a
Ana SayfaFatiha Suresi42. Sual: Peygamberlerin meslekleri birbirine uymadığı gibi ibadetleri de birbirine muhaliftir…

42. Sual: Peygamberlerin meslekleri birbirine uymadığı gibi ibadetleri de birbirine muhaliftir…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Sual: Peygamberlerin meslekleri birbirine uymadığı gibi ibadetleri de birbirine muhaliftir. Bunun esbabı nedir?

Cevap: İtikad ve amelde, usul ve ahkâm-ı esasiyede peygamberlerin hepsi daimdirler, sabittirler, müttehiddirler. İhtilaf ve tefavütleri ancak füruattadır. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Müttehid: Beraberce, birleşmiş / Füruat: Esastan olmayan tali meseleler)

İman hakikatlerinin tasdiki ve kabulü hususunda bütün peygamberler aynıdır. Yani Peygamber Efendimiz (a.s.m.) neye iman etmişse, yüz yirmi dört bin peygamberin hepsi aynı şeye iman etmiştir. İman hakikatleri ve itikad esasları hepsinde aynıdır.

İhtilaf ibadet şekillerinde, helalde ve haramdadır. Mesela:

– Meryem suresinin 26. ayetiyle biliyoruz ki Hz. Meryem susma orucu tutuyordu. Bu oruç bizim şeriatımızda yoktur.

– Yine Araf suresinin 163. ayetiyle biliyoruz ki Hz. Davud (a.s.)’ın kavmine cumartesi günü balık avlamak haramdı. Diğer ümmetlere ise bu helaldi.

– Yine En’am suresinin 146. ayetiyle biliyoruz ki Yahudilere tırnaklı hayvanlar ve hayvanın iç yağları haramdı. Diğer ümmetlere ise bunlar helaldi.

– Yine Hz. Musa (a.s.)’ın  kavmine haram olan birçok şey vardı ki bunlar Hz. İsa (a.s.)’ın   ümmetine helaldi.

Örnekleri çoğalmak mümkün. İşin özü şu: Şeriatlar, ibadet şekilleri, helaller ve haramlar peygamberler arasında değişiklik gösterir. İmanda ise hepsi müttehiddir ve birdir.

Üstadımız bunun sebebini şöyle izah ediyor:

Zaten zamanların tebeddülüyle füruatın da tebeddül ve tagayyürü tabii bir şeydir. Evet, mevasim-i erbaada tedavi ve telebbüs gibi çok şeyler tebeddüle uğrar. Mesela kışın giyilen kalın elbise yazın tebeddüle uğrar veya kışın güzel tesiri olan bir ilacın yazın fena tesiri olur, kullanılmaz. Kezalik, kalp ve ruhların gıdası olan ahkâm-ı diniyenin füruatı da ömr-ü beşerin devreleri itibarıyla tebeddüle uğrar. (İşârâtü’l-İ’caz)

(Mevasim-i erbaa: Dört mevsim / Telebbüs: Giyinmek)

Üstadımız şeriatın hükümlerini elbiseye ve ilaca benzetiyor. Nasıl ki kışın kazak giyilirken yazın gömlek giyilir. Ve yine bir hastalığın kışın tedavisi farklıdır, yazın tedavisi farklıdır. Yazın ilaç olan bir şey kışın zehir olabilir.

Aynen bunun gibi, şeriatın hükümleri de zamana ve mekâna göre değişir, tebeddüle uğrar. Bir zaman ve mekânda terbiyeye medar olan bir hüküm, başka bir zaman ve mekânda tesirini yitirebilir. Bu sebeple de onun yerine başkasını vazetmek lazım gelir. Bir kavme ilaç olan bir hüküm, başka bir kavme zehir olabilir. Bir vakitte kalp ve ruhların gıdası olan bir ibadet, başka bir vakitte gıda olmaktan çıkabilir. Bu sebeple de şeriatlar tebeddüle uğrar, ahkâm başkalaşır, ibadet şekilleri değişir; ama iman ve itikadın hükümleri hep aynı kalır.

Bu dersimizde şu bölümün mütalaasını yaptık:

Sual: Peygamberlerin meslekleri birbirine uymadığı gibi ibadetleri de birbirine muhaliftir. Bunun esbabı nedir?

Cevap: İtikad ve amelde, usul ve ahkâm-ı esasiyede peygamberlerin hepsi daimdirler, sabittirler, müttehiddirler. İhtilaf ve tefavütleri ancak füruattadır. Zaten zamanların tebeddülüyle füruatın da tebeddül ve tagayyürü tabii bir şeydir. Evet, mevasim-i erbaada tedavi ve telebbüs gibi çok şeyler tebeddüle uğrar. Mesela kışın giyilen kalın elbise yazın tebeddüle uğrar veya kışın güzel tesiri olan bir ilacın yazın fena tesiri olur, kullanılmaz. Kezalik, kalp ve ruhların gıdası olan ahkâm-ı diniyenin füruatı da ömr-ü beşerin devreleri itibarıyla tebeddüle uğrar. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin