a
Ana SayfaNamaz53. Ayakta durmaktan âciz olan bir hasta namazını nasıl kılar?

53. Ayakta durmaktan âciz olan bir hasta namazını nasıl kılar?

Namazda kıyam -yani ayakta durmak- farz ve vacip namazlarda bir rükündür ve bir esastır. Bu sebeple, kıyama gücü yeten kimsenin farz ya da vacip namazı oturarak kılması caiz değildir. Eğer kişi ayakta durmaktan âciz kalırsa kıyam farzı ondan düşer, namazını oturarak kılar.

Eğer bir yere dayanmak suretiyle ayakta namaz kılmaya gücü yetiyorsa namazı ayakta yaslanarak kılmalıdır. Böyle bir kişi farz ve vacip namazları oturarak kılamaz.

Eğer bir süre ayakta durmaya gücü yetiyorsa o sürede ayakta durup kıyam yapar ve sonra namazını oturarak tamamlar. Hatta sadece iftitah tekbirini ayakta almaya gücü yetse, bu tekbiri ayakta alır ve sonra oturarak namazını îmâ ile tamamlar. Başka türlü yapamaz.

Eğer bir hastanın ayakta durmaya gücü yettiği hâlde rükû veya secdeye gücü yetmezse, namazını ayakta kılması gerekmez. Böyle bir kişi namazını oturarak îmâ ile kılar.

Namazını oturarak kılacak kişi -eğer gücü varsa- namaz esnasında oturduğu gibi oturup namazını böylece kılar. Buna gücü yetmezse kıçı üzerine oturup ayaklarını kıbleye uzatır. Buna da gücü yetmezse kolayına geldiği şekilde kılar.

Oturarak namazını kılamayacak kadar hasta olan kimse ise arkası üzerine yatar ve ayaklarını kıble yönüne uzatarak namazını böyle kılar. Rükû ve secde için îmâ yapar. Böyle bir hasta, yüzü kıbleye yönelmiş olarak sağ yanı üzerine yatsa ve îmâ ile rükû ve secde yapsa yine caizdir. Fakat gücü varsa sırt üstü yatarak kılması daha faziletlidir.

Eğer bir hastanın başı ile îmâ etmeye gücü yoksa, İmam-ı Azam Hazretlerine göre bu kişi namazını kazaya bırakır. İmam Ebû Yusuf’a göre ise kazaya bırakmaz, göz ve kaşları ile îmâ eder ve namazını böyle kılar. Eğer bunu da yapamıyorsa İmam Ebû Yusuf’a göre namazını kazaya bırakır. İmam Şafiî ve İmam Züfer’e göre ise bu durumda da olsa namazını kazaya bırakmaz ve kalbi ile îmâ ederek namazını tamamlar.

Bu hükümler namazın ne kadar kıymetli olduğunu herhâlde bir derece anlatmaktadır.

(Merginânî, el-Hidâye, II, 83-85; Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 260)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin