a
Ana SayfaKatre45. Ve keza, bütün kâinatta intişar eden bir hayat vardır. Bu hayat sıfatı dahi…

45. Ve keza, bütün kâinatta intişar eden bir hayat vardır. Bu hayat sıfatı dahi…

Katre mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Ve keza, bütün kâinatta intişar eden bir hayat vardır. Bu hayat sıfatı dahi geçen sıfatları iktiza etmekle bir Hayy-ı Kayyum, bir Muhyi ve Mümît Hâlık’ın vücub-u vücuduna delalet eder. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

(İntişar eden: Yayılan / Tevzi edilen: Dağıtılan / İstilzam etmek: Gerektirme )

“Geçen sıfatlar” ile önceki delillerde işlediğimiz rahmet, hikmet, inayet ve in’am sıfatları kastedilmiştir.

Allahu Teâlâ’nın her bir canlı mahluk üzerinde, ona hayat vermesi ve hayatı ona üflemesi cihetiyle bir tecelli-i ehadiyeti vardır. Faraza bütün sebepler hayat sahibi olsaydı, kuvvet ve iradeleri olsaydı yine de bu hayatı icat edemezlerdi. Yani sebeplerin en büyükleri olan güneşi, havayı, toprağı ve suyu bir araya getirin; sonra diğer bütün sebepleri de bunlara dahil edin; hepsine hayat verin, akıl verin, kuvvet verin, irade verin; hepsi insan gibi bütün kemal sıfatlara nisbi olarak sahip olsunlar. Sonra onlara deyin ki:

— Hadi çalışın, çabalayın; değil bütün mahlukata sadece bir sineğe hayat verin.

Onlar bunu yapmaktan âciz kalırlardı. Canlı mahlukata vurulan hayat mührünün ne mislini ne taklidini, ne tek başlarına ne de hep beraber yapamazlardı. Bu hakikate Kur’an şöyle işaret ediyor:

يَا أَيُّهَا النَّاسُ   Ey insanlar!   ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوا لَهُ   Bir misal verildi, ona kulak verin.   إِنَّ الَّذِينَ  تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ   Allah’tan başka bütün taptıklarınız   لَن يَخْلُقُوا ذُبَابًا   tek bir sivrisineği yaratamazlar.   وَلَوِ اجْتَمَعُوا لَهُ   Velev ki onun için bir araya da gelseler.   وَإِن يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْئًا   Sinek onlardan bir şey kapsa   لاَ يَسْتَنقِذُوهُ مِنْهُ   onu da kurtaramazlar.   ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ   İsteyen de istenen de âcizdir. (Hac 73)

Evet, bütün sebepler iktidar ve ihtiyar sahibi olup bir araya gelseler; değil yeryüzüne ve içindekilere hayat vermek, tek bir sineğe bile hayat veremezler.

Hayat verme hakikatini biraz daha tefekkür edelim:

Olması mümkün değildir ama faraza eğer olsaydı, bir kimsenin ölmüş bir kuşu gözümüzün önünde dirilttiğini görseydik; nasıl hayret eder hatta gözümüzü yalanlardık. Bu olayı da ölünceye kadar unutmazdık. Zira hayat verme hakikati bu kadar etkileyici ve şaşırtıcı bir hakikattir.

Hâlbuki bizi şaşırtan, gözümüzü yalanlamamıza sebep olan ve ölünceye kadar da aklımızdan çıkmayacak olan şey ölmüş bir kuşun gözümüzün önünde diriltilmesinden başka bir şey değildir.

— Acaba ölü bir kuşu diriltmek mi daha hayret vericidir? Yoksa ölü yumurtalardan hayat sahibi kuşları çıkarmak mı?

— Ya da ölü bir kuşu diriltmek mi daha şaşırtıcıdır? Yoksa nutfe denilen su damlacıklarından hayat sahibi mahlukları yaratmak mı?

— Ya da ölü bir kuşu diriltmek mi daha acayiptir? Yoksa çekirdek ve tohumlardan hayat sahibi olan bitki ve ağaçları yaratmak mı?

— Acaba bu şaşkınlığı ve hayreti niçin Allah hakkında yapmıyoruz?

Hâlbuki Allahu Teâlâ çok daha hayret verici diriltmeleri her vakit gözümüz önünde yapmaktadır. Hayata son derece muhalif olan maddelerden hayat fışkırmakta ve yeryüzü hayat sahipleriyle dolup taşmaktadır. Hayatı olmayan tohumlardan, çekirdeklerden, yumurtalardan ve su damlacıklarından yaratılan mahluklar hayat sahibi olmakta ve bir kısmının da ruhu bulunmaktadır. Hayatı olmayan bu maddelerin kendilerinde olmayan hayatı başkasına vermesi elbette düşünülemez. O hâlde gözümüz önündeki bu hayat ancak ve ancak Hayy-u Kayyum olan Allah’ın yaratmasıyla olabilir.

Üstadımızın şu cümlesine de dikkat edelim: Bu hayat sıfatı dahi geçen sıfatları iktiza etmekle…

Şimdi biraz da bu cümle üzerinde tefekkür edelim:

“Geçen sıfatlar” ile önceki delillerde işlediğimiz rahmet, hikmet, inayet ve in’am sıfatları kastedilmiştir. Buna göre:

– Hayat vermek için ilk önce rahmet sahibi olmak gerekir. Rahmeti ve acıması olmayan niye hayat versin ki?

– Sonra hikmet sahibi olmak gerekir. Zira hayat üzerinde binlerce hikmet gözükmektedir.

– Sonra inayet sahibi olmak ve yardım etmeyi murad etmek gerekir. Hayatı olmayan maddelerin inayeti olur mu?

– Ve in’an sahibi olmak ve nimet verme sıfatına sahip olmak gerekir. Zira hayat en büyük bir nimettir.

Hayatın zahiri sebepleri olan nutfe, yumurta, tohum ve çekirdeklerde ise bu sıfatlar yoktur. Bu hâl de ispat eder ki şu göz önündeki hayatın sahibi onlar değildir; onlar ancak bir perdedir.

İş de neticede şuraya bağlanır: Hayat bir Hayy-ı Kayyum, bir Muhyi ve Mümît Hâlık’ın vücub-u vücuduna delalet eder.

Bu delili farklı cihetleriyle Lem’alar Risalesi’nde mütalaa etmiştik. Dileyenler o dersleri de okuyabilirler.

Üstadımız şöyle devam ediyor:

Arkadaş! Elvan-ı seb’a gibi memzuç olan şu beş hakikat, kâinata bir Rab, Kadîr, Alîm, Hakîm, Kerîm, Rahîm, Rahman, Rezzak, Hayy-ı Kayyum zaruri olduğuna bilbedahe delalet ve şehadet eder. Ve kâinat bu şehadetlerini  اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ  ile ilan eder. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

(Elvan-ı seb’a: Yedi renk / Memzuç: Birbiri içine girmiş)

“Şu beş hakikat” ile önceki derslerde mütalaasını yaptığımız hikmet, inayet, merhamet, rızk-ı âmm ve hayat verme hakikatleri kastedilmiştir. Bizler bu hakikatlerin her birini önceki derslerimizde mütalaa etmiştik. Bu sebeple, tekrar mütalaasına burada gerek duymuyoruz.

Şu kadar deriz ki: Bu beş hakikat Allahu Teâlâ’nın varlığını güneş gibi ispat eder ve Allah’ı bizlere Rab, Alîm, Hakîm, Kerîm, Rahîm, Rahman, Rezzak, Hayy ve Kayyum isimleriyle tanıtır; Allah’ın vücub-u vücuduna ve vahdaniyetine şehadet eder. Bu şehadeti de  اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ  ile ilan eder. Âmennâ ve saddeknâ…

Bu dersimizde şu cümlenin mütalaasını yaptık:

Ve keza, bütün kâinatta intişar eden bir hayat vardır. Bu hayat sıfatı dahi geçen sıfatları iktiza etmekle bir Hayy-ı Kayyum, bir Muhyi ve Mümît Hâlık’ın vücub-u vücuduna delalet eder.

Arkadaş! Elvan-ı seb’a gibi memzuç olan şu beş hakikat, kâinata bir Rab, Kadîr, Alîm, Hakîm, Kerîm, Rahîm, Rahman, Rezzak, Hayy-ı Kayyum zaruri olduğuna bilbedahe delalet ve şehadet eder. Ve kâinat bu şehadetlerini  اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ  ile ilan eder. (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin