a
Ana SayfaHadis Savunması7. Seni hakem yapmadıkça iman etmiş sayılmazlar! (Nisa 65)

7. Seni hakem yapmadıkça iman etmiş sayılmazlar! (Nisa 65)

Nisa suresi 65. ayette şöyle buyrulmuş:

فَلاَ وَرَبِّكَ  Hayır! Rabbine yemin olsun ki  لاَ يُؤْمِنُونَ  onlar iman etmiş olmazlar  حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ  aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin etmedikçe  ثُمَّ لاَ يَجِدُوا فِي أَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ  sonra senin verdiğin hükümden dolayı gönüllerinde hiçbir sıkıntı duymadıkça  وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا  ve tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça.

Manaya bir daha dikkat edelim: Hayır! Rabbine yemin olsun ki onlar aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin etmedikçe, sonra senin verdiğin hükümden dolayı gönüllerinde hiçbir sıkıntı duymadıkça ve tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.

Şimdi, bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım:

Ayet-i kerimenin başında şöyle buyrulmuş:  فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ  Hayır! Rabbine yemin olsun ki onlar iman etmiş olmazlar!

Bu ifadeyle, bir işi yapmadıkça imanın tamam olmayacağı beyan buyrulmuş. Ve bundan sonra imanın şartı olarak üç şey zikredilmiş.

Birincisi:  حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ  Aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin etmedikçe…

İmanının 1. şartı budur: Aramızda çekiştiğimiz bir meselede Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’ı hakem tayin edeceğiz.

Bu ifadeden anlıyoruz ki: Aramızda çekiştiğimiz mesele Kur’an’da açıkça beyan edilmemiştir. Zira açıkça beyan edilmiş olsaydı aramızda bir çekişme olmazdı.

O hâlde -eğer biz müminsek ve imanımız varsa- Kur’an’da açıkça hükmü beyan edilmeyen ve aramızda tartışma konusu olan şeylerde kafamıza göre hükmetmeyip, Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’ı hakem tayin edeceğiz. Peygamberimizi hakem tayin etmek, meseleyi Peygamberimizin hadislerine ve sünnetine götürmektir.

Demek, bir kimse çekiştiği meseleyi Peygamberimiz (a.s.m.)’ın hadislerine götürmüyorsa -Kur’an’ın ifadesiyle- bu kişi iman etmemiştir.

İmanın birinci şartını öğrendik: Çekiştiğimiz meseleyi Peygamberimize götürmek!

İmanın ikinci şartı ayetin devamında şöyle beyan ediliyor:  ثُمَّ لاَ يَجِدُوا فِي أَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ  Sonra senin verdiğin hükümden dolayı gönüllerinde hiçbir sıkıntı duymadıkça…

Demek, sadece meseleyi Peygamberimiz (a.s.m.)’a götürmek yeterli değildir. Ayrıca Peygamberimizin hükmünü kabul etmemiz de gerekir. Öyle bir kabul lazımdır ki gönülde en küçük bir sıkıntı olmayacak. Yani kişi, “Bu mesele keşke şöyle olsaydı, böyle olsaydı.” gibi bir söz söylemeyecek ve böyle bir şeyi düşünmeyecek. Bilakis Peygamberimizin o meseledeki hükmünü öğrenir öğrenmez,  سَمِعْنَا و أَطَعْنَا  “İşittik ve itaat ettik.” diyecek. Eğer bunu diyemiyorsa ve gönlünde sıkıntılar varsa, bu hâl ispat eder ki onun imanı tamam olmamış ve kemale ermemiştir.

Ayette zikredilen imanın üçüncü şartı da şudur:  وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا  Tam bir teslimiyetle teslim olmaktır.

Üç şartı bir daha tekrar edelim:

1. Aramızda çekiştiğimiz meselede Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’ı hakem tayin edeceğiz.

2. Peygamberimizin hükmünü öğrendiğimizde gönlümüzde en küçük bir sıkıntı olmayacak.

3. Bu hükme tam bir teslimiyetle teslim olacağız.

İşte bunları yapabiliyorsak iman etmişiz demektir. Yok, bunları yapamıyorsak imanımız kâmil değildir.

Bu beyanlardan sonra, şimdi hadis inkârcılarına diyoruz ki:

Aramızda şefaat, tevessül ve kabir hayatı gibi birçok meselede ihtilaf ve çekişme var. Bizler bunların hak olduğuna inanırken, sizler bunları batıl kabul ediyorsunuz. Yapmamız gereken şey, Nisa suresi 65. ayetin emriyle amel etmek ve meselelerimizi Peygamberimize götürmektir. Sonra da Peygamberimizin hükmüne razı olup teslim olmaktır.

Bizler size: “Gelin, meselelerimizi Peygamberimize yani onun sünnetine ve hadislerine götürelim.” dediğimizde, sizler bize: “Yok, biz Peygamberimize götürmeyiz, onu hakem kabul etmeyiz ve hadislerine itibar etmeyiz.” diyorsunuz.

— İyi de hani siz Kur’an’la amel ediyordunuz?

Bakın, Kur’an size: “Tartıştığınız meseleleri Resule götürün. Onun sözlerini ve hadislerini aranızda hakem yapın.” diyor. Siz ise Kur’an’ın bu emrine muhalefet ediyor ve daha meseleleri Peygamberimize bile götüremiyorsunuz. Nerede kaldı onun hükmünü kabul etmek ve tam bir teslimiyetle teslim olmak!

Benim en çok şaşırdığım şey ise siz Kur’an’ın emrine böyle muhalefet ederken Kur’an’a uyduğunuzu iddia ediyor olmanız! Allah size akıl fikir versin.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin