasıdır. Eğer imar izni yoksa ne kadar da kelepir olsa almazsınız. Ola ki alsanız oraya asla bina dikmezsiniz.

İmar izni olmayan bir arsayı satın alıp oraya bina dikmeye çalışan bir adamı görseniz herhâlde ona acırsınız. Zira binayı boşuna dikiyor, beyhude çalışıyor. Bu araziye imar izni verilmemiş. Binler zahmet ile diktiği bina belediye zabıtaları tarafından yıkılacak. Zaten göz önünde, bu araziye bina yapanların hepsinin binalarını yıkmışlar.

Siz bu adama acıyarak bakarsınız. Gönlünüz onun boşuna çalışıp yorulmasına razı olmaz. O adam ise size şaşkınlıkla bakar ve der ki:

— Deli mi ne bu, elinde bina dikme imkânı varken bırak bina dikmeyi, bu araziyle bile ilgilenmiyor.

Misaldeki arazi dünyadır. Allahu Teâlâ dünya arsasına imar izni vermemiş; “Yapmayın, yıkarım.” demiş ve yapanların binalarını bir bir yıkmıştır.

Evet, bu arazinin imarı yoktur. Allah dostları bunu anlamış, yıkılacak binaları dikmekle uğraşmamış, belki hakiki binaların olduğu cennete müştak olmuş.

Biz ise bu dünya arsasını imarlı zannetmiş, gücümüzün tamamını bu arsaya bina dikmeye sarf etmişiz.

İşte evliya bize bakıyor ve acıyarak diyor ki:

— Bu zavallılar yıkılacak binaları dikerek sermayeleri olan zamanı boşuna harcıyorlar.

Bizler de onlara bakarak diyoruz ki:

— Yahu bu adamlar taşı bile dua ile altın yaptıkları hâlde niçin mal mülk toplamamışlar?

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin
Taglar: