a
Ana SayfaLemalar56. Ve keza, senevî inkılâplarda, müsebbebatla esbabın birlikte ölüm ve zevali ve sonradan ikisinin yine birlikte iadeleri…

56. Ve keza, senevî inkılâplarda, müsebbebatla esbabın birlikte ölüm ve zevali ve sonradan ikisinin yine birlikte iadeleri…

Lem’alar mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Ve keza, senevî inkılâplarda, müsebbebatla esbabın birlikte ölüm ve zevali ve sonradan ikisinin yine birlikte iadeleri, esbabın da müsebbebat gibi âciz masnu ve mahluklardan olduğuna delâlet ettiği gibi, bu masnuat ve mevcudatın, bir Zât-ı Vâhid’in müteceddid bir sanatı olduğuna da şehadet eder. (Mesnevi-i Nuriye, Lem’alar)

(Müsebbebat: Sebeplere takılan neticeler / Esbab: Sebepler / Masnu: Sanatla yapılmış / Müteceddid: Yenilenen)

İlk önce şu iki lafzın manasını öğrenelim: Esbab ve müsebbebat.

Esbap sebepler demektir. Müsebbebat ise sebeplere takılan neticeler demektir. Esbabın tekili sebep, müsebbebatın tekili ise müsebbebtir. Mesela:

– Tavuk sebeptir, yumurta müsebbeb.

– Ağaç sebeptir, meyve müsebbeb.

– Bulut sebeptir, yağmur müsebbeb.

– Tohum sebeptir, çiçek müsebbeb…

Allah’ı inkâr edenler müsebbebatı -yani neticeleri- esbabın yaptığına itikat ediyorlar. Hâlbuki esbab da müsebbebat gibi ölüyor. Vakti geldiğinde her ikisi birden aynı anda yaratılıyor.

Mesela ağaç sebep, meyve ise müsebbebtir. Kâfir diyor ki: Bu meyveyi bu ağaç yaptı.

Biz de ona diyoruz ki: İyi de senin fail olarak gösterdiğin ağaç vakti geldiğinde meyvesiyle beraber öldü. İskelet gibi kupkuru bir hâlde aylarca kaldı. Sonra mevsimi geldiğinde birden yaprak ve çiçeklerle süslendi ve dallarına meyveler takıldı.

İşte bu hâl yani sebebin müsebbeb ile birlikte ölmesi ve her ikisinin aynı ayna diriltilmesi ispat eder ki meyvenin sahibi ağaç değildir. Ağaç da meyve gibi mahluktur, masnudur. Ağacın da meyvenin de sahibi müsebbibü’l-esbab olan Allah’tır.

Yine mesela bulut sebep, yağmur ise müsebbebtir. Kâfir diyor ki: Bu yağmuru bulut yaptı.

Biz de ona diyoruz ki: İyi de senin fail olarak gösterdiğin bulut bir müddet önce yoktu. Birden var oldu ve yağmur yağmaya başladı. Yağmur bitince de yok oldu gitti.

İşte bu hâl yani sebep olan bulutun, müsebbeb olan yağmur ile aynı anda yaratılması ve beraber yok olup, sonra tekrar beraber var edilmeleri ispat eder ki yağmurun sahibi bulut değildir. Bulut da yağmur gibi mahluktur, masnudur. Bulutun da yağmurun da sahibi müsebbibü’l-esbab olan Allah’tır.

Ağaç ile meyve ve bulut ile yağmur arasındaki bu mukayese bütün esbap ve müsebbebat için geçerlidir. Biz ağaç ile meyveyi ve bulut ile yağmuru tefekkür ettik. Siz tefekkür sofranıza başka esbap ve müsebbebatı misafir edin ve bu hakikati onlar üzerinde tefekkür edin.

Bu dersimizde şu cümleyi anlamaya çalıştık:

Ve keza, senevî inkılâplarda, müsebbebatla esbabın birlikte ölüm ve zevali ve sonradan ikisinin yine birlikte iadeleri, esbabın da müsebbebat gibi âciz masnu ve mahluklardan olduğuna delâlet ettiği gibi, bu masnuat ve mevcudatın, bir Zât-ı Vâhid’in müteceddid bir sanatı olduğuna da şehadet eder. (Mesnevi-i Nuriye, Lem’alar)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin