a
Ana SayfaLemalar59. Binaenaleyh, Sâni’in vacib ve vahid olduğuna her şeyde iki şahit olduğu gibi, Hâlık’ın ehad ve samed olduğuna da….

59. Binaenaleyh, Sâni’in vacib ve vahid olduğuna her şeyde iki şahit olduğu gibi, Hâlık’ın ehad ve samed olduğuna da….

Lem’alar mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Binaenaleyh, Sâni’in vacib ve vâhid olduğuna her şeyde iki şahit olduğu gibi, Hâlık’ın ehad ve samed olduğuna da her bir zihayatta iki ayet vardır. (Mesnevi-i Nuriye, Lem’alar)

(Sâni: Sanatkar / Vacib: Varlığı lazım ve zaruri olan / Vahid: Tek, bir / Hâlık: Yaratıcı / Ehad: Tek, bir / Samed: Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayıp her şeyin Allah’a muhtaç olması / Zihayat: Hayat sahibi)

Bu iki şahit:

Birincisi: Her bir varlığın kendindeki âcz-i mutlak ve fakr-ı mutlak ile beraber güçlerinin binler derece fevkinde işler yapmasıdır. Bu, Allah’ın vacib olduğuna delildir. Bu hakikatin geniş izahını bir önceki dersimizde yapmıştık.

İkinci şahit: Her bir varlığın âcz-i mutlak ile beraber, umumi nizamın muhafazası için hamil olduğu vazifeyi görmesidir. Bu da Allah’ın vâhid -yani bir ve tek- olduğuna delildir. Çünkü bütün eşya kâinattaki nizamın devamı için hamil olduğu vazifede çalışır. Nizamın devamı için her bir varlığı kendine mahsus bir vazifede çalıştırmak, ancak kâinatı kabza-i kudretinde tutan zat için mümkündür. Bu da Allah’ın vâhid olduğunu delildir. Bu hakikatin geniş izahını önceki dersimizde yapmıştık.

Sonra Üstadımız dedi ki: Hâlık’ın ehad ve samed olduğuna da her bir zihayatta iki ayet vardır.

Önceki iki şahit aynı zamanda iki ayettir. Eğer mahlukatın nizamı muhafaza etmek için çalışmasını kâinat ölçeğinde düşünürseniz, vahidiyeti tefekkür etmiş olup Vâhid ismini görmüş olursunuz. Ölçeğinizi küçültüp bunu bir mahlukta tefekkür ederseniz, mesela hücrelerin birbirinin yardımına koştuğunu düşünürseniz, ehadiyeti tefekkür etmiş olup Ehad ismini görmüş olursunuz. Demek, fark baktığınız pencerenin farkıdır.

Yine âcz-i mutlak içindeki varlıkların kendi güçlerinin fevkinde işler yapmasından Allah’ın vacib olduğuna ulaşırsınız -ki bu meseleyi daha önce işlemiştik.- Eğer mahlukatın âcz-i mutlak içinde olmasına; hiçbirinin tesirde bir müdahalesi yok, hepsi âcizdir, fakirdir, hepsi Allah’a muhtaçtır cihetinden bakarsanız; samediyeti tefekkür etmiş olup Samed ismini görmüş olursunuz. Zira Samed o zattır ki hiçbir şeye muhtaç olmayıp her şey ona muhtaç ola.

Demek, varlıkların âcz-i mutlak ve fakr-ı mutlak içinde kendi güçlerinin fevkinde işler yapması ve umumi nizamın muhafazasına çalışması iki şahit ve iki ayettir ki Allah’ın hem vacib, hem vâhid, hem ehad, hem de samed olduğunu ispat ve ilan eder.

Bu dersimizde şu cümlenin izahına çalıştık:

Binaenaleyh, Sâniin vacib ve vahid olduğuna her şeyde iki şahit olduğu gibi, Hâlık’ın ehad ve samed olduğuna da her bir zihayatta iki ayet vardır. (Mesnevi-i Nuriye, Lem’alar)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin