a
Ana SayfaReşhalar43. Ve keza, o zat insanları hidayete davet etmekle saadet-i ebediyenin husulüne sebep olduğu gibi, vusulüne de sebeptir.

43. Ve keza, o zat insanları hidayete davet etmekle saadet-i ebediyenin husulüne sebep olduğu gibi, vusulüne de sebeptir.

Reşhalar mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Ve keza, o zat insanları hidayete davet etmekle saadet-i ebediyenin husulüne sebep olduğu gibi, vusulüne de sebeptir. (Mesnevi-i Nuriye, Reşhalar)

(Husul: Meydana gelme / Vusul: Ulaşma)

Ahiretin ve saadet-i ebediyenin icadının birçok sebebi vardır. Üstadımız bu Reşha’da bu sebeplerden bir kısmını izah edecek. Mezkûr cümlede Üstadımız, Efendimiz (a.s.m.)’ın insanları hidayete davet etmesinin saadet-i ebediyenin hem husulüne hem de vusulüne sebep olduğunu beyan etti.

Vusulüne sebep olmasının manası açık. Bunun manası şudur: Ebedî saadete ancak Efendimiz (a.s.m.)’a tabi olmakla ulaşılır. Onun sözünü dinlemeyen, sünnetinden yüz çeviren ve ona tabi olmayan; değil ebedi saadete ulaşmak, kokusunu bile duyamaz.

Efendimiz (a.s.m.)’ın insanları hidayete davet etmesinin saadet-i ebediyenin husulüne sebep olması ise şudur:

Cenab-ı Hak bu dünyayı bir imtihan yurdu olarak yaratmış; peygamberler göndermekle kendisini bildirmiş, insanları ve cinleri iman ve amelle mükellef kılmıştır. Buna mukabil de saadet-i ebediyeyi vaat etmiştir.

Eğer peygamberler gönderilmeseydi, insan iman ve ubudiyetle mükellef olmazdı. Nitekim Eşarî itikadına göre, ehl-i fetret Allah’a imanla mükellef değildir. Çünkü onlara göre, akıl tek başına Allah’ı keşfedemez.

Şimdi, sorumuz şu:

— İnsan iman ve amelle mükellef olmayınca, saadet-i ebediyeye nasıl namzet olacak ve bu saadeti neyle kazanacak?

Nitekim bir kısım âlimler ehl-i fetretin iman ve amelle mükellef olmaması sebebiyle, saadet-i ebediyeden mahrum kalacaklarını bildirmiş. Mesela İmam-ı Rabbani Hazretleri, “Onlar toprak olur.” demiş. Bir kısım âlimler, “Araf denilen yerde kalırlar, cennete giremezler.” demiş.

Şunu anlatmaya çalışıyoruz:

İnsanın saadet-i ebediyeye namzet olabilmesi için mükellef olması lazım. Mükellef olması için de bir peygamberin hidayet davetini işitmiş olması lazım.

O hâlde diyebiliriz ki:

— Eğer peygamberler gönderilmeseydi, ahiret yurdu yaratılmaz, ebedî saadetin yurdu olan cennet icad edilmezdi. Cennetin icadının bir sebebi de peygamberlerin hidayet davetidir. Zira ancak bu daveti işitmekle insanlar mükellef olmuş ve ebedî saadete namzet olmuş.

O zaman şöyle desek:

— Peygamberler hem bu imtihan yurdunun açılmasına hem de ebedî saadetin icadına bir sebeptir. Peygamberler olmasaydı, ne dünya, ne cennet, ne de ebedî saadet olurdu.

Bu söz doğrudur, haktır ve hakikattir.

Bütün peygamberlerin hidayet daveti ebedî saadetin icadına bir sebeptir. Eğer peygamberler olmasaydı, bütün insanlar ehl-i fetret olup iman ve amelle mükellef olmazdı. Mükellef olmayınca da saadet-i ebediyeye nail olmazdı.

Üstad Hazretlerinin -bu makamda- diğer peygamberlerin davetini zikretmeyip bunu sadece Peygamberimize hasretmesi şu sebeplerdendir.

1. Konumuz Peygamberimiz (a.s.m.)’ın nübüvvetidir. Diğer peygamberlerin nübüvveti değildir.

2. Hidayete davet vazifesini en ekmel surette Peygamberimiz (a.s.m.) yapmıştır. Onun hidayet daveti diğer peygamberlerin davetinin fevkindedir.

3. Onun bu daveti kıyamete kadar devam edecektir. Hâlbuki diğer peygamberlerin daveti kesilmiştir.

İşte bu gibi sebeplerden dolayı, Üstadımız sadece Efendimizin hidayet davetini zikretmiş ve bu davetin saadet-i ebediyenin husulüne -yani icadına- vesile olduğunu beyan etmiş.

İşin özü: Saadet-i ebediyenin yaratılması peygamberlerin insanları hidayete davet etmesiyle oluyor. Peygamberlik mesleği olmasaydı, cennet ve ebedî saadet olmazdı. Demek, hem diğer peygamberlerin daveti hem de Efendimiz (a.s.m.)’ın daveti saadet-i ebediyenin husulüne bir sebeptir.

Bu dersimizde bir cümlenin mütalaasını yaptık. Cümleyi bir defa daha okuyup dersimizi tamamlayalım:

Ve keza, o zat insanları hidayete davet etmekle saadet-i ebediyenin husulüne sebep olduğu gibi, vusulüne de sebeptir. (Mesnevi-i Nuriye, Reşhalar)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin