a
Ana SayfaHadis Savunması5. Peygamber size her neyi verdiyse onu alın. (Haşr 7)

5. Peygamber size her neyi verdiyse onu alın. (Haşr 7)

Hadis inkarcıları: “Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.” diyorlar.

Biz de onlara diyoruz ki: Madem siz Kur’an’a uyuyorsunuz o hâlde Haşr suresi 7. ayetin emrine de itaat etmelisiniz. Bu ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyurmuş:

وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ  Resul size her neyi verdiyse  فَخُذُوهُ  onu alın  وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ  ve size her neyi yasakladıysa  فَانتَهُوا  ondan vazgeçin.

Manaya bir daha dikkat kesilelim: Peygamber size her neyi verdiyse onu alın. Ve size her neyi yasakladıysa ondan vazgeçin.

Şimdi, bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım:

Ayet-i kerimenin başında şöyle buyrulmuş:  وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ  Peygamber size her neyi verdiyse onu alın.

Bu beyanla, sadece Kur’an’ın emrettiklerini değil, Peygamberimiz (a.s.m.)’ın da bütün emirlerini almamız yani bu emirlere uymamız emredilmektedir. Kur’an’ın emirleri buna dâhil olduğu gibi, sünnetin emirleri de buna dâhildir.

Ayetin devamında şöyle buyrulmuş:  وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا  Ve size her neyi yasakladıysa ondan vazgeçin.

Yine bu emre Kur’an’ın yasakları dâhil olduğu gibi, sünnetin yasakları da dâhildir.

Şimdi, hadislerdeki emir ve yasakları kabul etmeyip, “Biz sadece Kur’an’a uyarız.” diyenlere diyoruz ki:

Bakın, ayet-i kerime şöyle değil:

— Kur’an size her neyi verdiyse onu alın. Ve size her neyi yasakladıysa ondan vazgeçin.

Ayet-i kerime böyle değil. Ayet-i kerime şu şekilde:

— Peygamber size her neyi verdiyse onu alın. Ve size her neyi yasakladıysa ondan vazgeçin.

Eğer biz sadece Kur’an’ın emir ve yasaklarına muhatap olsaydık, sünnetin emir ve yasakları olmasaydı, ayet-i kerime “Peygamber size her neyi verdiyse onu alın.” şeklinde değil, “Kur’an size her neyi verdiyse onu alın.” şeklinde olurdu. Lakin böyle olmamış. Böyle olmaması da ispat eder ki: Bizler Hz. Peygamber (a.s.m.)’ın hem Kur’an yoluyla hem de sünneti yoluyla emrettiği ve nehyettiği her şeye muhatabız.

Bu makamda şu izahı da yapmak istiyoruz:

Bazı kimseler bu ayetin sadece fey hakkında nazil olduğunu söyleyip, “Sadece fey hakkında verdiğini alın ve yasakladığından vazgeçin.” diyerek, ayetin ifade ettiği umumiliği reddetmektedirler.

Fey: Düşmanla muharebe bittikten sonra İslamiyet’i kabul etmeyenlerden sulh yoluyla veya zorla alınan mallardır. Harpte zorla alınan mala ise “ganimet” denir.

İşte bazı kişiler, ayetin üst kısmı fey hakkında olduğu için, “Peygamber size her neyi verdiyse onu alın. Ve size her neyi yasakladıysa ondan vazgeçin.” ayetinin sadece fey hakkında olduğunu söylemektedirler. Onlara göre, Hz. Peygamber (a.s.m.)’ın fey hakkında verdiği hükmü almalıymışız ama diğer sözlerine uymak zorunda değilmişiz.

Onların bu batıl sözlerine karşı üç sözümüz var. 1. sözümüz şu:

Arapçada  مَا  ve  مِنْ  edatları arasında şöyle bir mana farkı vardır:  مَا  edatı bütünü ifade eder.  مِنْ  edatı ise teb’iz edatı olup parçayı ve bir kısmı ifade eder. Eğer ayeti kerime  مَا  edatıyla değil,  مِنْ  edatıyla gelseydi yani şöyle olsaydı:

وَمِنْ آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمِنْ نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا

Eğer böyle olsaydı, manası şöyle olurdu: “Resulün size verdiğinin bir kısmını alın ve sizi nehyettiği şeylerin bir kısmından vazgeçin.”

İşte  مِنْ  edatı ayete bu manayı verirdi. Eğer böyle olsaydı, o zaman “Biz sadece Peygamberin fey hakkındaki sözüne uyarız, diğer sözlerine uymayız.” diyenlerin söyleyecek bir sözü olurdu. Lakin ayet-i kerime parçayı bildiren  مِنْ  ile değil, bütünü bildiren  مَا  ile gelmiş ve denilmiş ki:

وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا

Yani Peygamber (a.s.m.) size her neyi verdiyse bütününü alın. Ve size her neyi yasakladıysa tamamından vazgeçin.

İşte  مَا  edatının manaya etkisi budur. Bu durumda, Efendimiz (a.s.m)’ın fey hakkındaki sözü  مَا  edatına dâhil olduğu gibi, diğer bütün sözleri de bu edata dâhildir. Ve hepsini almamız gerekmektedir.

Bu husustaki 2. sözümüz şudur: Usul-ü fıkıhta bir kaidedir ki: Ayetin iniş sebebinin hususiliği hükmün umumiliğine engel teşkil etmez. Yani bir hüküm hususi bir olay üzerine inmiş olsa da bu hüküm umumi kabul edilir. Eğer böyle olmazsa, İslam’ın neredeyse bütün hükümlerini yok saymak zorunda kalırız. Zira Kur’an’ın bir çok hükmü hususi olaylar üzerine inmiştir. Eğer o hükümleri sadece o olayla sınırlayıp, “Başka yerde hükmü geçmez.” dersek, bu hâlde Kur’an sadece o asra inmiş bir kitap olur.

İşte bu sebepten dolayı, “Peygamber size her neyi verdiyse onu alın. Ve size her neyi yasakladıysa ondan vazgeçin.” ayetinin fey hakkında inmiş olması, bu hükmün sadece fey hakkında olduğu neticesini vermez. Hüküm umumidir. Peygamberimizin her verdiğini almalı ve her nehyettiğinden kaçınmalıyız.

Bu husustaki 3. sözümüz de şu: Bütün âlimler ve müfessirler -anlattığımız iki sebepten dolayı- hükmün umumiliğine hükmetmişlerdir. Bütün âlimlerin ittifak ettiği bir meselede onlara muhalefet etmek ehl-i aklın kârı değildir.

Mesela “İmamların güneşi” lakabıyla meşhur Fahreddin’i-z Râzî Hazretleri bu ayet hakkında şöyle der:

— En güzel olan mana, bu ayetin Resulullah (a.s.m.)’ın verdiği, emrettiği ve nehyettiği her şeye şamil bir hüküm olmasıdır. Bununla beraber, fey ile ilgili hüküm de bu umumiliğe dâhildir.

Bütün bu izahlardan sonra, şimdi hadis inkarcılarına diyoruz ki:

Siz “Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.” diyorsunuz.

— Peki, Haşr suresinin 7. ayetini hiç okumuyor musunuz?

— Bu ayetin emriyle niçin amel etmiyorsunuz?

Ayet-i kerime diyor ki: “Peygamber size her neyi verdiyse onu alın. Ve size her neyi yasakladıysa ondan vazgeçin.”

— Siz niçin Peygamberin verdiklerini almıyor ve nehyettiklerinden vazgeçmiyorsunuz.

Siz Kur’an’a uyduğunuzu iddia ediyorsunuz lakin Kur’an’dan hiç nasibiniz yok. Kur’an’ı hiç anlamıyorsunuz. Eğer anlasaydınız Resulullah’ın sünnetine ve hadislerine muhalefet etmez; ayetin emrettiği gibi, o sünnetin size verdiklerini alır ve nehyettiklerinden vazgeçerdiniz. Allah size hidayet versin.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin