a
Ana SayfaFatiha Suresi43. Gayril mağdûbi aleyhim: Havf ve firar makamı olan şu sıfatın mâkablindeki makamlarla…

43. Gayril mağdûbi aleyhim: Havf ve firar makamı olan şu sıfatın mâkablindeki makamlarla…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ : Havf ve firar makamı olan şu sıfatın mâkablindeki makamlarla münasebatı ise… (İşârâtü’l-İ’caz)

(Havf: Korku / Mâkabli: Öncesi)

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ  “Üzerlerine gazap olunmayan” manasında olup, öncesindeki  اَلَّذِينَ  nin sıfatıdır. Bazı nahiv âlimleri  غَيْرِ  lafzının  اَلَّذِينَ  den bedel olduğunu, bir kısmı da  هُمْ  zamirinden bedel olduğunu söylemişler. Üstad Hazretleri ise sıfat olma cihetini tercih etmiş. Zaten bazı âlimlere göre de sıfattır.

Bu makam havf ve firar makamıdır. Zira Allah’ın gazabını duyan o gazaptan korkar; kaçıp kurtulmak ister. Üstad Hazretleri bu havf ve firar makamının, öncesiyle olan münasebetlerini şöyle izah ediyor:

Bu makamın hayret ve dehşet nazarıyla celal ve cemal ile muttasıf olan makam-ı rububiyete baktırması… (İşârâtü’l-İ’caz)

Fatiha suresinin başında  رَبِّ الْعَالَمِينَ  “Âlemlerin rabbi” buyrulmuştu.  غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ  ifadesi, hayret ve dehşet nazarıyla bu makam-ı rububiyete baktırır. Zira makam-ı rububiyet celal ve cemalle muttasıftır. Cenab-ı Hak bazen celal ile terbiye eder, bazen de cemal ile terbiye eder. Bazen nimet ile bazen de nikmet ile terbiye eder. Rububiyetin bir ciheti celalî isimlerin tecellisinden, diğer ciheti de cemalî isimlerin tecellisinden oluşur.

İşte  غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ  ifadesi, celal ile rububiyete baktırmakta ve şu âlemdeki bütün celal tecellilerinin bir terbiye-i İlahiye olduğunu göstermektedir. Evet, bazen gazapta kahır gözükse de arkadan gelenlere bir makam-ı ibret ve terbiyedir.

Üstadımız şöyle devam ediyor:

Ve iltica ve dehalet nazarıyla  نَعْبُدُ  deki makam-ı ubudiyete baktırması… (İşârâtü’l-İ’caz)

(Dehalet: Aman dileme)

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ  ifadesini okuyan o gazaptan kaçıp kurtulmak ister.

— Peki, neyle kurtulacak

نَعْبُدُ  (Biz ibadet ederiz.) diyerek ve Allah’a ibadet etmekle kurtulacak. İşte  غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ  ifadesi, bu mana ile  نَعْبُدُ  ifadesine bakar, gazaptan kurtuluşun yolunu gösterir; belki gazabın sebebi olan terk-i ubudiyetin neticesini ders verir.

Üstadımız şöyle devam ediyor:

Ve acz nazarıyla  نَسْتَعٖينُ  deki tevekkül makamına baktırması… (İşârâtü’l-İ’caz)

Allah’ın gazabından korkan ve firar eden yardım dilemeye başlar. Allah’ın gazabından rızasına, ikâbından affına, Allah’tan yine Allah’a iltica eder. Bu cihetle,  غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ  ifadesi, makam-ı tevekkülü ifade eden  نَسْتَعٖينُ  lafzına bakar.

Üstadımız şöyle devam ediyor:

Ve teselli nazarıyla refik-i daimi olan makam-ı recaya baktırmasıdır. Çünkü korkunç bir şeyi gören adam korku ve hayret içinde kalır; sonra firar etmeye meyleder. Âciz olduğu takdirde tevekkül eder, sonra teselli yollarını arar. (İşârâtü’l-İ’caz)

Evet,  غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ  ifadesi, makam-ı recaya baktırır. Makam-ı reca, umut makamıdır. Bu umut makamı ki refik-i daimidir; onsun yaşanmaz ve ondan daha iyi dost bulunmaz. İnsan ne kadar günahkâr olursa olsun, Allah’ın rahmetinden ümit kesmez ve kesemez.

Üstadımız tevekkülün yolunu şöyle maddeledi:

1. Kişi önce korkunç bir şey görür.

2. Sonra korku ve hayret içinde kalır. Zira gücü o şeyin üstesinden gelmeye yetmez.

3. Mağlup edemeyeceğini anlayınca kaçmaya ve firar etmeye başlar.

4. Eğer kaçamayacak kadar âcizse, bu durumda, kendisini o dehşetten kurtaracak zata tevekkül etmeye, ona yalvarmaya ve ona sığınmaya başlar. Bu şekilde teselli yollarını arar.

Demek,  غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ  ifadesinde havf ve firar olsa da bu firar Allah’adır. Zira Allah’tan maada bu gazaptan kişiyi kurtaracak başka bir zat yoktur.

Mütalaasını yaptığımız metin açık olduğu için kısa bir izahla yetindik. İzahı kısa olsa da üzerinde tefekkürü uzun olmalı ve enfüsi âlemimizde kendimizi hesaba çekmemiz dehşetli olmalıdır. Sakın bu dersleri okuyup geçmeyin. Kendimizi hesaba çekelim; bakalım Kur’an nerede, biz neredeyiz?

Bu dersimizde şu bölümün mütalaasını yaptık:

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ : Havf ve firar makamı olan şu sıfatın mâkablindeki makamlarla münasebatı ise bu makamın hayret ve dehşet nazarıyla celal ve cemal ile muttasıf olan makam-ı rububiyete baktırması ve iltica ve dehalet nazarıyla  نَعْبُدُ  deki makam-ı ubudiyete baktırması ve acz nazarıyla  نَسْتَعٖينُ  deki tevekkül makamına baktırması ve teselli nazarıyla refik-i daimi olan makam-ı recaya baktırmasıdır. Çünkü korkunç bir şeyi gören adam korku ve hayret içinde kalır; sonra firar etmeye meyleder. Âciz olduğu takdirde tevekkül eder, sonra teselli yollarını arar. (İşârâtü’l-İ’caz)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin