a
Ana SayfaFatiha Suresi46. Sual: “en’amte” fiil, “mağzûb” ism-i meful, “dâllîn”in ism-i fail olarak zikirlerinde…

46. Sual: “en’amte” fiil, “mağzûb” ism-i meful, “dâllîn”in ism-i fail olarak zikirlerinde…

İşârâtü’l-İ’caz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Sual:  اَنْعَمْتَ  fiil,  مَغْضُوبِ  ism-i mef’ul,  ضَالّٖينَ  ism-i fail olarak zikirlerinde ve keza üçüncü fırkanın sıfatını ve ikinci fırkanın sıfatına terettüp eden akıbetini ve birinci fırkanın unvan-ı sıfatını aynen zikretmekte ne gibi bir hikmet vardır? (İşârâtü’l-İ’caz)

Fiil: Zamana bağlı olarak bir iş, oluş ve hareket bildiren kelimelerdir. “Gitti, gidiyor, gidecek” gibi kelimeler fiil grubuna giren kelimelerdir.  اَنْعَمْتَ  lafzı “Sen in’am ettin.” manasında bir fiildir.

İsm-i meful: Fiilden türeyen ve failin yaptığı işten etkilenen isimlerdir.  مَقْتُولٌ “öldürülmüş”,  مَكْتُوبٌ “yazılmış”,  مَأْكُولٌ “yenilmiş” gibi kelimeler birer ism-i mefuldür.  مَغْضُوبِ lafzı da “gazap olunmuş” manasında bir ism-i mefuldür.

İsm-i fail: Fiilden türeyen ve işi yapanı gösteren isim cinsinden kelimelerdir.  شَاهِدٌ “şahit”,  حَاكِمٌ “hâkim”,  قَاتِلٌ “katil” gibi kelimeler birer ism-i faildir.  ضَالّٖينَ  lafzı da “sapmışlar” manasında bir ism-i faildir. Bu kelimenin müfredi (tekili)  ضَالٌّ  şeklinde olup,  ضَالّٖينَ  bu ism-i failin cem’i müzekker-i salimidir.

Netice: اَنْعَمْتَ  fiil,  مَغْضُوبِ  ism-i meful,  ضَالّٖينَ  ism-i fail olarak zikredilmiştir.

Yine üçüncü fırka olan  ضَالّٖينَ (sapmışlar) fırkasının direk sıfatı zikredilmiş ve onların haktan sapmış olduğu beyan edilmiştir.

İkinci fırka olan  مَغْضُوبِ (gazap olunmuş) fırkasının ise sıfatına terettüp eden akıbet zikredilmiştir. Yani onlar günah işlemiş ve neticesinde gazaba uğramışlardır. Gazaba uğramak onların günahlarının bir neticesidir.

Birinci fırka olan  اَنْعَمْتَ  (Sen in’am ettin.) fırkasının ise unvan-ı sıfatı zikredilmiş ve onların Allah’ın nimetine mazhar oldukları beyan edilmiştir.

Bu makamdaki soru şudur:

1اَنْعَمْتَ nin fiil olarak,  مَغْضُوب nin ism-i meful olarak,  ضَالّٖينَ nin ism-i fail olarak zikredilmesinin sebeb-i hikmeti nedir?

2. Üçüncü fırkanın sıfatını, ikinci fırkanın sıfatına terettüp eden akıbetini ve birinci fırkanın unvan-ı sıfatını aynen zikretmekte ne gibi bir hikmet vardır?

Üstadımız bu iki suale şu şekilde cevap veriyor:

Cevap: “Nimet” unvanı, nefsin daima meylettiği bir lezzet olduğundan ihtiyar edilmiştir. Fiil-i mazi olarak zikrindeki sebep evvelce beyan edilmiştir.

İkinci fırka ise kuvve-i gazabiyenin galebe ve tecavüzüyle tecavüz ederek ahkâmın terkiyle zulüm ve fıska düşmüşlerdir. Yahudilerin temerrüdü gibi. Zulüm ve fıskta hasis ve hayırsız bir lezzet görüldüğünden, onlardan nefis teneffür etmez. Kur’an-ı Kerîm o zulmün âkıbeti olan gazab-ı İlahîyi zikretmiştir ki nefisleri o zulüm ve fısktan tenfir ettirsin. İstimrar ve devam şe’ninde olan isimlerden ism-i mef’ul olarak zikredilmesi ise şer ve isyanların devam edip tövbe ve af ile inkıta etmedikleri takdirde kat’îleşeceğine ve silinmez bir damga şekline geçeceğine işarettir.

Üçüncü fırka ise vehim ve heva-yı nefsin akıl ve vicdanlarına galebesiyle, bâtıl bir itikada tabi olarak nifaka düşen bir kısım Nasâra’dır. Dalalet, nefisleri tenfir ve ruhları inciten bir elem olduğundan Kur’an-ı Kerîm, o fırkayı aynı o sıfatla zikretmiştir. Ve ism-i fâil olarak zikrindeki sebep ise dalaletin dalalet olması, devam etmesine mütevakkıf olup inkıtaa uğradığı zaman affa dâhil olacağına işarettir. (İşârâtü’l-İ’caz)

Metin açık olduğundan izaha gerek duymuyoruz. Teenni ile okunursa kolayca anlaşılır. Malumun ilamını yapmaya gerek yoktur.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin