a
Ana SayfaAv7. Avcı avı vurduktan sonra avın yanına gitmeyi geciktirse caiz olur mu?

7. Avcı avı vurduktan sonra avın yanına gitmeyi geciktirse caiz olur mu?

Avcının, avı vurması ile avın yakalanması arasında herhangi bir işle uğraşmaması gerekir. Bunun şart koşulmasının sebebi şudur:

Avcının avı hemen takip etmesi istenir ki hayatta iken ona yetişsin ve kesebilsin. Şayet bu konuda kusuru olur ve onu kesmeden önce hayvan ölecek olursa av yenilmez. Çünkü avcı ihtiyari olarak kesme imkânını elde etmiş ama bu imkânı kusuru sebebiyle kaçırmıştır.

Avcı avını bulduğunda eğer avın kesilen hayvandan daha ileri derecede bir hayatı bulunursa, mesela bir gün veya yarım gün gibi, kesilmiş hayvandan daha fazla yaşayabilecek durumda ise avı kesmelidir. Eğer avı kesmez ve av kendi kendine ölürse bu avı yemek helal olmaz. Bu durumda bu av meyte hükmünde olur.

Eğer kesilmiş hayvanın hayatına benzer bir canlılığı var iken ava yetişecek olursa kesmesi şart değildir. Çünkü bu durumdaki av hükmen ölmüştür.

Eğer avına kesilmiş hayvandan daha ileri derecede bir canlılığı var iken yetişir ve herhangi bir aleti olmadığından ya da vakit darlığından dolayı onu kesme imkânını bulamazsa, Hanefi mezhebinin üç imamına göre, istihsanen yenilir.

Yine avı ele geçiremediğinden dolayı kesme imkânını bulamaz ve hayvan ölürse, bu avı yemek de caizdir. Çünkü av ele geçirilememiştir; bu sebeple de kesme imkânı yoktur.

Şu bilgiyi de ilave edelim:

Avcı av hayvanına atış yapsa ve av gözünden kaybolsa, daha sonra hayvanı ölü olarak ve kendi okundan başka herhangi bir iz olmadığı hâlde bulsa, bu avı yemek helaldir. Ancak bu, onu aramaya devam etmiş, araştırmaya koyulmuş ve avından başka bir şeyle uğraşmamışsa böyledir. Eğer başka bir şeyle uğraşır ve ondan sonra avı bulursa ya da o hayvanda başka bir okun izini bulur ve o oktan ölme ihtimali olursa ya da okun kendisine ait olup olmadığından şüphe ederse, bu avın yenilmesi helal olmaz. Çünkü avın başka bir sebepten dolayı ölme ihtimali vardır.

(el-Lübab, III, 219; Tebyînü’l-Hakaik, IV, 53; ed-Dürrü’l-Muhtar, V, 334; Vehbe Zuhaylî, IV, 474, 477)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin