a
Ana SayfaNamaz49. Araba, otobüs veya tren gibi taşıtlarda namaz kılınabilir mi?

49. Araba, otobüs veya tren gibi taşıtlarda namaz kılınabilir mi?

Kişi seferî dahi olsa -yani ikamet halinde olmayıp yolculukta dahi olsa- bir zorunluluk olmadan farz namazını binek üzerinde kılamaz. Binek dediğimizde araba, otobüs, tren ve gemi gibi taşıtları kastediyoruz. Binek üzerinde farz namaz kılınmaz çünkü farz namazların vakitleri bellidir. O vakitlerde biraz durup namazı normal şekliyle kılmak zor değildir.

Sadece bazı sıkıntılar sebebiyle farz namaz binekte kılınabilir. Bu sıkıntılar şunlardır:

1. Yerin çamur olması. Yer çamur olup bineğinden indiğinde üzeri kirlenecek ise binekte îmâ ile namazını kılabilir.

2. Bineğin durmasının kendi elinde olmaması. Mesela kişi uçakta yolculuk yapsa, uçağı durdurmak kendi elinde değildir. Eğer uçak iniş yaptığında namazın vakti geçecek olursa, bu durumda uçakta namazını kılabilir. Ama eğer inişten sonra namaz kılacak kadar bir vakti olacaksa namazını uçakta kılmamalı ve uçak indikten sonra kılmalıdır. Diğer binekler için de durum aynıdır.

Burada bakılacak şey şudur: Bineğin durması kendi elinde olmamalı ve binek durduğunda namaz vakti çıkacak olmalıdır. Eğer namaz vakti çıkmayacaksa bineğin durmasını beklemeli ve namazını öyle kılmalıdır.

3. Binekten inip namazını kılacak olursa yol arkadaşlarının kendisini beklememesi ve arkadaşlarından uzak kalma tehlikesinin olması gerekir.

Mesela kişi otobüsle seyahat ediyor. Otobüs öğle vaktinde bir yerde beş dakika mola verdi. Beş dakikada abdestini alıp öğle namazını kılması da mümkün değil. Otobüs şoförüne durumunu anlattı, namaz kılmak için izin istedi ama şoför “Yok, beklemem, ben giderim.” dedi. İşte bu durumda kişi otobüste îmâ ile namazını kılabilir. Ancak şoförden namaz için izin istemeli hatta zorlamalı; gerekirse diğer yolculardan da destek aramalı ve namaz için molanın uzatılmasına çalışmalıdır. Bütün bunlardan sonra otobüsün kalkmasından korkarsa namazını otobüste îmâ ile kılabilir.

Îmâ ederken de ön koltuğa secde etmesi gerekmez. Rükû için biraz, secde için biraz daha eğilmesi kâfidir.

4. Hırsız, düşman veya yırtıcı bir hayvanın saldırısından korkulması gibi şeyler olmalı. Yani kişi bineğinden indiğinde yırtıcı bir hayvanın veya düşmanın kendisine saldırmasından korkuyorsa binekte îmâ ile namazını kılabilir.

Eğer kişi özür sebebiyle namazı binekte kılacak ise kıbleye dönme şartı düşer. Bu kişi gücü yettiği yöne dönerek namazını kılar.

Deniz kenarında veya ortasında bağlı bulunan bir gemide namaz kılmaya gelince, gemi eğer çalkalanmıyorsa yer hükmündedir. İçinde ayakta olarak farz namaz kılınabilir. Eğer çalkalanıyor ise binek hükmündedir. Zorunluluk olmadan onda farz namaz kılınamaz. Ondan inmeli ve farz namazı yerde kılmalıdır.

İstanbul’da şu hadiseye çok şahit oluyoruz:

İş dönüşü vakti akşam namazı vaktine rastlayan bazı kişiler vapurla karşı yakaya geçerken akşam namazını vapurda kılıyorlar. Hâlbuki vapurdan inildiğinde akşam namazını kılacak kadar bir vakit kalmaktadır. Bu kişilerin akşam namazını vapurdan indiklerinde kılmaları gerekirken, “Binekte farz namaz kılmanın” fıkhî hükmünü bilmediklerinden dolayı namazlarını vapurda kılıyorlar. Kıldıkları bu namaz sahih değildir. Zorunluluk olmadan farz namaz asla binekte kılınamaz.

Buraya kadar anlattıklarımız farz namazlar hakkındadır. Nafile namazlara gelince, seferî olanların binekte nafile kılması ittifakla caizdir.

Şehir içinde binekte nafile kılmaya gelince, İmam Ebû Yusuf’a göre bu caizdir. İmam Muhammed, “Caiz olmakla birlikte mekruhtur.” der. İmam-ı Azam Hazretlerine göre ise seferî olmayanların binek üzerinde nafile kılması caiz değildir.

Bizler İmam Ebû Yusuf’un fetvasıyla amel edip şehir içinde binekte îmâ ile nafile namaz kılabiliriz. Tabii müsait durumlarda.

(Kâsânî, Bedâî, I, 108-109; Semerkandî, Tuhfe, II, 156; Serahsî, I, 250-349)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin